hügel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hügel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2023 Cumartesi

mevzu - odun yatağı - sss

Permies'te sıkça sorulan soruları derledim. Aklınıza takılan bir konu olursa insta'dan mesaj gönderin, ekleyelim.

Odun yatağı yönteminin öncelikli amaçları neler? Hangi durumlarda tercih edilir, hangilerinde tercih edilmez? 

Odun yatağının öncelikli amacı yoktan toprak üretmek. Diyelim ki elinizdekil, kum ve çakıl var, ancak yaşayan, hayat dolu kara toprak yok. Bu malzemelerle odun yatağı kurarsanız (ve mümkünse biraz azot kaynağı ekleyin) çürüyen odunun etrafındaki kil ya da kumun renginin değiştiğini, aralarının organik madde ile dolduğunu göreceksiniz. O kadar değişik bir görüntü ki, kırmızı kil damar damar kara toprağa dönüşmüş olmuş, daldan geriye bir şey kalmamış. Yoktan toprak yaratıyoruz sanki.

İkincil amacı dal atıklarının geri dönüştürülmesi. Dalları öğütüp kullanabilirsiniz - masraf ve işçilik. Yakabilirsiniz - çoğu kül olup ziyan oluyor. Biyokömür üretebilirsiniz - mantıklı ancak kaliteli biyokömür üretebilmek için dalların kurutulması, uygun boylarda kesilmesi gibi bir çok gereklilik var. Gene işçilik. Dalların üzerine toprak atın, bir şeyler ekin yetiştirin. En rahatı.

Sebze yetiştirmek üçüncü sırada geliyor. Sebzeler için drenaj, mikroiklimler, odunun tuttuğu su ile uzun süre sulamaya ihtiyaç kalmadan sebze yetiştirebilmek. Gibi.

Diğer amaçlar: Doğal hayata destek/habitat. Görüntü kirliliğinin engellenmesi/çit görevi görmesi. Mikroiklim yaratmak. Drenaj. Hiçbir şeyin yetişmediği bir iklimde bir şeyler yetiştirmek :) Geri dönüşüm. Tasarruf (yataklara ekleyceğiniz kompost, gübre, topraktan).

Azot? Gübresiz nasıl oluyor? O kadar dal, odun, talaş toprağın bereketini çekmiyor mu?

Öncelikle gübresiz odun yatağı olmaz değil, olur. Ancak sebze yetiştirmek için gerekli azotu odun yatağının ilk senelerde sağlaması mümkün değil. Takviye gerekiyor. İlk yazıda bunu  açıkladım, zengin odun yatağı başlığında. Soru toprağa talaş, kuru yaprak karışınca toprağın bereketi kaçıyorken odun gömünce nasıl oluyor da sebze yetiştirebiliyorsak ise durum şöyle:

Karbonun topraktaki azotu tutması yüzey alanıyla bağlantılı. Toprağa ince talaş sererseniz, yüzey alanı büyük olduğundan, topraktaki azotu bir seferde çeker. Yabani otlar bile büyümekte zorlanır. Ancak kütüklerin yüzey alanı talaşa kıyasla çok az. O yüzden topraktan bir anda yüklü azot/gübre çekme gibi bir durum yok.

Ağaçları, çalıları, sebzeleri yetiştirmek için bol bol gübre kullanıyoruz. Bitkiler aldıkları azotun önemli bir kısmını büyümek için kendilerine kullanıyor. Peki ağaçlar ve çalılar öldükten sonra bu azota ne oluyor? Kuru dal ya da odun çimen, kahve telvesi, mutfak atığı kadar yoğun azot içermese de azot içeriyor. Hatta azot miktarı onlardan fazla bile olabilir, çünkü odunun ağırlığı yani miktar çok. Bitki atıklarını gömdüğümüzde yalnızca karbonu değil, o bitkinin yetişmesi için gerekenleri - yani ömürleri boyunca biriktirdiklerini- gömüyoruz (azot, fosfor, potasyum, çinko..). Çürüme başlayınca bu azot toprağa geçiyor. Yani ilk başlarda odun topraktan az miktarda azotu çekerken (karbonun azotu bağlaması), bir süre sonra çürüyen odun net azot/gübre sağlayan haline geliyor. Yani toprağın bereket katıyor, gübreliyor. Bu süreç ilk sene yavaş, hatta kuru iklimlerde aşırı yavaş, ancak ikinci sene hızlanıyor. Üçüncü seneden itibaren tamamen pozitife dönüyor. Zaten işte bu yüzden ilk yıllarda odun yatağını suluyoruz, güçlü kurmaya çalışıyoruz.

Odun yatağı termitleri çekmez mi? Daha sonra bu termitler bahçedeki ağaçlara zarar vermez mi?

Çeker. Bir tek termitleri de değil, aklınıza hayalinize gelecek her tür canlıyı çeker, faresinden, baykuşuna, salyangozundan değişik hamamböceği cinslerine, hatta ateş böceğinden yarasasına. Boşuna dememişler ölü ağaçta hayat var diye. Gömülü bile olsa hayat aşılıyor bahçeye.

Termitler çürüyen odunları kemirmeyi seviyor. Odun yatağında da bundan bol miktarda var. Şayet yatak su altında kalmazsa ya da biri gidip yatağı bozmazsa termitlerin göç edip yapılara zarar verdiğini, ağaçları kemirdiğini görmedim. Belki başka iklimlerde, başka ülkelerde, farklı termit cinslerinde bu durum olabilir. Bizde henüz görmedim. Gene de eşeği sağlam kazıpa bağlayıp ahşap yapıların (bina, çardak, köprü) hemen dibine odun yatağı kurmuyoruz.

Odun yatağını kurmak için gerekli toprağı nereden temin edebiliriz? Az toprak kullanarak odun yataı kurmak mümkün mü?

Kısa özet: Odun yatağı kurarken dalları toprakla iyice örtmek gerekiyor. Gerekli miktarda toprak kullanmazsanız büyük boşluklar toprağın hızlıca kurumasına ve yatak içinde su zincirinin kopmasına neden oluyor. Bu durum yatağın tekrar nem kazanmasına engel olur çünkü toprak kuruyunca hidrofobik hale geliyor.

Gömülü odun yatağı kurarken toprak bulmak zor olmasa gerek. Kazdığımız toprağın içindeki büyük taşları eleyip odunların üstüne geri yayıyoruz. Klasik odun yataklarında da durum pek farklı değil. Kazdığınız toprak yeterli olacaktır. Gömülü yataklardan farkı kazdığımız çukura geri doldurmuyoruz, yüzeydeki toprağı traş edip ortaya yığıyoruz.

Sepp Holzer'in dar-yüksek odun yatakları için gerekli toprağı bulmak dert. Sepp büyük makinalarla araziyi kademelendirdiği için (teraslar kuruyor) toprak bulmakta zorluk yaşamamış. Ancak Paul Wheaton Montana'daki kayalık arazide toprak bulamadığını ifade ediyordu permieste. Çare balık havuzu kurmak. Havuzdan çıkan toprak odun yatağına gidiyor, kazılan alan da havuz oluyor.

Çok soğuk/soğuk/kurak/yağışlı iklimlerde odun yatağı işler mi? Hangisini tercih etmeli?

Her durumu kendi içinde değerlendirmek gerekse de yol göstermesi için aşağıdaki listeyi paylaşayım.

Akdeniz iklimi, karasal iklim: Gömülü odun yatağı. Min 40-60 cm derinlik, toprağı en çok 30 cm kabartın, daha yksek olmasının yararı yok zararı var. İlk iki sene düzenli sulama. Daha kurak bölgeler için ya daha derin ya da krater bahçeciliği.

Düzenli yağış alan bölgeler ya da damla sulama kurduğunuz yataklar: Klasik odun yatağı, nam-ı diğer hügelkültür. 1-1,2 m yüksekliğinde. 

Karadeniz iklimi, yüksek rakımlar, buharlaşmanın az olduğu düzenli yağış alan bölgeler: Sepp Holzerin raf- hügelkültürleri.

Şehir içi yükseltilmiş sebze yatakları: İdeali 40-60 cm yüksekliğinde son 10-15 cm'i iyi toprakla doldurulmuş yataklar. 30 cm'in altına düşmeyin. Her yıl düzenli oalrak toprak/malç/kompost ekleyin. Yataklar oturacak.

Beton alanlar: Klasik yığılı odun yatağı + damla sulama.

Yeni kesilmiş ağaçların odununu mu kullanmalı yoksa bir kenarda uzun süre beklemiş ağaçlarınkini mi?

Mümkünse çürümüş, yığılmış kalmış odunları terih edin. Yeni kesilmiş ağaçların dallarını, kütüğünü kullanmayı düşünüyorsanız, kullanabilirsiniz. İğne yapraklı ağaçlar tekrar filizlenmiyor. Ancak çınar, kavak, söğüt ve benzer türlerde yaprağını döken "zombi" ağaçlara dikkat edin. Odunu sürgün atıp tüm yatağı ele geçirebilir.

İlkbaharda, su oduna yürüdükten sonra odun yatağı kuracaksam yeni kesilmiş ağaçları tercih ederim. Zaten yaş, sulamaya ihtiyacı azaltır. Sonbaharda yatak kuracaksam çürümüş odunları dalları tercih ediyorum. Bütün kış suyu çeksin diye.

Çam ağaçları toprağın pH'ını düşürüyor mu?

 Çok değil. Dışarıdan kamyonla kütük getirmediğinizi düşünürsek zaten civardaki ağaçları kullacaksınız. Civardaki ağaç demek oranın toprağına uygun ağaçlar demek. Bir miktar düşürür, ancak odunun yüzey alanı talaşa kıyasla çok daha az olduğu için etkisi pek yok. Aksini iddia eden, asidik toprağı seven bitkilerin (blueberry- yabanmersini gibi) çam odun yatağında daha güzel yetiştiğini söyleyenler var. Açıkçası aksini de gördüm, deneyimledim. O yüzden elinizde ne varsa onu kullanın, doğru kullanın. Gerisi ikinci derece.

Hangi ağaçları tercih etmemeliyiz?

Kimi hastalıklar, odun toprağa gömülü olsa bile kaçabiliyor ve tüm araziyi ele geçiriyor. İyi odun- kötü odun yazısında açıkladım. Yanık hastalıkları gibi. Çare biyokömür.

Zombi ağaçlara dikkat. Ağaç zaten kesilmiş, hali yok diye gömüyorsunuz, bir anda hayata dönüp yatağı ele geçiriyor. Aman dikkat. İyi odun - kötü odun yazısında var açıklaması. Kavak, söğüt gibi.

Aleopatik ağaçlar. Kullanamazsınız değil, taktiği var. Gene iyi odun- kötü odun. Ceviz.

Kedi/köpeği yataklardan uzak tutmak gerekir mi?

Genel olarak sebze yetiştireceğiniz bölgeye evcil hayvanların girmemesi istenir. Yatakları talan ediyorlar. Kedi dışkısıyla parazit geçebilir ve gebelikte sıkıntı yaratıyor. Köpekler tam olarak yatak katili. Kazıp içine yatar. Tel çekin, kafalar rahat olsun. Evcil hayvanların dışkılarını yatak kurarken kullanmanız tavsiye edilmez. Biyokömür üretebilirsiniz.

Odun yatakları kokar mı? Sinek ya da kene yapar mı? Peki fare?

Yapmaz. Odun yatağının içine kemik, et vb alıp gömmediğiniz ve üstünü tavsiye edilenden daha az toprakla örtmediğniz sürece sinek yapmaz. Gömmek hızlıca kokan ve bozulan  herhangi bir şeyden en kolay kurtulma yolu. Asırlardır yaptığımız bir uygulama.

Kene uzun otlarda yaşar. Genelde büyük avcı hayvanı nüfusunun bastırıldığı bölgelerdeki kronik bir problem (kuzay amerika, şehir ormanları, ilaçlamanın yaygın olduğu tarım alanları). Odun yatağıyla alakası yok yani. Bahçenizdeki otları kısa tutun, sarımsak ekin. Sık kullandığınız mıntıkalar bakımsız kalmasın.

Yataklarda yeteri kadar toprak kullanmazsanız fare nüfusu patlayacaktır. Tavsiye edilenden daha az toprak kullanmayın - tabi fareleri çoğaltmak gibi bir amaçınız yoksa.

Yanlış uygulamalara hangi örnekleri verebiliriz? Hangi durumlarda odun yatağı yönteminden sakınmalıyız?

Yamaca, suyun akışını kesen odun yatağı uygulamaları (heyelan, toprak kayması vs). Kurak bölgelere klasik odun yatağı ya da Sepp'in yüksek hügellerini uygulamak (kurur çalışmaz). Odun yatağı - yağmur hendeği kombinasyonu (mantıksız, heyelan). Odun yatağı - teraslama (biri suyu tutuyor diğeri tutmamaya çalışıyor). Gibi. 

Yöntemleri lütfen zorlamayın. Malesef çoğu permakültür uygulamasında oranın iklimine ya da koşullarına uymayan uygulmalara denk geliyoruz. Budamadan çok miktarda dal çıktı, illa öğüteceksiniz diye bir şart yok. Biyokömür? Odun yatağı? Yeni yatak kuracaksınız diyelim odun yatağı olması şart değil, çapasız tarım yöntemleri var, yoğum ekim, seyrek ekim, basit bahçecilik...Tek yöntem yok, araştırın hangisi en kolay, en ucuz, en doğrusu ise, o.

28 Kasım 2022 Pazartesi

şipşak: hügelkütür mü odun yatağı mı?

Blogdaki ilk hügelkültür yazısını hazırlayalı olmuş iki koca yıl. Nasıl sevgililer gününde mum çırası tanıtımı yaptıysam o yazıyı da yılbaşı gecesi yayınlamışım, 31 Aralık 2020. Yazdığım yazıya dönüp bakma sebebim konunun en başta - isminde- patlamış olması. Odun yatağı mı, hugelkültür mü, hugelculture mı? Ne yani? Ayrıca herkes hügelkültür derken neden ısrarla odun yatağı diyorum? 

Şipşak özeti şuraya bırakayım. Hügelkültür asırlardır var. Sepp onu ileri bir forma dönüştürdü. Kitabını yayınladıktan sonra tekniği farklı farklı iklimlerde, şartlarda denendi. Yeni teknikler geliştirildi. Bunlara odun yatağı deniyor (wood bed). Tepe-kültürü (hügelculture) bunlardan yalnızca biri.

Hügelkültür yeni icat edilen bir şey değil. Sepp Holzer de icat etmedi, Paul Wheaton da, kimse. Tarım Avrupaya daha ilk yayılıyorken - Neolitik dönemde  (cilalı taş devri - milattan önce altı bin ila sekiz bin yıl önce) insanların bu yöntemi kullanmaya başladığı düşünülüyor (malum çürüsün diye gömdüğümüzden odunlardan geriye bir şey kalmamış). İlk yazıda yazın ortasında kuraklık döneminde ormanda hayat dolu alanlar vardır, kazarsanız devrilmiş bir ağaçtan kalanları bulursunuz diye, aynen o. Tarım yapan ilk insanlar da herhalde bunu farketti ve uygulamaya başladı. Mesele yalnızca nemi hapsetmesi değil, bereketsiz toprağı işe yarar toprağa dönüştürmede, bu arada da hem atıkları geri dönüştürüp hem de drenaj sıkıntısını çözdüğü için günümüzde de en çok tercih edilen "çekirdek" yatak yöntemlerinden biri (gardening beds with .... core).

1980'lerde ortama Sepp Holzer giriş yapıyor. Yatakları kuzey güney, doğu batı aksında ya da, yamaca dik ya da paralel yapsak nasıl olur demiş. Yatakları daha dik yapayım demiş. Düz yapacağıma yılan gibi kıvrılır yapsam nasıl olur demiş. Tek kat odun dizmek yerine üst üste katmanlar yapsam, odun-dal-toprak yerine odun-toprak-dal-toprak-iyi toprak-malç yapayım demiş. Don havuzları yaratabildiğini, bu sayede kayısı, badem gibi bitkilerin çiçeklenmesini öteleyebildiğini ve geç donlardan sonra bile hasat alabildiğini görmüş. Yatakları kat kat yaparak daha yüksek yataklar yapabildiğini görmüş. İki metre (hatta 2,40m) yüksekliğinde yataklar yapmış. Yazıda bahsetmedim ama dışarıdan içeriye yığını tutan dallar atarak bu yatakları çok dar inşa edebileceğini fark etmiş. Marketlerdeki reyonlar gibi hügelkültür yatakları yapmaya başlamış. Elinde sepetle bahçeye çıkıyorsun, reyondan makarna, pirinç alır gibi sebze toplayıp çıkıyorsun. Sulamaya ihtiyaç duymayan yatak tipleri geliştirmiş (çoğu ihtiyaç duymadığı için bu özelliği pek vurgulanmıyor ama Sepp fide ekmiyor, sebzeleri tohumdan doğrudan ekiyor). Gibi gibi. Kitapları Türkçe'ye tercüme edildi, orada çoğu var (Pembe hikayeler anlatmayı sever, o yüzden okuduklarını uygulamadan Sepp'in dedikleri doğruymuş demeyin).

Hügelkültür deyince akla ilk Sepp Holzer'in gelmesi işte bu sebepten. Katkısı paha biçilmez AMA orada bir durmalı. Hügelkültür ile bilinen bir çok yanlış anlaşılmanın çıkış noktası da Sepp. Sulama gerektirmez diyor, yanlış. Dar yüksek yapın diyor yanlış. Portekizde bile oldu diyor, yanlış. Daha doğrusu hem doğru hem yanlış- kime göre neye göre derler ya o. Geliştirdiği tekniklerini insanlar tüm dünyada uygulamaya kalkışınca, en net ifadeyle Sepp'in fikirleri sağlam zortladı çünkü.

Nereden mi biliyorum? Hem kendimden hem de permies'ten. Hügelkültür konusu altında açılan 14870 başlık var. Çoğunu okumuşumdur. Hügelkültür Akdeniz ikliminde çalışmıyor. Nokta. İstediğiniz kadar büyük yapın, istediğiniz şekilde yapın. Zor. Diğer tekniklerden hügelkültür-swale (yağmur hendeği içine hğgelkültür yapmak) tehlikeli olsa da oluyor, beton zemin üzerine hügelkültür oluyor, en aleopatik odunlardan (başka bitkilerin büyümesini engelleyen) yatak yapın oluyor ama Akdeniz ikliminde olmuyor. Damla sulama kurmadığınız sürece- cık. Nope. Daha doğrusu hügelkültürü tepe şeklinde yaparsanız Akdeniz ikliminde çalışmıyor. Sepp'in dediği gibi 2 metrelik olanlar zaten iptal, 60 cm yüksekliğinde olanlar bile zor. Tepe işi yaş.

Peki hügelkültür iptal mi? Yani Akdeniz ikliminde odun gömme fikrini çöpe mi attık? Yoo, hiç bile. Teknik bambaşka bir forma dönüştü. Yaklaşık 14-15 yıldır permies'teki tartışmalar ve paylaşılan deneyimler sonucu Akdenizde hügelkültüre hügelkültür demiyorlar artık, odun yatağı (wood bed) demeye başlandı. Çünkü artık tepe yapmıyoruz, odunları gömüyoruz. Gömülü odun yatağı - burried wood bed.  Doğu karadeniz bölgesi dışında Türkiye ya Akdeniz iklimi ya da karasal iklim. İkisinde de odunları üst üste yığmak yerine gömmek daha doğru. Daha genel ifade edersek yaşadığınız bölgedeki yıllık ortalama yağış 800-1000 mm'den az ise gömülü odun yatağı yapmanız tavsiye ediliyor. Yani bizde hügel değil, grabenkültür :)

Hügelkültür (birebir tercümesi tepe/yığın-tarımı) kelimesini kendi durumumuza uyarlarsak abes bir durum ortaya çıkıyor. Gömülü hügelkültür ya da toprak altı hügelkültür dersek gömülü tepe tarımı ya toprak altı tepe tarımı gibi saçma bir ifade ortaya çıkıyor. Hadi siz biz anladık diyelim, konuyu yeni öğrenenler? O yüzden lütfen :) Biz odunları yığmıyoruz, gömüyoruz. Yığanlara da selam olsun, yığmayın, verimli çalışmaz - tecrübeyle sabit (çoktan yığdıysanız damla sulama sistemi kurun, farkı görün).

Permies'teki deneme yanılmalar yalnızca Akdeniz iklimi için yapılmadı. Dev hügelkültür yatağı fikrini görmek için Paul Wheaton labraturara 2 kat yüksekliğinde yatak kurdu. Kaç yıl geçti, hala çalışmıyor.  Planı E ya da F harfine benzeyen yataklar kuruldu. Farklı ağaçlardan odunlar alındı, denendi. Yükseltilmiş sebze yatağı kurarken yatak sade toprak karışımıyla değil, önce hügelkültürdeki gibi odunla sonra toprakla dolduruldu. Sonuçları tartışıldı. Daha onlarca deneme yanılma... Uzun lafın kısası Sepp hügelkültürü artık geçmişte kaldı. Sepp Holzer hügelkültürü aldı ve onu olabilecek en ileri forma taşıdı. Permies'tekiler de bu çabadan esinlenerek hügelkültürü o kadar çok çeşide, farklı formalara dönüştürdü ki ona artık hügelkültür diyemiyoruz. Odun yatağı diyoruz, çünkü hepsinin ortak noktası içinde odun olması. Hügelkültür ya da odun yatağının ne olduğunu anlamak için permies'e bakın. Çoğunu burada özetliyorum, dilerseniz buraya da bakabilirsiniz.  

Sonuç: Biz bütüüün bu geliştirme sürecinin dışında kaldık. Tekniğe sondan bakıp "hee buralara varmış, buraları doğruymuş, buraları noksanmış" diyebiliyoruz. Varsın Amerikalılar tepe formuna hügelkültür, gömülü olana gömülü odun yatağı desinler. Geri dönüp hügelkültüre odun yatağı diyemiyorlar, bir kere yerleşmiş dillerine, literatüre. Bizde taşlar daha yeni yeni yerine oturuyor. Gelin hügelkültür demeyip odun yatağı diyelim, Akdeniz iklimine uygun olana da gömülü odun yatağı. Yükseltilmiş sebze yatağı önce odunla doldurulursa odun yatağı mantığıyla/tekniğiyle dolduruldu deriz. Hem tertipli olur hem de herkes anlar ne demek istediğimizi.

Şöyle bir şeyler çizdim- daha anlaşılır olsun diye:

Bunların dışında çok önemli bir neden daha var. Dışarıdan aldığımız her kelime için geçerli bir neden.. Hügelkültür derseniz sokaktaki kimse sizi anlamıyor. Permakültürle uğraşan yirmi bin kişi birbirimize hava atmaya devam edelim diyorsanız ne ala. Ne yaptığımız bilinsin, çevreye ve insanlara bir katkımız olsun diyorsanız lütfen kendi dilinizde konuşun. Matbaanın gelmesini engelleyen zihniyet ölmedi. O hastalık malesef devam ediyor. Dil bariyeri diye bir şey yok, durmadan kendi ayağımıza sıkmamızın dışında..

Sevgiler, saygılar, hürmetler

Hamiş: Tohum topuna (seed ball) ısrarla kil topu demem de buna benzer bir nedenden. Kil topları toprağa hayat aşılar, içimde tohum olmak zorunda değil. Mantar, bakteri topları hazırlayabilirsiniz. Aradaki farklı görmek için steril tohum ve kil ile top hazırlayın bir de mikoraza ya da verimli toprak aşıladığınız kil topunu. Bir de içlerine tohum koymadan hazırlayın. Bu dördü arasındaki farkı görün. Biz tohum diyoruz ama o kil bilyeleri özel kılan şey toprak biyotasını aşılaması. Bunu da kil ile yapıyoruz. Tohum olayın en önemsiz kısmı. Bu muhabbet de kil topu üzerine çoğu hintçe geyiklerin döndüğü yahoo grubundan. Artık grup var olmasa da (yahoo gruplar kapandı) orada bu karar alındı.

*Bu yazıyı yazmadan önce hatırı sayılır kişilerle konuyu tartışma şansım oldu. Malesef içlerinde ego savaşı çıkaranlar var. O ego bana işlemiyore. Niye? Ziya Paşa'yı anıyoruz burada, yolumuza devam ediyoruz :)

**Peki niye hügelkültür Akdeniz ikliminde çalışmıyor da, gömülü odun yatağı çalışıyor? Pipette su çekiyorsunuz diyelim. Hava alırsa, hüpürürse suyu çekemezsiniz ya onun gibi. Akdeniz iklimi 3-4 ay yağmurun yağmadığı yazlarıyla meşhur, bu sezon kimi zaman 6-7 ay bile sürüyor. İşte bu sürede hügelin içindeki su zinciri kopuyor, boşluklar oluşuyor. Sonra da tekrar oluşamıyor. Yığındaki toprağın odunlarla teması kalmıyor, toprak su itici bir özellik kazanıyor. Game over. Odunlar yaş bile olsa toprak kuruduğu için nem toprak yüzeyine - bitkilere- ulaşamıyor. Gömülü odun yatağının yanları açıkta değil, adı üstünde toprak altında. Bu nedenle buharlaşma daha az. Kuraklığa daha uzun süre dayanıyor. Diyeim ki kuraklık çok uzun sürdü ve toprak su itici özellik kazandı. Yağmurlar başladığında çukur su ile doluyor. Kuru toprak uzun süre su ile temas edince "su itici" özelliğini kalmıyor. Zincir tekrar oluştu. Hügelkültürde bu mümkün değil, çünkü nemi içinde hapsedip odun-toprak-bitki bağının tekrar oluşmasını sağlayamıyoruz.  Yanları açık olduğundan suyu hapsedemiyoruz.

***Bu yazıda farkı vurgulamak için hügel ve gömülü odun yatağı diye yazdım. Bundan böyle sadece odun yatağı derim ben.

24 Ocak 2021 Pazar

mevzu: odun yatağı 2 - ne koymalı ne koymamalı

Sayısız yöntemden odun yatağını seçtiniz ve kazmayı elinize aldınız. Eee neler gömeceksiniz? 

Permakültürle ilgilenmeye başladığım ilk günlerde bu soru sorulmazdı. Sepp ne yaptıysa birebir aynısı yapmaya çalışırdık. Elbette onun dediği gibi olmadı, her yerde çalışmadı. İklim farklı, malzemeler farklı, şekiller farklı. Farklı farklı yataklar yapıldı, farklı farklı sonuçlar alındı. Permies'deki hügelkültür başlığında 13750 başlık var. Özetledim bir kısmını buraya.

Niyet önemli odun yatağı yaparken. Orijinalinde odun yatağının birincil amacı sebze yetiştirmek değil, toprak yaratmak. Drenaj problemini çözmek için olur, toprak su tutması için olur, toprak verimini artırmak için olur. Siz sebze yetiştireceğim deseniz de esas amaç hep budur. Özellikle sebze yetiştirmek için bu yatakları yapan yok mu o 13750 başlık içinde? Var hem de tonla. Hatta neredeyse hepsi. Onlar işin pratiğini bulmuşlar elbette, yoksa niye yazsınlar. 

Şimdi odun yatağı malzemelerini sınıflandıralım da taşlar yerine otursun. Kompost yapan herkes iyi bilir: yeşiller, kahverengiler.. Onun gibi. Toprak var, odun ve dallar var ve diğerleri var. 3 kısım. Diğerleri dediğimde -komposttaki gibi- daha çok azotça zengin malzemeler kastettildiği için onlara yeşil malzemeler dedim. Komposttaki yeşilin aynısı değil.

 Nedir bu yeşil malzemeler? Şöyle:

  • Mutfak atıkları,
  • Pazar, manav vs atıkları,
  • kahve telvesi, çay posası, arpa posası, küspeler vs,
  • Ahır, ağıl, kümes'in altına serilen her şey,
  • Gübre, at, eşek, lama, koyun, sığır, manda, kanatlılar, köpek vs,
  • Et, kemik, hayvan atıkları (ölü hayvan vs),
  • Deniz yosunu (yıkanmış) gibi.
bahçeden yabani otlar, sarmaşıklar

Kompost kurallarına burada da önemli. Nasıl kompostta büyük parçaları (ölü tavuk gibi) kompostun derinlerine koyuyorsak, odun yatağında da bunların yüzeye yakın olmamasına dikkat ediyoruz. Kompostta ideal yeşil malzeme oranı var, üstüne çıkarsanız kompost kokuyor altına düşerseniz kompost pişmiyor. Odun yataklarında bol miktarda odun ve toprak olduğu için bu kokma durumu olmuyor, ama yataklar içindeki yeşil miktarına bağlı olarak verimi farklı olacaktır. Tıpkı topraktaki gibi. Hadi onları da üçe ayıralım:

  • Zengin odun yatağı: Diyelim ki ahırı temizlediniz ya da Starbucks'da sağlam kahve telvesi vurgunu yaptınız ya da ilk amacınız bol bol ürün almak. O zaman zengin odun yatağı yapmalı.  Bu yatakları yapıyorken odunları arasına kahve telvesi ya da gübre serpiştirmeyi unutmayın. Hatta doldurun. Boşluk kalmasın. Yatağın son katmanlarını da bol gübreli yapın. Yatakları her yıl 5-10 cm kompost, yeşili bol malç (kuru saman değil, çimen gibi) ya da deniz yosunuyla örtün. Bu yataklar standart odun yataklarından daha çok sebze yatağı-compost yığını gibi davranacak, öyle verim verecek. Bir bakıma lazanya yatağı gibi. Ancak içindeki odunlar bereketin kaçmasını büyük çapta engellerken, onların da çürümesi hızlanacak. Azotça bol malzemeler karbonca zengin malzemelerle gömülü olduğu için, yataklar daha hızlı olgunlaşacak. 6-7 ay içinde tam olarak olgunlaşması gayet mümkün.  
ilk katmanda aralar kahve telvesiyle dolduruluyor
           Azot miktarı fazla ve başlarda daha denge sağlanmadığından bitkiler fazla hızlı büyüyebilir - yaprak biti problemi yaşayabilirsiniz. Bunu engellemek için yatağı yaparken en son katmanda toprağı bir tık bol koyun, kalın olsun. Yataklar ilk iki yıl ısı yatağı (hot bed) gibi davranabilir (ısı yatağı: kompost çürürken ısınıyor biliyorsunuz. Isı yatağında sebzeler sıcak kompostun üstüne serilen toprağa ya da saksılara ekilip naylonla -sera, kutu gibi - örtülüyor. Bu şekilde kompostun sıcaklığı hapsoluyor ve kışın kar yağarken bile tohumdan fide çıkarma, tropik bitki yetiştirme şansınız oluyor). Zengin yataklar ömürlerini 5-6 yıl içinde tamamlar, gübreli zengin toprak yığını haline gelir. Bu yatakları yapanlar en çok yatakların kokması ya da fare vb. çekmesinden şikayet etmiş. Dediğim gibi son toprak tabakasını kalınca yaparsanız bu dertler olmuyor. Unutmadan ekleyeyim, evet gene kat kat yapacaksınız. Yoğun miktarda ekip biçeceğiniz için, zaten ilk yıldan sulamaya başlıyorsunuz. İlk yıl mısır, bal kabağı, domates gibi besini bol seven sebzeleri ekin. 
son katmanda kahve telvesi ve tarihi çok geçmiş köpek maması
  • Standart yatak -Normali:  Elinizde doğru oranlarda malzeme var. Her şey tarife uygun yapılıyor. Bu yatakların kendine gelmesi 2-3 yıl alabiliyor. Bu yatağın bir miktar oturması, yazı geçirecek kadar su tutabilmesi ve odunların çürüyerek toprağa dönüşmesi demek. Standart yatakta zengin yataktaki gibi taa en derinden yüzeye kadar yeşil malzeme yığmadığınız için son katmanı zengince yapanız iyi olur. O son katmandaki zenginlik sebzelerin büyümesini sağlar iken, içten içe odunlar da toprağın iyileşmesini sağlayacak. Sebze ekecekseniz illa zengin yatak yapmanıza gerek yok. Standart yataklarda da sebze yetiştiriliyor. Sadece o son katmanı zengin tutmayı unutmayın ve malç ile kaplayın. İlk iki sene sulama yapmanız gerekecektir, en güzeli damla sulama. Adam boyu yüksekliğindeki yatakların ömrü 7-8 yıl. 
standart yatakta odun, yeşillik, toprak
  • Fakir - verimsiz yataklar. Diyelim ki budama yaptınız, çalı çırpı vs. Bunları öğütecek zamanınız  olmayabilir, makine olmayabilir ya da uğraşmak istemiyorsunuz. Biokömür insanı uğraştırıyor. O dallar yanabilir, hastalıklı olabilir. Yok edilmesi gerekiyor. Bir yandan da toprağınızı iyileştirmek istiyorsunuz. Bu durumlarda fakir odun yatağı yapabilirsiniz. Odun vs.'nin üstünü doğrudan toprakla örtmeniz yeterli. İçinde yeşil malzeme çok olmadığından çürümesi vakit alacak. Alsın, ne dert olacak. Amaç seze yetiştirmek değil; amaç bir çeşit geri dönüşüm. Fakir yatakları üstünkörü yaparsanız, içinde boşluklar, tüneller olacak şekilde, ideal yaban hayat "oteline" dönüşecek. Önce sıçanlar, fareler, tarla fareleri vb yuva yapacak ve 6 ay geçmeden tilki, avcı kuşlar bu yığını keşfedecek. İstanbul'un orta yerinde tilki olduğunu bu şekilde öğrendim ben. Bahçenizde permakültürün gerçek etkisini görmek istiyorsanız mutlaka böyle bir yatak yapın. Bu yatakları malç ile örtmenize gerek yok, ama bana kalırsa örtün. Hayat bulsun.

Toprak konusuna değinmiştim. Yüzey toprağı var koyu renkli, hayat dolu olan. Daha az yaşam olan, muhtemelen sıkışmış daha derindeki toprak. Genel prensip şu üstteki üstte, alttaki altta kalacak.

Odun konusuna gelecek olursak... O konuda çalışmalar devam ediyor :) Yataklarda kesinlikle kullanmayacağınız şeyler boyanmış, empiriye edilmiş, çivili tahtalar, osbler vs. İçlerindeki maddelerin toprağa geçmesini istemezsiniz. Topraktan bitkiye, oradan da size. Gerek yok. Çiviyi de mümkün oldukça bahçenizden uzak tutun. Bir şeyler inşaa etmek istiyorsanız elbette kullanın, ama gömmeyin. İnşaatçıyım ben, o gömülü çivilerin neler yapabildiğini gördüm. Tetanoz aşım var diyip yırtamazsınız.

Şimdi hangi ağacın odunu kullanılır hangisinin kullanılmaz diye çooook uzun muhabbetler döndü internette. Kimisi bu olur diyor, kimisi yok abi onu ben yaptım olmadı diyor. Uzun lafın kısası kötü odun yok. Her odun olur. Yalnız şu iki soruya vereceğiniz cevaplar çok önemli. "Amacınız ne?" ve "ne ekeceksiniz?". Bazı ağaçların odunları lokum, dönüp bakmaya gerek yok, geç gitsin. Diğerlerinin handikapları var. Dikkat etmek gerekiyor. İyi odun/kötü odun diye adlandırılması bundan. Yoksa odun iyi de değil kötü de değil.

Listeyi aşağıya ekledim. Dikkat edilecek genel kuralları şuraya yazayım. Bulunsun. 

  1. Çürümüş, çürümeye yüz tutmuş odunlar, kütükler yüzeye yakın kalacak. Daha yavaş çürüyen, yeni kesilmiş odunlar da yatağın diplerine doğru konulacak. Alelopatik ağaçların odunlarını da yatağın en alt kısımlarına koyabilirsiniz, ama çok yığmayın (Alelopatik bir bitki diğer bitkilerin büyümesini engellemek için kimyasallar salgılıyor. Onun odununu gömerseniz bir süre orada bir şey yetiştiremezsiniz. Mesela ceviz. Yaprağını ya da yeşil kabuğunu sıcak suya koyun, çıkan suyu patikalara dökerseniz bir süre orada ot bitmez.)
  2. Sık sık budayıp tekrar büyüyen, budayarak şekil verilen, kökten süren bitkiler arsız olduklarından, odunlarını gömerseniz odundan sürebilir. Kavak, çınar, söğüt mesela. Bu odunların öldüğünden/kuruduğundan emin olun. 
  3. Tek bir cins ağacın odununu kullanmak yatağın fazla karakter göstermesine neden oluyor. Şöyle ki, diyelim yatağın tamamında kavak var. Kavak hızla çürür. Yatak da 4-5 senede miladını doldurur. Kavak dışında başka ağaçların da odunları olsaydı, çürüme dengelenecekti. Erik, meşe belki de çam. Olabildiğinde çok çeşitte ağacın odununu kullanın. Tek bir noktaya da aynı ağacın odununu yığmayın. Karışık olsun.
  4. Diyelim ki Türkiye'de doğada olmayan bir ağacın odunu elinize geçti. Siz burada onun odunundan odunyatağı yaptınız, biri de gitti ağacın anavatanında yaptı. Muhtemelen burada odunu 10 yıl sonra aynı şekilde çıkartırsınız, orada ise 2 yıl içinde çürürmüş olur. Sebebi de şöyle: odunun çürümesi için mikro organizmalara, mantarlara ihtiyaç var. O ağaca uyum sağlamış mantarlar yoksa çürüme yavaş olabiliyor. Mesela Avusturalya'dakiler okaliptus ağacı için çok hızlı çürüyor diyor, Amerika'dakiler çürümüyor diyor. Başka bir örnek palmiye dalları olur herhalde. Bence odun yatağı için idealler, gel gör ki Amerika'nın kuzeyinde ağlayan ağlayana. Gibi gibi.. (burada yazar eşinizin salon bitkilerini gömecekseniz, derine gömün ve bir süre çaktırmayın diyor ;)
  5. Kötü odunların çoğu çürümeye dayanıklı olduğu için alet yapımında, mobilyalarda vb kullanılıyor.
  6. Gömeceğiniz ağaçlarda hastalık var mı? Bazı hastalıklar - malta eriğindeki kara leke hastalığı, çeşitli yanık hastalıkları (fire blight gibi)- odunları gömseniz bile yataktan kaçabiliyor, civardaki diğer ağaçlara bulaşabiliyor. Gömerek hastalıkların %95'inden kurtulursunuz rahatlıkla. İşte o %5' dikkat etmek lazım. Okuduğum bir yazıda İtalya'daki bir zeytin bahçesi anlatılıyordu. Dalların yakılması yasaklanınca çareyi dalları gömmekte bulmuşlar. Monokültür  (tek tür tarımı ya da tekil tarım) olduğundan hastalık hızla yayılmış. Gömüyorken dikkat ettiler mi, yoksa her seferinde aletleri dezenfekte etmeden (monokültürde buna çok dikkat etmek gerekiyor) budama mı yaptılar hiç bilmiyorum. Tek bildiğim fireblight'tan ölen malta eriğinin kütüğünü gömerseniz civardaki ağaçlara da fire blight geçiyor. Tecrübe. Ya daha derine gömün ya biokömür filan yapın, ya da yakın gitsin.
  7. Ağacın ne zaman kesildiğinin önemi var mı? Var. Sürmeyeceğinizden emin olduğunuz ağaçları (çam, selvi gibi) hemen gömün. Hazır odun yaş, tekrardan su çekmesini beklemenize hiç gerek yok. Çok beklemiş, çürümeye yüz tutmuş, çürüyen ağaçlar ikinci en iyi seçenek. Çürüyen kütükten başka ne yapabilirsiniz ki zaten. Peki ilk baharda kesilen ağaçlar mı daha çok randıman veriyor yoksa sonrabahar-kışın mı kesilen ağaçlar? Çok bir fark yok. Yalnızca ilkbaharda kesilen ağaçlar yaş olduğu için sürmesi daha kolay. Çınar, kavak, söğüt gibi ağaçları gömecekseniz ilk baharda kesildilerse bir tık fazla bekleyin, kurusun.
  8. Doğada binlerce cins ağaç var. Hepsini bir listede toplamak mümkün değil, daha denemedik çoğunu.  
iyi odun - erik
İyi odunlar:
  • Huş ağacı
  • Kızılağaç (hızlı çürüyor)
  • Geven türleri
  • Erik 
  • Meşe
  • Kavak (hızlı çürüyor, süngere dönüşür)
  • Söğüt (öldüğünüzden yüzde yüz eminseniz sıkıntı yok. %99 eminseniz bir zombie gibi dirilip tüm yatağı ele geçirecektir)
  • Dut (sürebilir)
  • Çınar (sürebilir ama sürgünler zayıf)
  • Akça ağaçlar
  • Göknarlar (değerli ağaç, inşaatta da kullanabilirsiniz)
  • Elma
  • Ardıç (bazı bitkiler ardıçtan yapılan odun yataklarını tercih ediyor)
  • Meşe (önce mantar yetiştirip sonra gömebilirsiniz)
  • Ladin
  • Aspen ağacı
  • Dişbudak
  • Vişne-kiraz
  • At kestanesi
  • Palmiye (dış kabuğunun çürümesi biraz vakit alabilir, dalları gayet de olur)
  • Bambu
  • Yalancı iğde
  • Kauçuk ağacı

 Kötü odunlar:

  • Sedir (çürümüyor, ikinci kesim ya da endüstriyel yetiştirenler daha az dayanıklı. Sedir kullanarak yatak yapanlar yataklarda bektaşi ve frenk üzümü yetiştirmişler ve verim yüksek olmuş)
  • Ceviz (alelopatik)
  • Beyaz çiçekli yalancı akasya
  • Osuruk ağacı - kokar ağaç (cennet ağacı da diyorlar... ben derine gömüyorum, daha sıkıntı yaratmadı)
cennet ağacı derinlere
  • Selvi -amerikan cinsleri
  • Kızılçam
  • Sekonya
  • Yalancı karabiber 
  • Yalancı portakal (asırlarca çürümüyor)
  • Kara kiraz (alelopatik)
  • Tespih ağacı
  • Katalpa (hani şu parklarda var ya fasulye gibi şeyler sarkıtan ağaç, o)
  • Ağaç fuşya (zombi bitki)
  • Himalaya yemişi (zombi bitki)
  • Rubus  spectabilis (sürüyor)
  • Duvar sarmaşığı (ölüyse kullanın, ben çok kullandım. Ölü değilse sürer)
  • Zeytin (1-2 sene süren alelopatic özelliği var. Tekil tarım yapılan yerlerde hastalığa ve ilaçlara dikkat)

31 Aralık 2020 Perşembe

mevzu: hügelkültür / odun yatağı

Bahçesine derince çukurlar açan, sonra da bir şeyler gömen birine denk gelirseniz n'aparsınız? Hele hele açtığı çukur adam boyundaysa. Polisi ararsınız di mi? Mahalledekiler de aynen öyle yaptılar. Türkiye'de hügelkültür hakkında bilgisi olan bir avuç insandan 5-6'sının polis ya da zabıta olması hep bundandır. Gözaltına alınıyordum yahu, insan bir sorar...

Hügelkültür ne peki? Toprağa odun gömmek. O kadar. Peki bir insan niye odun gömer? Bahçesine "mezarlar" açar? 

Anlatayım. 

Ormanda yürüyüşe çıktığınızda şöyle bir manzara görmüşsündür muhakkat, devrilmiş bir ağaç, üstü yosunla kaplanmış. Çeşit çeşit mantar. O ağaçtan fışkıran fideler, ufak çiçekler vs. Aynı manzaraya yazın denk gelirseniz daha da büyüleyicidir. Susuzluktan ağaçlar yapraklarını dökerken o yığın hayat doludur. Toprağı nemlidir, çiçekler açmaya devam eder. Asırlar önce birilerinin dikkatini çekmiş olmalı ki denemiş aynısını. Geçen yıllardan kalan, yumuşamış odunların üsütüne bir kaç kürek toprak atıp bir şeyler ekmiş. Sonuç mükemmel.

başta böyleydi

 Hügelkültürü kelime kelime tercüme edersen tepe tarımı demek. Odun yatağı. Bir yere odunları yığıyorsun, üstünü toprakla kaplıyorsun. Odunlar altta çürürken yüzeyde sebzeler yetişiyor. Olay esasında bu kadar basit basit olmasına da önce Sepp Holzer'in Krameterholf'u ve sonrasında Paul Wheaton'un başını çektiği permiesteki bir çok deneme yanılmayla teknik geliştirildi, iyileştirildi. Türkiye'de benim dışımda kimler bilir, kimler yapar? Toplasan 10 kişi çıkmaz. Denk gelmedim pek. Taşlıbahçenin bir yazısı var. Ağaçlar-com'da bir kaç yorum. Youtube'da ponçik bir teyzenin videoları -pürçüklü tv. Tekniğini, iyisini-kötüsü hepsini kısım kısım yazacağım.

Hügelkültür kelimesinin Türkçesi yok. O kadar çok yabancı kelimeyi Türkçeye aldık ki, insan konuyla bağ kuramıyor. Odun yatağı dedik devam ettik. Nedeni için şipşak yazısını bakıverin gayri. şipşak: hügelkütür mü odun yatağı mı?

Bu konuyu açıklarken richsoilden bir iki resim aşırmalı ki adet yerini bulsun :) İnternette herkes mi bir yerden bir şeyler aşırır. Baştan söyleyeyim, resimler hatalı! Bakarak yapmayın!

resim richsoil.com'dan (1)

 Olay basit, basit olmasına da, tekniğin sürüyle ince noktası ve taktiği var. Permies'te sorulan sorulardan bazıları söyle: Her odun kullanıbilir mu? Gübre koyuyor muyuz? Kaç kat odun-toprak yapmalıyız? Ne kadar odun- ne kadar toprak? Yanlardaki eğim ne olmalı? Hiç mi sulamayacağız? Neler ekebiliriz? Meyve ağacı ekebilir miyiz? Termit-karınca olmaz mı? Fareler yuva yapmaz mı? Toprağın akmasını nasıl engelleyeceğim? Üstüne malç koymalı mıyız? Toprağı nereden bulacağız? Kazıp yer seviyesinin altına yapsak olmaz mı? Hangi iklimler bu tekniğe uygun? Biochar koyabilir miyim? Gibi gibi.

resim richsoil.com'dan (2)

 Ayrıntılara girmeden önce -ki bayaaa var- şunlar şurada dursun:
  • Aleopatik (diğer bitkileri öldüren- ceviz mesela) ağaçların dallarını, kütüklerini kullanmayın, ya da kullanacaksanız en alt kat katmanda kullanın.
  • Kütük ve dallar en fazla %40 olmalı. Resim yanıltıcı, yatağın büyük kısmı toprak ve -varsa- gübre olacak.
  • İkinci resimdeki gibi kütükleri yığıp üzerine toprak atmak ileride sıkıntılara neden oluyor. 9kat gibi odun ve toprağın kat kat koyarsanız ilerleyen zamanlarda yatak çok çökmez. Şu sırada dizerseniz iyi olur: kütük, yeşillik, en verimsiz toprak, kalın dallar, çimen/kahve telvesi, toprak, ince dallar, gübre, iyi toprak, malç.
  • Yatağın şekli, yüksekliği ve içindekilerin dağılımı olabildiğince değişken olsun. Elinizde, misal, erik ve meşe odunu varsa, yatağın bir ucu erik diğer ucu meşe olsun. Baştan sonra bir erik bir meşe şeklinde dizmeyin kütükleri.
  • Bol yağış alan bölgelerde -karadeniz gibi- yukarıdaki resimlerdeki gibi klasik toprak üstü odun yatakları, akdeniz iklimi olan yerlerde gömülü odun yatakları tercih edilmeli. 
  • Odun yataklarının olgunlaşması 2-3 sene alabilir. İlk sene ve muhtemelen ikinci sene yatağı sulamak gerekecek. En iyi yöntem damla sulama.
  • Yatağın üst kısımlara daha az su isteyen bitkiler, alt kısımlara daha nemli toprak seven sebzeleri tercih edin.
  • Yataklar ilk iki yıl çökebilir, oturabilir. Bu gayet normal. 
  • Yataklar çok yıllık bitkilere en az 2-3 metre mesafede olmalı. Odun yatakları çok yıllık bitkiler için uygun değil - meyve ağaçları, çit bitkileri vs.

 Adettendir avantajları-dezavantajlarını da yazalım:

  • İnanılmaz miktarda su tutar. Bu sayade sulama yapmadan uzun süre (3-4 aya kadar) sebze yetiştirmeye olanak tanır (gömülü odun yatakları)
  • Gübreleme yapmanıza gerek kalmaz. Daha doğrusu şöyle demeli: yıl içinde gübre eklemeden yıllar boyunca bir miktar sebze yetiştirmenizi sağlar.
  • Toprağı rehabilite eder. Toprak -o siyah, orman kokan - oluşmasını sağlar. Karbonu bir süre toprağa hapseder. Topraktaki karbon miktarını arttırır. Su tutma kapasitesi ve organik madde miktarı artar.
  • Killi topraklarda drenaj problemini çözer. Kumlu topraklarda ise toprağın su tutma kapasitesini arttırır (siz gene de- madem o kadar toprak kazacaksınız- bir miktar kil ekleyin kumlu toprağa),
  • Geri dönüşüm. Her şey!
  • Toprakta mantar ağlarının oluşmasını hızlandırır. Bu mükemmel bir şey.
  • En hızlı, en ucuz ve en az iş gücü gerektiren toprak rehabilitasyon, ya da sıfırdan toprak yaratma yöntemi!

Şimdi de dezavantajlar:

  • Yamaç arazilerde uygulanması hesap gerektirir. Ağırdır ve su tutar. Yamacı kaydırabilir (Sepp'in bütün odun yatakları yamaçta, teraslarda. Ben yamaca yapıyorum. Yapılmaz değil ama dikkatli olun hesabını yapın)
  • Yatağın olgunlaşması, içine eklediğiniz malzemelere bağlı olarak, 2-3 yıl alabilir. Normalde ikinci senesinden itibaren sulama gerekmiyor. İlk yıl sulamak gerekli ama.
  • Bilhassa ilk yıllarda - ve çoğunlukla yatakalr yanlış yapıldıysa- kemirgen, böcek vs sayısında patlama olabilir. 3-4 aya problem kendi kendini çözecek ama başta şaşırabilirsiniz. Bu olay ilk yaptığınız yatakta oluyor. 
  • Yatakları yanlış yaparsanız, yanlış konumlandırırsanız .... Ohooo tonla problem var. 
  • Tek yıllık bitkileri yetiştirmeye olanak tanır. Üzerine meyve ağacı vs dikemezsiniz.

Odun yataklarını yapması çok kolay. Bir tanesini yapmak için kafa patlatmaya da gerek yok. Ancak yıllardır insanlar çeşit çeşit şey denediği için bir sürü ayrıntı ortaya çıktı. Elimden geldiğince buraya yazacağım. Başka yerde olsaydı uğraşmazdım. Yok ama. Fes başıma..

Form, boyut vs..

  • İlk olarak klasik odun yatağı var. Toprağı 20-30 cm kazıyorsun. Çıkan toprağı kenara koyuyorsun. Çukura odunları koyuyorsun. 30-40 cm kalınlığında. Üstüne toprak. Sonra daha ince dalları koyuyorsun. Üstüne gübre, sebze atığı, kümes ahır altlığı vs. Üstüne tekrar toprak. Üstüne varsa kompost. Bu. Gübre vs yoksa hiç önemli değil. Olmasa da olur. Olursa güzel olur. Yüksekliği 120 cm kadar olacak. Üçgen gibi. Eni de takribi 120-150 cm. Asırlardır böyle yapılıyor. Toprağı iyileştirmek için mükemmel bir yöntem.
  • Sepp, artık inadından mıdır nedir hiç bilmiyorum, daha yüksek daha dar bir yatak şeklini has-öz-odun yatağı diyor. Diğerlerine de özenti, ezik ve beceriksiz birinin yaptığı yataklar diyor. Paul da o kafada. Onlara göre yatak en az 180 cm yüksekliğinde olacak. Dar olacak. Kenarlar 60 derece civarı. Dimdik. Bim'de reyondan pirinç alır gibi sebze toplayacaksın yanlardan. İyisi var kötüsü var, ama uzun lafın kısası bize uymuyor. Açıklarım sonra.
  • Daha sonra mega-odun yatakları var. Paul'un aklından çıkma işler. "Madem kepçe kullanıyoruz, niye 15 m yüksekliğinde yapmıyoruz bu yatakları" dedi zat-ı muhterem ve yaptı. Dağ gibi bir şey. Kaç yıl oldu hala suluyor. Çalıştıramadı bir türlü.
  • Bu usta çırak ekibinin fantezileri her yerde işe yaramadğı için farklı formlar da ortaya çıktı. Biri gömülü odun yatağı. Bu cinsi yapmak için tepecikler yapmıyorsun, toprağı kazıyorsun. Benim yaptığım gibi. Bizim iklime en uygunu bu. Örneği aşağıda . 
  • Yükseltilmiş sebze yatakları var. Hani böyle tahtadan/tuğladan kutular yapıp içine iyi toprak dolduruyorlar. En alta odun döşeyenler var. Hugels in raised beds.

 Malzemeler..

Yatağın içine her şeyi koyabilirsiniz. Her şeyi mi? Her şeyi. Organik olsun, zehirli olmasın yeter. Odun ve toprak hariç hiç bir şey koymasanız da olur. Daha yavaş çürüyecek sadece. Üç ana malzeme var:

  • Odun: İnce olur kalın olur. Hep olur hiç sıkıntı yok. Büyükler daha derine, inceler daha yüzeye. Her odun olur mu? Genelde hepsi tamam. Bazıları sıkıntı çıkarabiliyor. Onlara dikkat etmek gerek. Bir diğer bitkileri öldüren bitkiler var. Ceviz var mesela, zeytin var. Kullanacaksanız derine koyun ve az. Bir diğeri hiç çürümeyenler. On yıl toprak altında kalsın, aynı çıkar. Mesela sedir - ya da alet yapımında kullanılan ağaçlar. Pahalı bu ağaçlar. İsteseniz de denk gelmeniz zor. İlla kullanacağım diyorsanız, o odunları da yiyen var. Bulun mantarını, yatağa aşılayın. Son olarak düğünlerde oynamadan duramayan teyzelerden kavak, söğüt gibi ağaçlar var. Yanlışlık olmasın bunlar esasında ideal. Ama ölü olduğundan yüzde yüz emin olmanız gerek. Yoksa beş m yataktan orman fışkırıyor. İyi odun- kötü odun başlığında ayrıntılı yazacağım bunları. Ne kadar odun? En fazla %40, hacmen.
  • Gübre vs: Gübre, kompost, sebze atığı, pazar atığı, kümes altlığı, ahır altlığı, ölü hayvan, kahve telvesi vs. Bunların hepsi çürümeyi hızlandıran yeşil malzemeler. Çok koyarsanız odun yatağınız kompost gibi davranır. Zararı yok. Pahalı sadece. Az koyarsanız ya da hiç koymazsanız sıkıntı yok. Sadece 10 sene alır yatağın çürümesi. Aceleniz yoksa neden olmasın. Orta karar en iyisi bence. Yoğun sebze yetiştireceksem, Allah ne verdiysem yığıyorum gerçi. Hacmen %15-20 olursa orta karar.
  • Toprak: Cins cins toprak var da kabaca iki cins diyelim.Biri koyu renkli, hayat dolu yüzey toprağı, diğeri kazıyorken karşınıza çıkan "toprak". Sırayı bozmayın, kalın odunları dip toprağı ile örtün, en üste yüzey toprağı gelsin. Taşları ayırsanız iyi olur. Toprağı elekten geçirmenize hiç gerek yok. 3-4 cmden büyük taşlar - ve kayalar- olmasın yeter. 

Hızlısından bir de odun yatağı yapalım ve bu yazıyı şimdilik noktalayalım. Teknikleri, dikkat edilmesi gereken noktaları vs. zamanla yazacağım. Linkleri eklerim.

Gömülü Odun Yatağı:

Öncelik düz bir yeri (ben de yoktu, yamacı düzlemem gerekti) en az 60 cm derinlikte kazıyoruz. Niye 60 cm diye soracaksanız, iklimden dolayı. İstanbul'un havası acayip, bazı yıllar bir metreye yakın kar yağar bazı yıllar da aylarca bir damla yağmur yağmaz. Uzun süre yağmur yağmadığı için klasik ya da standart odun yatakları kuruyor. 30 cm derinlik de yeterli olmuyor. 60 ya da daha derin olması gerekli. Makine yardımıyla yapıyorsanız 90 cm ile 120 cm arasını hedefleyin derim. Elle kazıyorsanız 60 cmden az olmasın ve kolay gelsin. Düz bir yer elde edip,

 60 cm derinliğinde kazdıktan sonra,

İçine odunları ve elinizde ne varsa (fazladan kahve telvesi vardı, onları da attım),

Üzerini toprakla örtüp (20 cm civarı), iyice suluyoruz. Göle çevirin ki toprak aralara sızsın. Boşluklar toprakla dolsun.

 İkinci kademeyi de benzer bir şekilde yapıyoruz. Bu sefer daha ufak dallar.

Üzerine kahve telvesi, gübre, yeşillik, ne varsa:

 Bu sefer daha iyi toprakla üstünü kapıyoruz

Yanına bir yatak daha yaptım. Merak edenler şu linkten bakabilir Buried Wood Bed (sunken hugelculture) and Terrace Combo 

Yatağın ekimden önceki son hali:

Zamanla çökeceği için 20 cm yüksek yaptım yatağı. Son 20 cm kat toprak ve kompost karışımı.

Ve domatesler, biberler, fasulye ekildikten sonra.

Ben bu yatağı yapmak için hiç para harcamadım. Toprak aynı toprak. Odun yatağından önce yabani otlar bile o toprakta yetişmekte zorlanıyordu. Kahve telvesi Starbucks'tan, isterseniz veriyorlar. Odunlar ve dallar bahçeden, oradan buradan. Sebze atıkları da marketlerden. Sıfır maliyet, bol miktarda zaman.

Ayrıntıları için yeni başlıklar yapacağım. Bu yazı yeteri kadar uzun oldu. Bağlantılar aktif hale gelecek.

Bu konuyla ilgili yararlı bağlantılar da şöyle:

Richsoil - Hugelculture

Permies - hugelculure

Taşlıbahçe 1

Taşlıbahçe 2

Ağaçlar - hügel

Permies - good wood bad wood 

Buried Wood Beds