püfnoktalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
püfnoktalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2023 Pazar

alet: dingi

 

Resimdeki arkadaşın adı DİNGİ. Dingi demek fermuar demek, toprağa saplayıp çekince size karık açıyor, sonra çevirip çektiğinizde karığı kapıyor. 

İnanılmaz rahatlık, karığı açıyorsunuz, tohumu at, kapa. Çapayla tek tek kapamanıza gerek yok. Aşırı hızlı ve pratik. 2020'den beri kullanıyoruz, nereye gitsem, hangi bahçeye gitsem yanımda.

Fasulye, mısır, bezelye, bakla ekimi ve her çeşit sebze fidesinin dikiminde kullanılıyor. İşinizi en az iki kat hızlandıracak. Turp, balkabağı, salatalık, karpuz ekimi için de kullanılır. Havuç, roka gibi sık ekilen sebzelerde tercih edilmez.

İdeal Kullanım:

Yıllardır kullandığımız için taktikler geliştirdik bu aleti kullanırken. Şart değil, öneri.

  • Toprağı çok iyi hazırlayın, mümkünse taşsız olsun.
  • Dingiyle karık açarak sıra sonuna kadar gidin ve aynı şekilde- karığı derinleştirerek geri dönün. İleri geri yapmanıza gerek yok, az biraz bastırarak sürükleyin.
  • Damla sulama borusunu karığın içine atın. Borulardaki mesafelere göre karığın içine tohumları atın (mümkünse en az bir kaç saat suda şişirdiğiniz)
  • Dingiyle karığı geri kapayın. Damla sulama borusunu dinginin aralığına verirseniz, boru toprak dışında kalacak.
  • Tırmıkla yüzeyi sıklaştırın. Şart değil, ideali.

Bu kadar. 20 m yatak en çok 5 dk kadar sürüyor.

Hikayesi:

Kirpi'nin aletlerini üretmeye aklıma 2020 yılında koydum. Farge'den Burak'la muhabbet ediyordum, dingiyi üreteceğimi isteyip istemediğini sordum, istedi. İzmit'ten gelir gelmez bahçeye çıkıp "kanatlı-çapayı" aldım, masa başına geçtim. Kanatlı çapayı yıllar evvel kaynattırmıştım. Yurtdışında benzerleri var, 80 dolar. Türkiye' de çok daha ucuza nasıl üretebiliriz diye başladım çizmeye. Yurtdışında açılı ve kapalı bükümler yapmışlar, ağır olmuş. Değiştirdim, sadeleştirdim. Gittim kestirdim. Kaynattırdım. Vergisi mergisi, herşeyi dahil 20 dolara bitirdim işi. Dörte bir fiyat hedefi o günlerden. Tam kargoya verecektim ki..

Tasarım çalındı.

Ortalık karıştı, olay büyüdü. Kargoyu gönderemediğimle kalmadım, anca şimdi tanıtımıını yapabiliyorum. Geçmişe bakıyorum da iyi ki çalınmış da her aletin tasarım ve patent korumalarını almayı kendime huy edinmişim. Kirpi'nin kimliğinde bir eksik vardı, onu tamamladı. "Kirpinin kendi tasarımları" işte bundan.

Açılı büküm olmaz, gereksiz. Kaynak yaptık. Bu şekilde kanatları daha ince demirden ürettik, alet hafifledi. Açılı kaynağa da gerek yok, dik yaptık. Kuğu boynu yapmışlar, iptal. Hem pahalı hem gerçekten lüzumsuz. Kuğu boynu bıçaklı çapalarda olur, ilk aldığınızda kendi boyunuza ve aleti tutuşunuza göre çekiçle vura vura açısını ayarlarsınız. Dingi her iki yönde kullanılan bir alet, bir tarafı ayarlarsanız öbür tarafını bozarsınız. O yüzden açı ayarı yok. Başklarının tasarımlarında araya taş takılıyor, karığı kaparken sıkıntı oluyor. Kıvrımlı, kavisli bir şekil verdim, altta dar, üstte geniş. Taş varsa üstten - geniş yerden- çıkıyor.

İlk resimdekinin dışında iki tasarım daha var. Biri ufak, el dingisi. Diğeri büyük, patates, soğan ekmek için. Onların evraklarını bekliyoruz. Süreç tamamlanır tamamlanmaz sayfayı güncelleyeceğim.

Hayırlı olsun!

Önümüzdeki haftalarda tırmıklar geliyor :)

10 Ocak 2023 Salı

mevzu: kümeste kompost

Bize kompost gerek! Öyle az biraz da değil. Her sene en az 2 cm, ideali 5 cm kalınlığında seriyoruz. 100 metrekare bahçeniz varsa 2 metreküp/50 çuval kompost gerek. Alalım deseneniz, nereden almalı? Yok ki. Onun yerine solucan gübresi - çuvalının adedi 300 lira - pas. Üretmeye kalksanız 2 metreküp kompost için 4-10 metreküp malzemeye ihtiyaç var. Çevirmekten yorulur insan :)

Haliyle az biraz kompostla dağları devirmeye çalışıyoruz. Elimizin altındaki malzemeleri ve atıkları işleyemediğimizden kullanamıyoruz. Bahçe atıklarıyla kompost üretip büyük makineler var, belediye atıklarını eviriyor çeviriyor, parçalıyor, kompost yapıyor. Makine alacak halimiz yok, bu ölçekte işi tavuklar seve sever yapar. Malum bu hayatta en çok sevdikleri iki şey var, biri eşelenmek, diğeri seye yataklarını tarumar etmek. Ayrıntılara boğulmadan önce artıları eksileri neymiş görelim :) 

Bu arada kompost nedir: çalakalem: kompost

Kalın altlık yöntemi: çalakalem: kalın altık (deep bedding)

Artıları:

  • Kümes ahalisine meşkale. Doğal tavuk ve yumurta için doğalarına uygun hayatları olması gerekiyor. Aksi taktirde tüyleri dökülüyor, yumurta verimi düşüyor, birbirlerini gagalamaya ve öldürmeye başlıyor. Antibiyotik bağımlısı fabrika tavukalarından bahsetmiyorum, bizim doğal tavukların enerjilerini atmaları gerek. Eşelensinler, böcek kurt bulsunlar.
  • Daha az yorulmak kulağa hoş gelmiyor mu? :) Kompost çevirmek zor iş. İster sıcak ister soğuk kompost üretiyor olun, başta en az 2 kere çevirmek gerekiyor. İşin yarısını tavuklar yapsa, nasıl olur? Siz yığın, onlar eşelesin, eşelerken parçalasın ve yaysın. Sonra tekrar yığın.
  • Geri dönüşüm. Bahçe ve mutfak atıklarını çöpe atacağınıza bahçenizde kullanın.
  • Kompost! Hem de ne! Hem kompost üreteceksiniz hem de üreteceğiniz kompost -tavuk gübresinin etkisiyle- kuvvetli olacak.
  • Harcamlardan tasarruf. Yazının devamında hesabı var.

Ne artı ne eksi:

  • Yem giderlerinin azalması. Youtube videolarına aldanmayın, tavukları evdeki atıklarla besleyerek etlik piliç ya da yumurta üretmek mümkün değil. Büyük tesislere, restoranlardan gelen atıklara ihtiyaç var. Tavukların diyetini kompost veya kompost içindeki böceklerle desteklerseniz, yem tüketimi %15-20 kadar düşüyor. İşin kötü tarafı yumurta verimi de düşüyor. Yem azalacak ya da yem vermeyeceğim diye bakmayın olaya, tasarruf ederseniz ne ala. Yaprakları çuvala basarak böcek üretebilirsiniz, yumurta veriminiz artar ama ilave iş.

Eksileri

  • Hem kompost hem tavuk yetiştiriyorsunuz. Gözünüz üstünde olmalı. Açık alandaysa yağmur yağmadan önce üstünü örtmeli, gübrenin yüzeyde birikmesine ve kabuk oluşturmasına izin vermeden karıştırlamalı gibi.
  • Hatalar. Hiç bir yeni teknik hata yapmadan olmuyor. Hatalar olacak, kümes kokacak, belki beslediğiniz tavuklar bu işe uygun değil. Öğrenmek alışmak zaman alıyor.

Peki neden?

Başlıca iki nedeni var kümeste kompost üretmek için. Bizim için yürümek, koşmak neyse tavuklar için eşelemek o. Olmuyor bir şeylerin altına bakmadan. Ayrıca dar, buğday, mısırla beslesek de tavukların veganlıkla uzaktan yakından alakası yok, böcekçiller. Doğalarında yok bir yerde tıkalı kalmak, tünemek. İstiyorlar ki eşelesinler, böcek bulsunlar, bir çukur kazıp içinde toz banyosu yapsınlar.

İkinci neden ekonomi. Küçük ya da mini mini ölçekte tavuk beslemek ekonomik olmuyor. Dilerse her gün yumurtlasınlar, cık. Girdiler ve çıktıları tutumuyor. Lafı fazla uzatmadan çalakalem hesap yapalım.

Diyelim ki 12 adet tavuğunuz var, şehirdesiniz ve organik yem ile besliyorsunuz. Tavuklar ortalama günde 120-130 gr yem tükettiğine göre yılda kabaca 18 adet 25 kg'lık yem tüketecekler. Organik yemin fiyatını 300 lira kabul edersek, 5700 lirayı yeme harcayacaksınız. Yılda 1500-2000 yumurta alacağınızı düşünürsek (antibiyotiksiz, doğal halinde), yumurta başına 2,7 lira yem masrafı çıkacak. Kümesi on bin liraya kurarsanız (teli, çiti, tavukların kendisi vb), 5 yıl dayansa, yumurta başına 1 lira. Diğer masrafları da 50 kuruş diye hesaba katarsak, 1 adet yumurtanın maliyeti 4-4,5 lira çıkıyor. Organik yumurtanın satış fiyatının 4-5 lira arasında olmasına şaşmamalı; yemi toplu alıyorlardır, daha verimli üretim modelleri vs. (yeni cins geliştirdiğim için bendeki durum biraz farklı. maliyete kuluçka makinesi, ana kucağını vs ekleyince ve çıkan civcivlerin yarısı horoz, yumurtanın adedi 5-8 lira arasına mal oluyor)

Sonuç organik yumurtada maliyet takriben 4 lira, ürettiğiniz değer 4 lira. Horozdan mahmuz yeme fantezisi yoksa marketten yumurta almak varken niye uğraşır ki insan? Di mi? Peki tavuklar boş boş duracaklarına bize kompost üretseler nasıl olur?

Gözlemlediğim kadarıyla 12 tavuk size yılda 8-15 metreküp arasında kompost üretebilir. Kabaca tavuk başına 1 metreküp (20-25 çuval) kompost diyebiliriz. 12 tavuk kabaca 250 çuval (25 kg'lık). Kompost'un satış fiyatını bilmiyoruz malesef, torf desen torf değil, solucan gübresinden daha etkili, biyolojik olarak aktif. Solucan gübresinin çuvalı 250-300 liradan satılsa da (vergisi, paketlemesini düşerseniz üretim muhtelemeln 50 - 80 tl arasında oluyordur), hesapta değerini 50 lira kabül ettim (kompost işine girmeyecekseniz değerden gitmekte fayda var). Durmadan çalışsalar, 12500 lira'lık kompost üretebiliyor bizim tüy yumakları. Tabii bu ideal şartlardaki durum, böyle olmuyor haliyle. Son yıllarda yaptığım masrafları ve üretimi bir kenara yazmıştım, bunun yarısı, yani 6 - 7 bin lira'lık üretimin (120 çuval) altına düşmemişler. Bu kompost 100-250 m2 bahçenin ihtiyacını fazlasıyla sağlar (her bahçe tekniğinin kompost ihtiyacı farklı), takriben 20 m uzunluğunda yükseltilmiş sebze yatağını sıfırdan kurabilirsiniz. Birim alandan en az 4 kg sebze üretebilirsiniz, bu da kümeste ürettiğiniz kompost ile 500 kg ile 1 ton arası sebzeyi rahatlıkla üretebileceğiniz anlamına geliyor (en kötü durum).

2000 organik yumurta için tahminen 8000 lira yem, kurulum vb masrafları yapacaksınız Buna karşılık kompost üretirseniz en az 6000-7000 liralık kompost üreteceksiniz. Sonuç olarak birbirlerini götürüyorlar gibi, en en kötü 2000 liraya 2000 yumurta. Yumurta masrafı 1 liraya düştü. Artık ürettiğiniz kompostu satar mısınız, yoksa onunla sebze üretip onu mu satarsınız ya da evin masraflarını mı kısarsınız - o kısımlar sizin bileceğiniz iş :)

Geçen sene 15 metreküp kompost üretti bizim tüy yumakları. Olay tersine döndü, hem kompost üretiyorum, hem yumurta, hem de para harcayacağıma cebimde kalıyor (kompostla sebze üretip evin market alışverişini büyük ölçüde kıstım).

Ukala not: Tasarım doğruysa hesaplar birbirini doğrular diye bir laf vardır. Yukarıdaki hesap da lafın bir çeşit ispatı, tavukların doğası gereği bir şeyleri eşelemesi gerekiyor. Eşelemezse yumurta pahalı. Doğasına uygun davranmasına izin verirseniz yumurta neredeyse bedavaya geliyor.

.

Peki bu sistem nasıl kurulur, kompost tavuklara nasıl ürettirilir?

Benim bildiğim başlıca 3 yöntem var. Bir de benim eklemelerim. Basitten karışığa:

1. Kompost ayrı, kümes ayrı

Bu yönteme kümeste kompost denir mi bilmiyorum, çünkü sıcak kompost kurmaktan pek farklı değil. Ancak kümeste kompostun çıkış noktası olduğu için es geçmemeli.

Kümese serebileceğimiz malzemeler çeşit çeşit; talaş, saman, kuru yaprak, kafes taban kumu, mısır granülü (mısır koçanının öğütülmüş hali) vb. Kumu şimdilik karıştırmazsak - onun olayı farklı- hepsi karbonca zengin malzeme. Kümesin, ağılın, ahırın altına serilen karbonca zengin malzemeye karbon altlığı diyorlar permakültürde (ingilizcesi karbon-çocuk bezi/ carbon diaper). Buradaki amaç gübrenin (azotça zengin malzeme) karbonca zengin malzemeyle karışması ve karbon tarafından tutulması. Bu yöntemle kompost üretmek için aşağıdaki rutini takip edin:

  • Kümese 5 cm kalınlığında  (3-8 cm arası herhangi bir değer) saman, yaprak ya da kaba talaş serin.
  • Her iki haftada bir 3- 5 cm kalınlığında yeni malzeme ekleyin. 
  • Altlık tavukların eşelemeyeği kadar kalınlaşınca kümesi temizleyin. Kümese yeni malzeme serin. Dışarı aldığınız talaş-gübre karışımını ıslayın. Dışarıdaki yığına ekstra gübre eklemeniz şart değil. Bu yığını en az 2 kere alt üst edin, malzeme iyice pişsin. Yığın ısınmıyorsa, kümeste daha çok gübrenin birikmesini bekleyin.
  • Ürettiğiniz kompostu en az 1 ay, ideali 6 ay bekletin, dinlensin ve olgunlaşsın. Kompost çok kuvvetli olacak, havuç gibi sebzelerde kullanmayın. İlk iki karışımdan sonra dinlenemye bıraktığınız yığını malç malzemesi olarak aç sebzelerde (mısır gibi) kullanabilirsiniz. Bu kompostu daha olgunlanşmadan malç olarak kullanacaksanız yataklara önce ince bir katman karbonca zengin malzeme serin, sonra 10 cm'e kadar kompost serebilirsiniz.

2. Zaman? Hangi zaman? - kalın altlık yöntemi

Malzemeleri dışarı alamak yerine hep içeride bıraksak, üst üste yığsak nasıl olur? Olur tabii. Salmayı ve kümesi inşaa ederken malzemenin yığılacağını dikkate aldıysanız sıkıntı yok. Buradaki taktikler:

  • Kuru yaprak gibi iri malzemeler kalın altlık için ideal değil. Çok ince malzemelerden de sakının, ince talaş gibi. İdeal malzeme kaba talaş ile saman.
  • Tek seferde 30 cm kalınlığında malzeme sermek yerine, ince tabakalar sermek gerekiyor. Kalın bir tabaka serip oldu bu iş demeyin. Kümeste toz çoksa - malzeme çok kuru demek- kümesi sulayın.
  • Kalın altlık yönteminde de malzemenin karışması, alt tabakaların hava alması gerekiyor. Bunun için dirgen, geniş bel ya da kompost havalandırıcı kullanabilirsiniz. Birkaç haftada bir tabana dirgeni sokup hafif kaldırmaya çalışın, kötü koku gelmiyor olmalı. Malzemeyi karıştırmanıza gerek yok.
  • Tabana serilen malzemenin yağmur almamasına dikkat etmek gerekiyor. Malzemeyi karıştırmayacağımızdan şiddetli yağmurlarda alt tabakalar hızla anaerobik olacak ve kokacaktır. Kompostlaşma olmuyor bu durumda. Yağmuru engelleyemiyorsanız en alt karbon tabakasını kalın tutun, çocuk bezi gibi gelen suyu emsin.
  • Arada bir yüzeyi tırmıklamakta fayda var. Kümeste tavuklar tepinip dışkılayacaklarından saman ya da talaşın yüzeyi kabuk tutabilir. Tutmasın. Sık sık yeni malzeme ekleyin, arada yüzeyi tırmıkla çizin.
  • Kompost harzırlarken karbon-azot oranına dikkat ediyoruz ve kompostlaşma hızına göre (sıcak ve hızlı ya da soğuk ve yavaş) bir hedef değeri tutturmaya çalışıyoruz. Burada öyle değil. Bol miktarda kabonca zengin malzeme koyuyoruz, azotu tavuklar ekliyor.
  • Kalın altlıkta kalınlığı 40 cm'yi geçtikten sonra kompostlaşma başlayacaktır (dirgenle kontrol edin, sıcak buhar çıkıyor). Sisteme müdehale etmeden kompost üretmek için 1 - 1,5 metre kalınlığa ulaşması gerekiyor. Yeriniz yoksa dirgenle karıştırmaya başlayın- 3. yöntem.
  • Dahası kalın altlık yöntemi çalakalem yazısında: http://kirpininburnu.blogspot.com/2022/08/calakalem-kaln-altk-deep-bedding.html

3. Herkes güçlü olduğu noktaya yüklensin - Geoff Baba

Bu yöntem Geoff Lawton'un yöntemi olmasa da onun adıyla anılıyor. Mevzu şöyle, tavuklar eşeleyip yaymayı seviyor. Bir de dirgenle ortaya yığmayı.Öyle bir sistem kuralım ki kompost çevirme işini aramızda bölüşelim. Olay kabaca şöyle:

  • Süreç ilk iki yöntemdeki gibi başlıyor, kümese karbonca zengin taban malzemesi seriyoruz. Malzemeyi tek seferde serebilirsiniz ya da ilerideki işinizi kolaylaştırmak için her hafta bir kat olacak şekilde tabakalar halinde.
  • Serili malzeme miktarı 2-3 metreküpe ulaşınca ortaya yığıyorsunuz. Kuruysa biraz suluyorsunuz. Tavuklar yığını bir süre bozmasın diye brandayla örtün ya da tel ile çevirin. Yığın pişe dururken siz tabana malzeme ekleyemeye/sermeye devam ediyorsunuz.
  • Bir hafta 10 gün sonra yığının üstünü açın, tavuklar yığını param parça etsin, yaysın. Siz bu işlemi istediğiniz kompost miktarına ulaşıncaya kadar devam edin. 
  • Son yığından sonra malzemeyi kenarda dinlenmeye alın, bir süre pişsin, soğusun. Kompost olgunlaştıktan sonra bahçeye malç olarak serebilirsiniz.

Geoff bu sistemi yamaca kurmuş ve her seferinde aynı yere yığın kurmak yerine malzemeyi hep bir ötedeye yığınıyor. Bu şekilde belki 5-6 tane yığın var, ilk yığın en tazesi, son yığın da en olgunu. Videosunun bağlantısını şuraya bırakıyorum How to Make a Chicken Composting System , çizimi de az aşağıda:

İnşaa ettiğimden beri kümeste kompost üretiyorum. Bir yerden de görmedim, kendimce deneye yanıla. Youtube'dan öğrenmediğim için bu süreçte kendimce yöntemler, taktikler geliştirdim. Geoff'tan ya da başkalarından farklı yaptıklarımı aşağıda sıraladım.

  • Kompostu beslemek: Ürettiğim kompostu bahçede ve sebze yataklarında kullanıyorum. Haliyle kompostun kalitesi ve gücü önemli. Şerbet, şelat, çay hazırlamayı uzun yıllar önce bıraktım. Deniz yosununu doğrudan kümese atıyorum, tavuklar yiyeceğini yiyor, gerisi kompost oluyor. Karakafes otu ve ısırgan da aynı şekilde. Öncelikli amacım otlar ya da yosunla tavukları beslemek değil, kompostu beslemek. Bu arada tavukların diyeti çeşitleniyor, vitamini artıyor. Ekleyebileeğiniz diğer malzemeler, midye kabuğu (toprakta organik madde miktarının %8'in üstüne çıktığı durumda 2-3 yılda bir yataklara midye kabuğu eklenir. Planlı bir şekilde yataklara ekleyeceğime, denk geldikçe kümese/ komposta ekliyorum), kemik unu (çiğ hali değil, pişmiş hali), kaya unu/tozu (önden biyoaktifleştirilmesi gerekiyor), kimi küspeler (ayçiçeği ve pamuk küspesi gibi, kompostlaşma sürecinin sonuna doğru).
  • Kümese biyokömür eklemek: Biyokömür hikayelerini paylaşırken (instagramdaki profilde sabit), biyokömür hem kokuyu alır hem de kompost üretimini arttırır diye iddiada bulundum. Olay özetle şöyle. Kompost olsun diye yığdığımız malzemenin kabaca yarısı (%35-55'i) "yanıp" gaz olup havaya karışıp gidiyor. Olayın daha ilginç tarafı bu 6 ay değeri, kompostu hazırladıktan 10 yıl sonra geriye hiçbir şey kalmıyor, atmosfere geri dönüyor. Kümese ham biyokömür eklerseniz durum çok farklı. Hem kompostun oluşma sürecindeki verim artıyor hem de ürettiğiniz kompost toprakta uzun süre bozulmadan kalıyor. Kümese %5 oranında biyokömür eklerseniz ürettiğiniz kompost miktarı takriben %20-30 artacak. Başka bir ifadeyle 8 metreküp üretiyorken 10-11 metreküp kompost üreteceksiniz. Bu 2-3 metreküplük farkın kabaca yarım metrekübü biyokömür, kalanı havaya uçup gitmeyen karbon ve azot. Tek müdehaleyle kompost üretimini dörte bir oranında arttırmak.... 2019'da denemiştim, 2020'den beri böyle. Biyokömür katmak ile katmamamak arasında akılalmaz bir fark var. Kümese biyokömür katmayacağım, kompost üretimi tamamlandıktan sonra biyokömüre karıştırıp bahçeye uygulayacağım diyenler için bir not: ya %90-95 biyokömür %5-10 kompost kullanın ya da tam tersi. Ara değerler için biyokömürü komposta biyoaktifleştirmek gerekiyor.
  • Yapraklar önce çuvala sonra kümese: Bu fikir yeni. 2022'de küçük ölçekte denedim, efsane ötesi sonuçlar aldım. Olay şu, güz yapraklarını ya da karbonca zengin malzemeleri çuvala basıp, gölge bir alanda 1 yıl bekletiyorsunuz. Nemli kalması gerekiyor. Böcekleniyor, kurtalanıyor. Hem yapraklar önden öğütülüyor, parçalanıyor, hem de böcekler tavuklar için ekstra protein. Yumurta verimi arttı. Güz yaprakları birbirine yapışmadığı için kompostlaşması hızlandı. Daha ne olsun.
  • Kümese buğday atmak ve örtmek: Bu yöntem biraz benden biraz da youtube'dan (ve permies'ten) edibleacres'dan. Yaprakları ve atıkları ortaya yığıyorken araya buğday, trikale, darı vb serpin. Tavuklar buğdaya ulaşmak için yığını paramparça edecekler. İlk başlarda alışmaları biraz vakit alıyor, ancak bir kere alıştı mı bir gün sürmüyor yığını yaymaları. Biz  aslında yığının bir iki gün pişip kendine gelmesini ve  eklediğiniz buğday yumuşasını/çimleni istiyoruz. Tavuklar olayı kapınca yığının üstünü brandayla bir iki gün kapayın (bir haftaya kadar), sonra açın parçalasınlar.
  • Sistemleri istiflemek: Yöntemleri istifleyebilirsiniz. Bugünlerde tavuk traktörlerini hareket ettiremediğimde birinci yöntemi uyguluyorum, çıkan gübre/talaş/yaprak karışımını kümese (üçüncü yöntem) ekliyorum. Hem kümestekiler, traktördekilerin gözünden kaçan buğdayı ve yemi yiyor, hem de altık iyice parçalanmış oluyor. Yöntemleri birbiriyle kombine edebilirsiniz.
  • Hindi: Kümeste yalnızca tavuk olacak diye bir kural yok, hindi de ekleyebilirsiniz. Hindiler taş parçalarını öğütmeleriyle meşhur. Hindi yetiştirilen alanlarda toprağın değerlerinin hızlı bir şekilde toparladığı gözlemlenmiş. Kümese hindi eklerseniz, kümesten alacağınız kompostun kalitesi artacaktır.
  • Tavuklar ulaşamasın, böceklensin: Kompostu ortaya yığdıktan sonra üstüne kalın dallar, palmiye yaprakları ya da mısır sapları koyunca tavuklar komposta ulaşamıyor. Kompost zamanla böcekleniyor, solucan ve kurt nüfusu patlıyor. Zamanla yaprakları kenara çekip tavukların böceklere ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Yığını mutlaka kümesin kenarına kurun.

Son notlar:

Kompostlaşma süreci 3 evrede olur. Ön kompostlaşma, kompostlaşma ve olgunlaşma. Niyeyse bizdeki eğitimlerde bir tek ortadaki kısım anlatılıyor. Kompostun olgunlaşması çok önemli. Hele hele tavuk gübresi gibi azotça çok zengin bir girdi ya da iri malzemelerle kompost üretiyorsanız. Kümeste ürettiğiniz kompostu bir süre dinlendirmeden kullanmayın. İdeali en az 6 ay. Başta zorlanabilrisiniz ancak tavuklar size fabrika gibi kompost üreteceği için ikinci sene (4. sezon) bunu dert olarak göremyeceksiniz.

Kümeste kompostun yaz ve kış olmak üzere iki sezonu var. Kış sezonunda bol miktarda kuru yaprak, yağmur var ve havalar soğuk olduğu için kompost yavaş pişiyor. Yaz sezonunda kümese atacağınız yeşil atık miktarı artacaktır. Havalar da sıcak, kompost daha hızlı pişecek. 

En çok merak edilen sorulardan biri sadece mutfak/restoran atıklarıyla tavuk beslenip beslenmeyeceği. Kısa cevap: evet beslenir. Yumurta veriminiz azalır. Yılda ortalama 100-120'e kadar düşüyor. Bol protein içeren restoran atıkları temin edebiliyorsanız (balıktır, ettir, kemiktir) tersi de mümkün. 300-320 yumurtaya kadar çıkıyor bu istisnada. 

Kompost yaysınlar diye yığının üstünü açtığınız gün ve takip eden günlerde yumurta sayısı azalır. Hem eşelenmekle geçiriyorlar günleri -yoruluyorlar- hem de yem yiyeceklerine kompost yiyorlar. 10 yumurta alırken 6-7 alırsanız şaşırmayın.
 
Bu işi her tavuk yapar mı diye soruldu. Yapmaz. Bantamlar, cüce tavuklar ve tecrübe ettiğim kadarıyla fabrika tavukları (ataks gibi) bu işi yapamıyor. Türken gibi küçük ve narin cinsler zorlanıyor. Özel bir cins olsun diyorsanız internette herkes Red Island Red (RIR)'ı tavsiye ediyor. Ben maransla mavi yumurtacıları melezledim. Karışımın içinde Türken, ve köy bakkalından aldığım yumurtalardan çıkan tavuklar da var. Mükemmel iş çıkarıyorlar. Rir olmasa da olur, iri, güçlü bir tavuk cinsi olması yeterli. Cinsiyetine göre hangi tavuk diye sorulursa, genç horozların eline kimse su dökemez. Yaprak maprak kalmıyor, param parça ediyorlar. İkinci sırada yaşlı tavuklar, en son genç ve orta yaştaki tavuklar geliyor. Yaşlı tavukların işi yok, bizim nineler nasıl örgü örüyorlarsa geçiyorlar kompostun başına gün batana kadar.

 

e haydi :)

19 Ocak 2021 Salı

şipşak: tatlı patates

Şipşak tatlı patates. Nam-ı diğer tapates ya da şekerli patates. Bizim sıradan patatesle pek bir alakası yok, akrabası değil, yetiştirilmesi farklı, sürgünleri yeniyor, tadı -adı üstünde- daha şekerli.

Filizlendirme zamanı geliyor!

Ben sürgünlerinden salata yapıyorum. Patatesini de kızartıyorum. Tavsiye. Bahçedeki görevi yer örtücü. Yeri örtsün, toprak güneş görmesin, dinlensin.

Gerekli malzemeler tatlı patates, kavanoz ve su. Kavanoz yoksa pet şişe de olur, tatlı patatesi de marketlerden temin edebilirsiniz. Ben bir beyazımsı tıknaz olanını denk gelmiştim, bir de turuncu ince uzun olanına. Renk renk olanları da var esasında, mor olanı, krem renginde olanı; Gittigidiyor'da varmış diğer renklerinden. Almadım, bilmiyorum. Doğrudan üreticiden de alabilirsiniz tapatestarim Bu sene turuncu olanı ekecekmişim. Markette onlardan da vardı. Bir kaç tane minnak da hediye geldiydi, onlar da turuncuymuş :)

Önce kendisine biraz işkence edeceğiz. Tatlı patates normal patates gibi göz verinde toprağa ekilmiyor. Biraz suda duracak, filizlenecek. Sonra biz o köklenmiş filizleri koparıp toprağa ekeceğiz. Önce bir gün suda bekletin, kendine gelsin. Kurumuştur yolda. Sonraki gün çöp şiş saplayacağız. Bazıları çok uzun oluyor, ortadan ikiye kesin. Gözünüze kestirdiğiniz bir hizada bir sıra çöp şiş. Yarısı gibi. Resimdeki gibi eğimli saplarsanız, kavanozda daha düzgün duruyor.

Üstten de resmi olsun.

Uzun çöp şişleri elbette kısaltıyoruz. Göz çıkarmaya hiç gerek yok. Kavanoza da su ekleyin.

Tadaaa!

İşte bu kadar. Cam kenarına koyun ve altı hafta bekleyin :) E evet altı hafta. Biraz uzun sürüyor filizlenmesi. Köklenmiş filizleri saksılara ekip daha sonra bahçeye transfer de edebilirsiniz.

Başka bir yöntem daha var. Suda beklemiş patatesi daha sonra içi perlit ya da vermikülit bir tepsiye/kaba da ekebilirsiniz. Youtubeda bir amca yapıyordu. Oradan gördüm, denemek istedim. Growing Sweet Potatoes what I've learned Amcam baya uğraşmış, filizleri tekrar toprağa gömmüş, daha da çok köklendirmiş. Vardır herhalde bir bildiği. Denemeli.

Not: Bu sene büyük saksılarda patates yetiştireceğim. Şu videoyu izledikten sonra oldu bu:) Enormous harvest of Container Grown Potatoes Saksıların arası boş kalacaktı. Kalmasın. Mısır, fasulye, patlıcan ekersem gölge yapar diye düşündüm. Aralara tatlı patates ekeyim dedim. İsterim sarsın, üstte o büyürken altta hem tatlı patates versin hem de toprak iyileşsin.

Diğer not: Peki tatlı patates ile ne yapılır diyorsanız şu var 3 Farklı Tatlı Patates Tarifi   şu 6 Delicious Sweet Potato Recipes şu da kevserinmutfağı şu da Sweet Potato Flatbread    

13 Ocak 2021 Çarşamba

çalakalem: tohum - fide ekim tarihleri

Başlayalım hemen :)* Üç tarih var dikkat edilecek. Son don, ilk don ve 10 saat (kısıtlı güneş) tarihi. Son don ilkbaharda, ilk don ve 10 saat sonbaharda. İlk don ile son don adı da üstünde havanın ilk ve son don yaptığı tarihler. Gerçekten don- kırağı olmasına gerek yok. İstatistiksel bir tarih. Diğer tarih de gün süresi 10 saatin altına düşünce bitkiler pek büyümüyormuş. İstanbulun 10 saat tarihi mesela 11 Kasım. O tarihten sonra hava kapalıysa büyümez, soğuksa büyümez, sisliyse büyümez. Arada bir iki yaprak atar ve durur. Bekler gün bir uzasın bir de ısınsın diye.  

Ayrıntılara gelecek olursak:

Bu tarihleri internetten bulabilirsiniz. Ben İstanbul- merkez için tarihleri çıkardım, başka şehirler için de linklerden yararlanabilirsiniz. Son don tarihi diye aratınca meterolojin şu sayfası çıkıyor. don tarihleri Yabancı sitelerde de var plantmaps - istanbul . Bize ilkbahar en geç don tarihi 0 derece, sonbahar en son don tarihi 0 derece gerekiyor. İnternete tablo olarak koymadıklarını inanın anlamadım. Linkteki resim tıklayınca büyüyor. Yetmedi de anca gözlerimi kısarak görebildim :) Benim yaşadığım yer için 11-20 Mart gözüküyor. Vaktiyle yabancı bir siteden 13 mart diye okumuşum, öyle yazmışım deftere. Bir de şu pdf'i not etmişim. Detaylara bakmak isteyen linke bakabilir: türkiye don takvimi. Şimdi bu tarihin kesinliği ne kadar önemli olduğu tartışılır. İlla 13 Mart'ı seçeceksin diye bir şart yok bence. Bazı yıllar Şubat'ın 20'sinden sonra havalar iyi oluyor burada, bazı yıllar Mart'ın 25'ine sarkıyor. 

Bulunduğunuz yerdeki tarımsal hava durumu vs. bakmak için de weather spark gayet başarılı. İstanbul için şöyle mesela: weatherspark - istanbul Orada da diyor, Mart'ın 21'i iyidir diye.  Fideler ekildikten sonra 10-15 gün sersemliyor soğuk hava varsa. Don'u riske alıp iki hafta kaybedeceğime, ben Martın 25'i seçtim son don tarihini.Bence siz de weatherspark'ın önerdiği tarihi dikkate alın. Bunun bir nedeni daha var çünkü: öküz ayıran fırtınası. Diğer adıyla Sitte-i Sevr.

Kimi yıllar nisan sonunda kimi yıllar da mayıs başında zamansız soğuk oluyor. Çiçek açmış oluyor meyve ağaçları, fideleri bahçeye yeni aktarılmış oluyor. Soğuk rüzgarı yiyince çiçekler dökülüyor, balkabakları ezilip büzülüyor. Fideleri tek tek örtsen, ağaçları sarsan, ısıtsan bir şey yapsın belki atlatırlar. Atlatırlar da hangi birine yetişeceksin, bahçedeki en yoğun günler o günler..

İlk don tarihini yine yanı şekilde meteorolijinin sitesinden, Google'dan bulabilirsiniz. Benim yaşadığım yer için Kasım 10-15'i.

10 saat tarihini şu sayfalarda: meteocast - istanbul ya da dateandtime.info - istanbul Siz de kendi kendi şehrinizi bu linklerden aratabilirsiniz. İstanbul için Kasım 11-12. İki-üç dakika oynuyor zaten, bence Kasım 10 olsun.

Ayrıntılar bitti. Benim için tarihler şöyle:

  • Son Don tarihi (SD): Mart 13 --- Ben Mart 25 alıyorum
  • İlk Don Tarihi (İD): Kasım 15
  • 10 Saat/Kısıtlı Güneş Tarihi (KG): Kasım 10

Bu kadar!

Ekim takvimini aşağıda çalakalem verdim, ona göre fideleri hazırlayabilirsiniz sonra da bahçeye aktarabilirsiniz. Emin değilseniz ilkbaharda iki hafta ileri öteleyin, sonbaharda iki- üç hafta öne çekin. Örtü kullanacaksanız (yer serası veya sera) ilkbahar ekimini iki hafta öne çekebilirsiniz. Ben hem yer serası yapıcam, hem de sera yapacam diyorsanız bir ay önceden ekebilirsiniz. Seramı ısıtıyorum, o zaman ne yapmalı diyenler de yeni bir gün kazandı. Kısıtsız Güneş tarihi :) Don tarihleri sizi nasıl olsa ilgilendirmiyor. İstanbul için 30 Ocak mesela. Tohumlarınız o tarihte çimlenmiş olur. Güneş de olur. Mis. Ben seramı hem ısıtıyorum hem de aydınlatıyorum diyen olursa, sorarım sana burada ne işin var :) Ek geç git gayri, tarihi n'etcen.

One yard revolution şöyle bir dosya hazırlamış fide ekim tarihleri için, indirip kullanabilirsiniz excel. Bağlantıdan indirin, tarihi değiştirin. Hazır! Dosya malesef İngilizce, merak etmeyin Türkçesini de koyarım yakınlarda.

Ya da şöyle bir liste var, ve tabii ki internetten aşırma (bu liste sınırları- tarihleri zorluyor, aklınızda olsun. Tarihleri ileri almak sizin elinizde):

 Bence bu noktada ajandaya bunları not almakta fayda var. Kimi zaman bazıları daha ileri bir tarihi tavsiye ediyor, kimi zaman da şartlar size uymuyor. Mesela fidelerin ışık altında büyümesiyle, pencere kenarında büyümesi farklı süre alıyor. Bir ajandaya not alın, gelecek yıllarda çok işinize yarar.

tıklayınca resim büyüyor....

 

....bu da....

 

...bu da.

*Ayrıntıları severim ben. Öyle böyle değil. İsterim ki tam olsun, hiç bir nokta atlanmasın. Bazen o kadar derinlere dalıyorum ki, kendi canımı sıkıyorum. Sonra da hemen masadan kaçıyorum. 3-4 adımda tamamlanan kısa yollar buluyorum. Başı doğru, sonu da doğru ama araları çook çalakalem. Sonra sonra öğrendim ki quick and dirty diyorlarmış buna. Bu da benim çalakalem tohum fide ekim tarihlerim. Bahçemi şu sondaki üç listeye göre ekiyorum. Benim amacım satmak diyorsanız, sizi kesmez bu. Kendi listenizi/ajandanızı çoktan yapmışsınızdır zaten. Daha fazlası için bakacağınız kitap: How to Grow More Vegetables - John Jeavons. Madem yurtdışından kitap getiriyorum bir kitap daha alayım da kargodan tasarruf edeyim diyorsanız ekürisi: The New Organic Grower - Elliot Coleman. Çakallık edip kirpiye de sorabilirsiniz.

13 Kasım 2020 Cuma

mevzu: sarımsak

Sarımsak turp gibi ucuz değildir. Öyle toprağa tohumunu savurup yirmi gün sonra hasat edemezsin. Hemen açmaz kendini, nelerden hoşlanır neleri sevmez iyi bileceksin. Yazın diğer sebzeler için hava durumunu takip ettiğininiden haberdardır, kışın o bahçedeyken havaya bakmazsan küser. Battaniyesini iyi örteceksin. Sıcak için değil ha! Soğuk tutsun diye çünkü soğuğu sever kendileri amma rüzgar ve kardan pek hazzetmez. Başka hiç bir sebzeyi evde iki ay bakıp, bir de bahçede altı ay kovalamazsın. Gübresi farklıdır, öyle standard gübreyle günü kurtaramazsın. Hasattan sonra da bakacaksın. Kurutulmak ister, ama güneşi sevmezmiş kendileri. Onu bile kendi seçer. Aslında uğraştırması görünürdedir, yalnızca ilgi ister. Yoksa böceklerin, otların, kötü havanın da tek başına üstesinden gelmesini de bilir. Kaparsan sarımsağın gönlünü öyle güzel ödüllendirir ki, her yemekte iyi ki ekmişim dersin.

Nazlıdır sözün özü. Herhalde ondan seviyorum.

Bizim sarımsaklar iki çeşit. Boynu bükükler (soft neck) ve dik duranlar (hard neck).

Boynu bükük olanların ortasında sopası/dalı yok. Devrilirler zamanla. Dişleri de ufaktır. Eskiden hep bunlar vardı pazarlarda marketlerde. Sonra iri dişleriyle dikkat çeken dik sarımsaklar geldi. Pazarcılar boynu bükükleri örüp satarken, bunların dördünü beşini paketleyip satıyorlar. Her ikisini de severim sevmesine de kimse beni tencere başında ufak dişlerle uğraşıyorken hayal etmesin. Dik duranları soyması da daha rahat. Tek sorun dik duran cinsi bizim iklimi pek sevmiyor olması. Daha soğuk yerleri tercih ediyor.

Mutfakta vakit geçirenler arasında biri daha acı, diğerinin tadı yok muhabbeti hep döner. Toprağınız kuvvetliyse aralarında tad farkı olmuyor.

Boynu bükükü sarımsaklar (soft neck) diğerine kıyasla o kadar zorlamaz insanı. Hava çok soğuk olmasa da diş verir, büyümesi için de daha az yer ister. Ben daha nazlı olan dik duran sarımsakları yetiştirmeyi seviyorum. Öyle ki geçen sene 450-500 baş hasat ettim (takribi 35 kg yaş ağırlığı vardı). Bu yıl durumu biraz abartmış olabilirim. 1200 diş ektim. Herkes benden sarımsak istiyor, ondan. Dik duran sarımsağı tercih etme sebebim ise çok basit, dişleri daha iri, temizlemesi yemek yapması daha rahat oluyor. Boynu bükük olanlar kadar dayanmıyor olabilir, daha çok yer de istiyor olabilir.

Ufak bir uyarı: Bahçemde yalnızca dik duran sarımsak ektiğim için, bundan sonra yazdıklarımda her sarımsak dik duran sarımsaktır efendim.

Her yıl aşağı yukarı aynı işlemleri takip ediyorum. O sırada anlatayım.

Ağustos ayı gibi büyükçe bir leğeni ya da plastik bir kutuyu gözüme kestiriyorum. Bu leğen buzdolabına girecek. Geçen yıldan kalan en büyük dişli başları bu leğene dolduruluyorum. Hastalık olmayan dişleri seçmeye özen göstermekte fayda var. Kat kat beyaz kağıtlarla kaplı olmayan sarımsaklar da uzun süre dayanmıyor. Üstündeki kağıdı yırtık, az ya da olmayan sarımsakları da diğer tez vakitte yemekte kullanılacak ekibine transfer ediyorum. Altına üstüne kalın bir tabaka peçete koyarak nem-küf işini kolayca çözebilirsiniz. Leğen hınca hınç dolmadıysa marketten bulduğum ucuz ama sağlıklı sarımsaklarla ekibi takviye ediyorum.  Bizim evde sarımsağı çok ekmişsin diye bir endişemiz olmuyor. Daha şubat ayını kendi sarımsaklarımızla geçmek nasip olmadı. İçi kilo kilo sarımsak dolu bu leğeni buzdolabının normal kısmına koyuyorum ve buzdolabında takribi 2-2,5 ay dinleniyor. Amacım sarımsakları kandırmak. Sansınlar ki kış gelmiş.

Şayet sarımsakları buzdolabına koymazsanız ektiğinizde çimlenmesi vakit alıyor. Bu bir. Kış da soğuk geçmezse, sarımsaklar bir acayip büyüyor ve tek diş kalıyor. Bu da iki. Öyle diş diş koca bir baş elde etmek yerine, kocaman (2-3 diş boyutunda) soğan gibi bir şey ortaya çıkıyor. Sarımsakların iri ve diş diş baş vermesi için güzel bir kış geçmesi şart. İstanbulun kışı hiç belli olmadığından (bazı yıllar yarım metre kar yağıyor, bazı yıllar da ocak ayında tshirtle dolaşıyorum) bu işi garantiye almakta fayda var. Kışları soğuk geçmeyen yerlerde bile olsanız, mesela Antalya, sarımsağı buzdolabında iki ay süreyle kandırırsanız iyi bir hasat yapabilirsiniz. Florida'da öyle yapıyorlar => -Growing Garlic Bulbs in Florida (Some Say It Can’t Be Done)- Kar yağacağından eminseniz bu numarayı yapmaya gerek yok, hatta yapmayın. Kar yapmadan önce ekmeniz kafi. Erken ekilirse kar uzun narin filizleri kırıp dondurabiliyor. Sarımsak pes etmez, kökten inadına sürecektir, ama rekoltesi az olacaktır.

Şimdi baktım da sarımsak nötr ya da nötre yakın hafif asidik toprakları seviyormuş (6-7 ph). Bana bakmayın pH mevzusu esasında önemli bir konu. Toprağın pH'ı doğru değilse bitki topraktan besinleri, mineralleri alamıyor. Alamıyor almasına da, organik tarım/permakültür/regeneratif/no-dig/do nothing yani kimysal tarım hariç herhangi bir yöntemle bahçenize bakıyorsanız öyle aman aman bir konu değil bu. Toprağın canlı olması fazlasıyla yeterli. Organik maddenin artması (kabaca siyah bir renk kazanması, orman toprağı gibi kokması) pH'ı dengeliyor. Toprak sağlıklıysa, düşük pH isteyen likapa (blueberry) ile daha yüksek ph isteyen kuşkonmaz gibi sebzeleri/meyveleri yan yana yetiştirebilirsiniz. Kabaca pH'ı düşürmek için kükürt, yükseltmek için kireç kullanılıyormuş. Gerisi biraz fazla detay. Merak eden baksın :)

Sarımsağı ekeceğin yerdeki toprağın yüzeyinde su birikmemeli, iyice derine gidebilmeli. Fazla da kuvvetli olmamalı, yani sarımsak için yatağa hayvan gübresi/kompost eklemenize gerek yok. Azotça yüksek gübre eklerseniz (hayvan gübresi, tavuk gübresi, balık unu gibi) -ki ben nedense yapıyorum- sarımsaklar çıldırıyor. Kompostu yüzeye sermek yerine toprakla karıştırırsanız da aynı şey olabilir. Bu çıldırma anında toprak altında her diş bağımsızlığını ilan ediyor ve diş kalacaklarına baş gibi davranıyor. Onlar da ayrıca büyüyor, çoğalmaya çalışıyor. Bizler ise tek bir sarımsaktan fışkıran 4-5 bazen 10 adet sap görüyoruz. Hasat zamanı 4-5 ay bile dayanmayan, aşırı iri başlı ya da birden çok başlı acayip bir şey ortaya çıkıyor. Bunları ya direkt mutfağa, ya da buzdolabı ekibine transfer etmeli. Bu sarımsaklara çılgın sarımsak diyordum ben, sonra öğrendim ki meğerse adı cadı süpürgesiymiş (witches broom). Aynı hata şayet sarımsaklar büyürken hava saçmalarsa da oluyor imiş. Benim ekip buzdolabında iki ay tatil yaptıkları ve battaniyeleri de kalın olduğu için havalardan cadılık etmediler; ama gübreyi fazla kaçırdığımda hiç affetmiyorlar, hemen çıldırıyorlar. Allahtan sarımsağı çok tüketiyoruz.

"Eee, olur mu öyle şey, toprağa bir şey katmayacak mıyız?" diyorsanız, katın efendim, sizi tutan mı var. Azotu düşük olsun sadece. Kemik unu mesela. Toprak drenajı artsın diye perlit ya da vermikülit de koyabilirsiniz. Toprağınız killiyse toprağa alçı- alçı taşı katabilirsiniz. Alçı bu naz niyaz şeyi iyi yetiştirmenin ikinci püf noktası. Bence en ilginci.

Hiç merak ettiniz mi Kastamonu- Taşköprü sarımsağı niye ünlü. Tek ünlü o değilmiş, koçovası sarımsağı da varmış. Açıklayayım. Öncelikle oralarda kışları soğuk oluyor. Biz bu meseleyi sarımsakları buzdolabında ağırlayarak hallettiydik. Diğeri de her iki bölgenin de Anadoludaki yanardağlarının küllerinin döküldüğü, biriktiği alanlar olması. Toprak mineralce zengin ve kükürdü bol. Sarımsağa tadını veren de şeyler de (allicin, ajonene vs, wikide yazıyor) hep kükürt bileşenleri. Denklem basit, toprakta kükürt var, sarımsağın tadı keskin. Kükürt az, sarımsak meh. Düz mantık gaza basıp toprağa kükürt katsak mı? Hiiiç katmayalım. Doğrudan kükürt eklersen toprağa, toprak asitleşiyor. Çare alçı! Alçı ya da alçı taşı hem kükürt hem de kalsiyum içeriyor, toprağın phını değiştirmiyor. Toz halini nalburdan temin edebilirsiniz. Kalsiyum kısmı kili parçalamaya yarıyor. toprağa granit, bazalt tozu gibi volkanik taşların tozunu eklerseniz toprağın daha dengeli bir şekilde mineralce dengeye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Türkiye'de kaya (granit gibi) tozu satılıyor mu peki? Yok. Elimizde yalnızca alçı var. Toprağı bazik olan/ph'ı yüksek -karstik bölgelerde yaşayan- derbeder insanlar alçı yerine kükürt kullanırlarsa bir taşla iki kuş vurmuş olurlar, hem pH dengelenir hem de kükürt eklemiş olursunuz. O bölgelerde zaten haddinden fazla kalsiyum var. Malesef karstik toprak başlı başına bir dert ve sadece kükürt kurtaramayabilirsiniz. Allah kolaylık versin.

Benim toprağım daha toprak olamadığı için (taş kaya içinde sebze yetiştiriyorum) her ekimden önce her yatağa çeyrek yoğurt kabı yarasa gübresi serpiyorum. Ben sonuçlardan memnumun ama kararı size bırakıyorum.

Sarımsağı hep ekim sonu kasım ayı başında ekiyorum İstanbulda. Dalgalanmaları sevmiyor ya sarımsak, o tarihlerden sonra pek ısınmıyor havalar. Battaniyesi de örtülü olduğu için ufak dalgalanmalar pek etki etmiyor. Mesela İzmir'de olsaydım daha ileri bir tarihte ekerdim.

Ekiyorken hep en büyük dişleri ekin. Sivri tarafı yukarı gelecek. Çok derine ekmenize gerek yok, kendi kadar ya da az biraz daha derine ekebilirsiniz. 300-400'den daha çok baş diş ekecekseniz bir çeşit dipper yapmakta fayda var. Öyle benimki gibi karmaşık bir şey olmasına gerek yok. Toprakta 10 tane delik açsın yeter. Ufak cılız dişleri başka bir yatağa dip dibe 3-5 cm arayla ekip taze sarımsak yetiştirebilirsiniz. İlkbaharda hastalanmıyorsam muhtemelen bundandır. Tavsiyedir.


 Ekiyorken aralarında ne kadar mesafe bırakmalı? 2018'de bu soruya kafayı takmıştım. Her yatağa farklı mesafelerde ektim, kimine gübre verdim kimine vermedim. Detaylara boğulmadan; Ben az alana ekeyim, çok alayım, boyutu önemli değil diyorsanız 10-12 cm arayla dikin. Bunaların dişleri biraz küçük olacak, baş ebatları da düzensiz. Bir kısmı büyükçe bir kısmı yenmeyecek kadar küçük olabilir. Boyutu güzel olsun, hepsi takribi aynı boyutlarda olsun, dişleri de marketten aldığımız kadar olsun diyorsanız, metrakarede 250-300 gram daha az sarımsak alacağınızı bilerek 15 cm arayla ekin. Benim en sevdiğim sarımsak, taze sarımsağın tepesini kesip biraz tuz biraz da kekik koyup fırında pişen, ekmeğe sürüp yediğim diyorsanız (ki bu ben oluyorum); 30 cm arayla ekin. Risk alıp basın gübreyi. Yumruğunuzdan büyük başları olacak. Diğerlerine kıyasla en az rekolte bunda, ama değer. Ben bu sene fırınlıklar hariç tüm iri dişleri 15 cm arayla ektim. Araları muntazam olsun diye bir alet de yaptım - üstteki resimdeki "şey", yani dipper. Abartıp alet yapmaya ya da cetvelle ekmeye gerek yok esasında. Sarımsak ekmeden önce avucunuzu açıp parmak uçları arasındaki mesafeleri ölçün. Ekiyorken, artık hangi ikisi arası 15 cm ise, o iki parmağınızla ölçerek ekin. Bu şekilde 10-15 tane ekin, geri kalanı için göz kararı fazlasıyla yeterli olacaktır.

***2021 sezonu sonrası güncelleme. 15 cm yeterli ancak yeriniz varsa 20 cm arayla ekin. bir aksilik olsa bile dişler iri kalıyor bu şekilde***


Taze sarımsak yetiştireceseniz, baş sarımsak için ayırdığınız dişlerden arta kalan ufak dişleri kullanabilirsiniz. Aslında micro-yeşillik yetiştirmekten pek de bir farkı yok. Toprağın güçlü olup olmaması hiç önemli değil, günde 4-5 saat güneş görüp görmemesi de. 4-5 cm arayla ekebilirsiniz. Sapının - beyaz kısmının- uzun olmasıını istiyorsanız ya daha derin ekin ya da yüzeyi kalınca bir battaniye tabakasıyla örtün. Kalın dediğime bakmayın, 10 cm fazla fazla yeter. Kasım ayında ekerseniz şubat sonu- mart başı toplamaya başlayabilirsiniz. Taze sarımsağı istediğiniz zaman ekebilirsiniz. Yazın ekecekseniz, diğer sebzelerin gölgesinde kalmasına dikkat edin. Şimdiden afiyet olsun.

Sarımsak sıcaklık dalgasını sevmiyor. Yabani otlarla kendi başına başa çıkmada da zorlanıyor. Malç bu iki probleminde çözümü. Çoğumuz toprak yaratmaya kalanımız da toprağı terbiye etmeye çabaladığı için bu iyi haber. Peki nelerle örtmeli? Akla ilk gelenler saman ve güz yaprakları. İkisi de bu iş için ideal olsalar da dikkat edilmesi gereken noktalar var. Yurt dışında saman üretiminde yoğun olarak ot öldürücüler kullanılıyor. Bu sene risk alıp 1-2 metrekarede deniyorum. Umarım sıkıntı yaratmaz çünkü ilaçlı saman örtülen sebze yatakları 4-5 yıl bu ilaçlardan arınmıyor ve sebze yetiştirilemiyormuş. Çözüm de olmadığı için, mevcut yatakları bozup toprağı çöpe atmışlar. Bu ot öldürücünün yonca üretiminde kullanıldığını duymadığımdan bir balya da kuru yonca aldım. Diğer yatakta da o var. Sonuçları buradan paylaşacağım. Güz yaprakları bu iş için biçilmiş kaftan, ama sarımsak aralardan güneşe uzanırken zorlanabiliyor. Ya yaprakları çim biçme makinesiyle iyice kıyacaksınız ya da yaprakları sarımsaklar 10 cm boya ulaştıktan sonra aralarına sereceksiniz. Sarımsak filizleri kıyılmış yaprak katmanını delip geçmede hiç sıkıntı yaşamıyor. Bir diğer seçenek yataklardan söktüğünüz yaz sebzeleri: patlıcan, biber, domates. Makasla 20-25 cm boylarda kesip yatağın üzerine serebilirsiniz. Halihazırda kompostunuz varsa, kalın olmamak şartıyla o da bir seçenek. Talaş ya da dal öğütüğünün kullanıldığını görmedim. 4-5 yaşında "back-to-eden" tarzında bir bahçeniz yoksa şansınızı denemenizi tavsiye etmem. Örttüğünüz battaniyenin kalınlığı kıyılmış yaprakta 5-8 cm, kompostta 4-5 cm, kıyılmamış güz yaprağında 5-10 cm, samanda ise 10 cm'i geçmese iyi olur. Sarımsağın üzerini battaniyeyle örtmek toprağa verebileceğiniz en güzel hediye. Bu yıl öğrendim ki birine hediye vereceksen, ona en yakın olduğunu düşündüğün zaman vermeliymişsin. Günü geldiğinde nasıl olsa veririm dersen bir daha şansın olamıyormuş. O yüzden ötelemeyin sarımsağın hediyesini verin gitsin; battaniyesini ekimden hemen sonra örtün derim.

Sarımsakları ektikten sonra gübre vermenize aslında hiç gerek yok, hele de toprağınız kuvvetliyse. Ben toprak yaratmaya çalışıyorum, yoğun tarım yapıyorum, sarımsaktan önce/sonra da toprağa yükleneceğim ya da baş ebadı benim için çok önemli diyorsanız, sarımsak kökü büyümeye başlayıncaya kadar (genelde nisan) ocak ayından itibaren bir ay arayla çevresine yarasa gübresi serpebilirsiniz. Bu işlemi yağmur yağmadan önce yaparsanız sulama derdi de olmaz. Azotça kuvvetli gübreler kullanmamanız ve gübreyi fazla kaçırmamanız önemli - witches broom hikayesi.

Sarımsaklar nisan ayına kadar büyüyecekler, sapları ince kalabilirler de 2 hatta 3 parmak kalınlığında pırasalara dönüşebilirler. İnce olanlar baş vermeyecek sanmayın, her ikisi de baş bağlıyor. Haliyle sapı kalın olanın başı daha büyük oluyor. Sarımsaklar nisan ayı gibi yeteri kadar büyüdüğünü fark edecek ve kök çevirmeye başlayacaktır. Bu dönemde kökler kuru kalmasın, çiçek başı verirse kırın da gücü çiçeğe gitmesin. Baş çevirmeye başladıktan sonra gübre vermeyi kesinlikle kesmelisiniz. En çok 2-3 günde bir sarımsakların çiçek saplarını kırmayı da ihmal etmeyin, hem yemeklere salatalara katabileceğiniz enfes bir tat kazanmış olursunuz, hem de başları daha iri olur. Beş günden sonra koparsanız da bir yararı olmaz. Bir de kök çevirmeden önceki evrede sarımsağı rüzgardan ve soğuktan korursanız başlar daha da büyük oluyormuş. Redgardens'da öyle yapmışlar, buyrun:  Epic Garlic Harvest . Bence fazladan iş çıkarmaya gerek yok. Zaten kışın yataklar boş kalıyor, iki sıra daha ekersiniz, olur biter.


Havanın durumuna bağlı olarak mayıs sonu, haziran başı gibi alt yapraklar bir bir sararmaya başlayacak. En alt 3 yaprak sararınca sarımsaklarınızı sökmeye başlayabilirsiniz. Bu aşamada sonra baş büyümesi yavaşlıyor. 4-5 yaprağın sararmasını da tercih edebilirsiniz elbette, ama toprakta fazla bekletmeyin sarımsağı. Bu aşamadan sonra sarımsağı koruyan beyaz katmanlar "kağıtlar" bozulmaya, yok olmaya başlıyor. Bu da raf ömrünü kısaltıyor. Mayıs-haziran ayları bahçe işlerinin en yoğun olduğu zaman olacağı için çok da hassas olamazsınız isteseniz de. Gene de siz bu ayrıntıya dikkat etmeye çalışın.

Sarımsak hastalıkları çeşit çeşit. Saymakla bitmez. Saymaya da gerek yok hani. Ektiğiniz dişler küflü, ezilmiş, fazla yumuşak olmasın yeterli. Bilhassa marketten gümüş renkli küfü olanları hiç almayın, evinize sokmayın. Başka bir şey yapmaya bence gerek yok.  Yaprakları ıslanırsa sarı pas olabilir, başka hastalıklar da olabilir. Toprakta bir sıkıntı yoksa tek başına hepsinin üstesinden gelecektir. Diğer tüm sebzelerde olduğu gibi seneye aynı yere dikmemeye özen gösterin. Topraktan sökerken boynundan tutup çekmeyin, önce kürekle ya da dişli bel ile alttan toprağı gevşetin ki topraktan rahat çıksın. Vurmayın, ezmeyin, yığmayın. Nazik olun. İlgi gösterin :)

Rüzgarlı, doğrudan güneş alamayan bir yerde bırakın kurusunlar. Kururken başları aşağıda, yaprakları yukarıda olmalı. 20-30'unu bir demek halinde yaprak uçlarından bağlayıp asabilirsiniz. No till dünyasından Jesse sapları 5-10 cm'den kesin, uğraşmayın diyor. Bilmiyorum, bir denemek görmek lazım. Harvesting and Curing Garlic

Ağustos ayı gelince başa dönüyoruz :)


Blog yeni, ondan biraz geç kaldı bu mevzu yazısı. Havalar bu sene ılık geçiyor, şanslısınız, vakti daha geçmedi, hala toprağa ekebilirsiniz. İşi garantiye almak için buzdolabı numarasını şimdi yapıp ocak sonu gibi de ekebilirsiniz. Haziran sonu temmuz başı gibi hazır olacaklar.

Not: Bu diyarlardan olan herkes sarımsağın sadece yemekte kullanılmadığını çok iyi bilir. Saça, yaraya, hastalığa, tansiyona, egzamaya vb iyi geldiği hep söylenir. Hatta kimileri daha da ileri gidip basura da iyi geldiğini iddia ediyor. Permakültür dünyasında bu konuda denemeler yapılmasa da çeşit çeşit yerlerde kullanılır sarımsak; tavuklara ilaç, akar kovucu, kene kovucu, böcek kafa karıştırıcı gibi. O konulara tek tek girmek daha iyi olur kanımca.