şipşak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şipşak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2024 Salı

şipşak: fil sarımsağı

Günlerden cumartesi, evdeyiz. Rahmetli babamın kafasında mavi takkesi, elinde gazetesiyle uyuyakalmış. Fış fış horluyor. Annem bir sandalye çekmiş mutfak tezgahına, yüzüstü uyuyakalmış. Ben nerede olduğumu bile anlamıyorum, fena çarpılmışım. Sanki evde gaz sızıntısı oldu da ailecek zehirlendik. Altı üstü kahvaltıda sarımsaklı ezilmiş peynir yedik diye bütün hafta sonu bir orada bir burada bayıldık.

Sarımsak deneylerinin senesiydi o sene. En yoğun tadı olan sarımsağı yetiştirmeye çalışıyordum. Mevzu: sarımsak yazısında açıkladığım taktikleri ve miktarları keşfettiğim sene. Öyle bir sarımsak yetiştirecektim ki Taşköprü sarımsağı çerez kaçacaktı. O sene öyle de bir sarımsak yetiştirdim ki, dişi bir başa bedel! Sarımsağı ve toprağı çözdük de annemin sarımsak aşkına çare bulamadık bir türlü. Her yemekte ayrı yamulduk. Hatta zeytinyağlı fasulyenin yanında bile bayıldığımız oldu :)

Kaç santim arayla ekilir, toprağı nasıl hazırlanır sorularına cevap bulunca geriye tek bir soru kaldı. Mantar hastalığına dirençli sarımsak var mı? Varsa hangisi?

Belki biliyorsunuz, belki bilmiyorsunuzdur. Havalar nemli geçerse -ki baharın olayı o- ilkbaharda sarımsağa hastalık gelir. Yaprağını sapsarı sarar, rekolte düşer, ürünün kalitesi düşer. Üreticiler bunu engellemek için basar ilacı. Organikçiler de kükürdü (bilmeyenler de bakırı). Sarımsağın içini yiyoruz zaten diye gönülleri de rahat, önerilen doza bakmaz kimse. Basıyorlar ilacı.

Yapılması gereken temiz çalışmak, sarımsağı korumak. Ekim nöbetine dikkat etmek, hasta yaprakları tarladan uzaklaştırmak. Yapraksız kurutmak.

.

Mantar hastalıklarına dirençli, dev gibi büyüyen bir çeşit var. Adı fil sarımsağı. Sarımsak ile parasının arasında, sarımsak gibi tadı olan, pırasa gibi büyüyen normal sarımsağın üç dört katı büyüklükte olan bir çeşit. Tadı bizim Taşköprü kadar yoğun değil. Dev gibi olması aldatmasın, fil sarımsağının bir dişi ile marketteki sarımsağın bir dişi aynı ölçüde kullanılıyor. Sarımsak gibi ekiyorsunuz, sarımsak gibi yetiştiriyorsunuz, yalnız 15-20 cm arayla değil de 30- 40 cm arayla ekin derim.

Çok yıllık, bahçede ekip unutabilirsiniz. Çiçekleri dev gibi ve çok güzel. Sarımsak çiçeğini neden sevilmez bilmiyorum, ancak ben seviyorum. Benimle birlikte onlara çeşit bahçe yararlısı da. Dev beyaz, mor küreler hayal edin bahçede. Tam tamına permakültür bitkisi.

Sarımsağa musallat olan hastalıkların çoğu bu çeşide etki etmiyor. Bu yüzden İstanbul ya da Bolu gibi nemli ve serin havası olan bölgelerde sarımsak yetiştirmek için ideal. Güneyde de ekebilirsiniz, Gelibolu’da da büyük büyük başlar aldım. 

.

Gelelim bu sarımsağın fiyatına. Odadaki file. Fiyatı neden yüksek? Kendisi pahalı çünkü. Yurtdışında bir baş fil sarımsağı 15-35 euro arasına satılıyor. On beş euroya satılanları almazsınız, ezik, küçük olanlar. 35 euroluklar devler, yumruk büyüklüğünde olanlar. Aldık, bulduk, ektim. Üç senede çoğalta çoğalta fiyatını 8 euroya kadar düşürebildim. Tahminim üretim arttıkça – bir üç sene sonra- 5 euroda dengeleneceği, ki mevcut sarımsak fiyatı da ondan çok farklı değil. Fiyatı fazla gelebilir, ancak durum bu.  

.

Peki almalı mı almamalı mı? Almalı. Bence permakültürle ilgileniyorsanız bahçenizde muhakkak olması gereken bitkilerden. Aletlerde dediğimi tekrar edeceğim: Bizde yoktu, var artık. Benim gibi 25 euro vermenize de gerek yok, 8 euroya işi çözebiliyorsunuz. Güzel güzel yetişsin bahçenizde, bol bol ürün alın. Gören dönüp tekrar baksın, böyle sarımsak mı olur desin. Bahçenizi dolaşırken futbol topu büyüklüğünde koca beyaz topları gören şaşırsın kalsın :)

.

Not: Bu sarımsağın hikayesini komple bana özel değil. Hikâyenin diğer kısmı benim değil, bana düşmezdi anlatmak. Ancak bilinsin ki bu çabayı gösteren ilk kişi ben değilim. Olmasalardı muhtemelen birkaç yıl daha beklerdik.

Not 2: Sıradaki bitki çok değişik bir bitki. Bu sezona yetişirse sayfada olacak. En çok biyokütle üreten, malç bitkisi o. Saz ile mısır arası, kesip kesip bahçenizde kullanabiliyorsunuz. Adı bulmaca gibi kalsın şimdilik :)

19 Ocak 2024 Cuma

şipşak - baypas gübre tankıyla fertigasyon

Diyelim ki sulama hattına gübre vermeye aklınıza koydunuz ancak çeşitli nedenlerden venturiyi istemiyorsunuz. Peki o halde baypas hattına gübre verelim vanalarla ayarlayalım.

.

Bu arada baypas, bypass, by-pass için atlama kelimesi önerilmiş. Atlama hattı. Bence yakışıyor. Bypass, ya da baypas yazmaktan çok daha mantıklı. Yan hattan geçiyoruz, atlıyoruz. Sevdim. Bu yazıyı bozmayacağım, ancak bundan sonra atlama kelimesine denk gelirseniz baypas'tan bahsediyorum.

.

Baypas gübre tankının artılarını eksileri yazalım önce. Eksiler:

  • Gübre eşdeş (homojen) dağılmıyor. Sulamanın en başında az iken, bir ara zirve yapıp sonra düşüyor. Yani hatta giden suyun bir kısmı çok gübreli (şerbet kıvamında) bir kısmı gübresiz. Sebze yetişticiliği için ideal değil.
  • Basınçlı sistemlerde basınca dayanıklı gübre tankına ihtiyacınız var. Ek masraf ve bakım.
  • Basınçsız sistemlerde de kapaklı bir tanka ya da taşmayı önleyecek bir düzene (gübre tankıyla su deposunun eş yükseltide olması) ihtyiaç var.
  • Otomasyonu zor.

Artılar:

  • Kurulumu çok basit. Vanayı, tank alıyorsun ve bağlıyorsun. Bu kadar.
  • Katı gübreleri doğrudan tanka koyabilirsiniz.
  • Bu sistemi kurmanız için gerekli parçaların hepsi ülkemizde üretiliyor. Direkt üreticiden satın alabilirsiniz. Maliyeti düşük. (Eskiden venturinin parçalarını getirmek derti, fiyatı yüksekti. Sırf bu yüzden venturi yerine baypas gübre tankı kurduğumuz uygulamalar oldu.)
  • Basınçlı ve basınçsız sistemlerinde kurulabilir. Sistemin ideal çalışması için basınç olması gerekiyor.
  • Sistemdeki yük kaybı düşük (venturide bu konu sıkıntılıydı) 
  • Yüksek debilerde uygun

.

Bu tür malzemeleri yıllardır Kalitek'ten alıyorum. Depreme kadar herhangi bir problem, gecikme vs yaşamadan siparişlerim elime ulaştı. Depremden beri ortalamayla sınıfı geçiyorlar diyelim. Sonra bana kızmayın ya da övmeyin. İki ürün var:

Tank bağlantı vanasını şu sayfadan satın alabilirsiniz, kalitek - tank bağlantı vanası . Ana hattın çapına göre seçiyorsunuz. Bağlantılar teflonsuz gelecek. Söküp, teflon ya da keten türevi sarıp sıkmanız gerekiyor. Plastik olduğunu unutmayın ve çok sıkmayın. Sıvı conta bazen iş görüyor, bazen sızdırıyor.

Bu ürünü satın almak yerine kendiniz de tee'ler ve vanalarla yaparım diyorsanız, şeması şöyle: 


Tankın kendi için de şu linkteki ürünlere bakabilirsiniz. Basınçlı sistemlerde bu tip bir tanka ihtiyacınız olacak kalitek - gübre tankı . Tankı kendiniz üretmek istiyorsanız, şuraya bir iki tüyo bırakayım: Plastik depolar 2-3 bara kadar kaldırıyor gibi, ancak tepedeki büyük kapak hep kaçırıyor. İçine gübre koyacağımız için açıp kapamak da gerekiyor. Oluyor da verimli olmuyor. O yüzden - basınçlı sistemlerde - tankı satın almanız gerekecek.

Bir daha yazalım yanlış olmasın. Kalitek ile benim müşteri- satıcı ilişkisi haricinde bir muhabbetim olmadı. Siparişleri oradan geçtiğim için bağlantıları onların sayfalarından verdim.

.

Sistem şöyle çalışıyor. Depoya giden vanalar genelde hep açıktır. Ana hat üzerindeki vana açıksa, su gübre tankından dolaşıp sisteme geri girmez (basınç dengelenene kadar tankı doldurur, o kadar) . Ana hat üzerindeki vanayı kıstığınızda suyun bir kısmı gübre tankına gider, oradaki çözeltiyle karışır ve sisteme geri girer. 

Depoda sıvı gübre var ise ilk suyla çözeltinin çoğu sisteme katılır. Zamana yaylı gübreleme olmaz. O yüzden gübre tanklarına genelde ince kumaş içinde katı gübre konuyor. O yavaş yavaş suya gübre veriyor. Kıtlama şeker gibi :)

Katı gübre damla sulamalara gitmesin, tıkamasın diye genelde depodan sonra kir tutucu da takılır. İmkan varsa tavsiyedir.

.

Basınçsız sistemlerde özel tanka ihtiyacınız yok, depoyla eş yükseltide bir havuz, tank, bidon olsa da olur. Ancak gübre deposunu ana depodan daha aşağıda yapmamalısınız. Basınçsız sistem verimli çalışmaz, baştan söyleyelim. Onun şeması da şöyle:


.

Son: Venturi mi baypas gübre tankı mı? Otomasyonu ihtiyacım olduğu için imkan olduğunda venturiyi tercih ediyorum. Eskiden venturi enjektörleri çok pahalıydı, el mahkum baypas gübre tankı kullanıyorduk. Fiyatları incelerseniz venturinin (pompa fiyatını dahil etmezseniz) daha ucuza geldiğini göreceksiniz. Yüksek debilerde, kurulum zorluğunda ya da sistemi yönetecek insanın eğitimi az ise gübre tankı kullanıyoruz.

.

Hamiş: Yazım, dilbigisi ve benzeri onlarca hatayı uyaranlar oldu. Haklısınız. Valla. Ancak yapabileceğim hiç bir şey yok. Son iki şipşak yazısını sabah 3'de hazırladım. Ya böyle olacak ya da hiç olmayacak. Bilgi serbest olsun da benim dilbilisindeki cehaletim dalga konusu olsun. Sevgiler, saygılar, hürmetler :)

17 Ocak 2024 Çarşamba

şipşak - venturi

Lisedeyiz, fizik dersindeyiz. Normalde ortaokulda fen dersine giren Nurettin Hoca bi sebepten fizik dersinde. Tahtaya formülü yazdı "pe vee eşittir nee ree tee...". İdeal gaz yasası, pV=nRT. Fizik alan herkes bu formülü "paran varsa ne rahat" formülü diye de bilir, bizim sınıftakiler de bu gruba dahil. Bendeniz hariç, çünkü bana fiziği babam öğretti. Nurettin Hoca kaldırdı beni, "buradaki harfler neyin kısaltması, akılda kalsın diye tekerlemesi neydi" dedi. Üniversite sınavına çalışıyoruz ya cevabı bildiğim soru gelince heyecanla "P dedim basınç, v hacim, n atom sayısı, r katsayı, t de sıcaklık, tekerlemesi de pavyoncu nurettin" dedim. 

Babaa!!! İki metre ötemdeki hocaya, bir de ismi Nurettin olan hocaya. Allah'tan diğer lakabını söylemedim.

Fizik dersinden atılmadım demem. Niye disipline gitmediğimi de inanın bilmiyorum, sadece sözlü notlarım pek bi düşük gelmişti o sene. Ah baba ya. Nurettin Hoca emekli oldu, en son zeytin yetiştiriyordu 10 sene önce. Sen yoksun, ben hala hatırladıkça gülerim.

İdeal gaz yasası, bernoulli, venturi.. Bunlar el ele geliyor. Bir kaptırırsanız kendinizi inşaat mühendisliğinin hidrolik bölümünde bulabilirsiniz. Biz kaptırmayalım, bunun damla sulamayla ne alakası var onu inceleyelim.

.

Damla sulamayla sularken suya gübre katabilsek ne kadar güzel olurdu di mi. Evet, bu işlemin adı fertigasyon. Hasad yayınlarında kitabı var, lütfen alın inceleyin. Fertigasyon yapabileceğiniz yöntemlerden birinin adı venturi. Olayın fiziği şöyle, su sıkışmayan bir malzeme olduğu için su daha küçük bu borudan geçmesi gerekirse hızlanıyor, çünkü sıkışmıyor. Hızı arttığı için basınç düşüyor. Venturi demiş ki, biz o basınç düşen yere delik açsak havayı, suyu emcükler çünkü dışarının basıncı daha fazla. Sonra başka biri de demiş ki su deposuna gübre atarsak koca depoyu temizlemesi zor oluyor, depodaki su temiz kalsın, gübre tankı diye ayrı bir tank olsun. Biz bu venturiye gübre tankını bağlayalım, sıvı gübreyi emsin. Bir de vana koyayım, ne kadar çekeceğini de belirleyeyim. Olay budur.

Venturinin artıları eksileri. Önce eksiler.

  • Pompaya ihtiyacınız var. Damla sulama sistemlerinin çalışması için yüksek basınca ihtiyacınız yok, borunun içinde hava kalmasın yeter. Ancak venturinin çalışması için basınç gerekiyor. Basınç için de pompa.
  • Su dar bir alandan geçeceği için borudaki toplam debi düşecektir. Doğrudan sulama borusu üzerine baypassız venturi takarsanız (ki doğrusu baypaslı, aşağıda verilen) ya pislik takılır ya da debi düşer. Bahçeyi sulayamazsınız. Baypas hattı taksanız bile gübre verdiğinizde (yani venturi aktifken) debi bir miktar düşecektir. Buna kayıba yük kaybı deniyor, sistemdeki basınç farkına bağlı olarak en az %10'luk bir kayıp olur. Bu oran fark büyürse %75'e  kadar çıkıyor.
  • Katı gübrelerle kullanılmaz.
  • Kurulumu ilk seferde biraz kafa karıştırıcı.

Artıları da şöyle:

  • Venturi ile organik ya da sünni her tür sıvı gübreyi sisteme verebilirsiniz. Öyle elde pompoayla ya da pet şişeyle dolaşmaya son.
  • Gübrelemeyi otomatikleştirebilirsiniz. Pompa zaman ayarlıysa, hem otomatik gübreler hem de sular. Benim gibi sezonun tam ortasında iki hafta tatile çıkarsınız.
  • Gübre tankının basınçlı olmasına gerek yok. O yüzden venturili sistemlerde gübre tankı yerine çözelti kovası deniyor. Ağzı açık çöp kovasından bile gübre tankı olur. (basınçlı gübre tankı fiyatlarına vs bakınız). Tabii ağzı açık derken bir tel, sineklik çekin de sisteme pislik girmesin.
  • Kullanması basit ve ekonomik. Bakımı kolay. Enjeksiyon hızını ayarlayabilirsiniz.  
  • Gübre, ilaç vs sıvı her şeyi hattan verebilirsiniz.

Venturi için bir adet venturi enjektörüne ihtiyacınız olacak. Bağlantısını şöyle: venturi-amazon.com.tr

Farklı çaplarda gelecek. Yarım parmak olanı tercih etmeyin, en küçük pompalarda bile sistem zorlanıyor. Ben üç çeyrek (3/4) enjektörleri büyüklü küçüklü bostanlarda kullandım. Bir parmak ya da daha büyük enjektörler herhalde daha da büyük alanlar için.

Baypaslı bağlantı şeması aşağıdaki gibi (baypassız sistem kurmayın, tavsiye edilmez):


 Şema karışık gelecekse, gelmesin. Dümdüz giden bir hat var. Ona iki tane tee takarak suyu dolaştırıp ana hatta geri veriyoruz.

 Sistemde önemli nokta şu, normalde baypas hattı yedek hattır. Su ana hattan gider, bir sıkıntı olursa ya da bir ekleme yapacaksanız vanaları kısar/kapar suyu baypass hattına alırsınız. Ancak venturinin verimli çalışması için türbülans olmaması gerekiyor. O yüzden venturi enjektörünü (yukarıda resmi olan parçayı) ana hatta takıyoruz.

 Su ilk teeye gelip ikiye ayrılıyor. Yukarıdan giderse baypas hattından geçip ana hatta geri bağlanıyor. Alttan giderse venturi enjektöründen geçip, geçerken gübreyi de emip ana hatta geri bağlanıyor. Burada birinci ve ikinci vanalar venturide bir sıkıntı olursa (pislik gelirse vs) enjektörü söktüğünüzde sulamaya devam edebilmeniz için. Kullanımını da açıklayacak olursak, gübre vermiyorsanız birinci ve ikinci vanayı kapıyorunuz, üçüncü vana ardına kadar açık. Gübre verecekseniz birinci, ikinci vanalar ardına kadar açık. Üçüncü vana kısıyorsunuz. Gübreyi ne kadar hızlı çekilsin istiyorsanız o kadar çok kısıyorsunuz. Üçüncü vanayı tamamen kaparsanız çok hızlı çekecektir ancak bahçeye giden su azalacak. Tavsiyem öyle bir ayarlayın ki gübreleme bittikten sonra geçen zamanın yarısı kadar daha sulasın bahçeyi. Yani bahçeyi 30 dk sulayacaksanız, ilk yirmi dakikası gübreli son on dakikası yalnızca su. Hattı temizlesin, gübreyi köklere indirsin. Başında durup dördüncü vanayı kaparsanız ne ala. Durmazsanız zararı yok, sisteme hava girecektir, ancak bunun zararı yok. Venturiye pislik girerse ikinci, üçüncü ve dördüncü vanalar açık kalsın. Birinci vanayı açıp açıp kapayın. Pislik büyük değilse temizliyor. Yukarıda bağlantısını verdiğim üründe dördüncü vananın olduğu yerde çekvalf var, yani suyun gübre tankına geri gitmesini engelliyor. Siz gene de koyun o vanayı.

Damla sulama hattında biriken kalsiyumu eritmek için bu hattan sirke de verebilirsiniz. Sirke %4-5 asetik asit. %25 asetik asitin yabani ot kontrolünde kullanıldığını unutmayın. Yani fazlası ya da yoğunu ekili sebzelere zarar verir.

Sistemi kurarken lütfen iki vanadan tasarruf edeyim demeyin. Doğru kurun, kafanız da rahat olsun sistem de :) 

*Baypass, bypass, by-pass, baypas. Bana kalsa hepsi paspas. Şu kelimenin Türkçesi yok mu yaw.

8 Ocak 2024 Pazartesi

şipşak: biraz kahverengi

Hadi size sosyal medyada gördüklerimi yorumlayayım.

Kaplı tohum nedir, ne işe yarar, ne işe yaramaz.

Önce terminoloji: Tohumları rahat ekebilmek ve sürece daha kuvvetli başlamalı için çoğunluğu kil olan bir malzemeyle kaplamaya tohum kaplamak deniyor, bu işlemi görmüş tohumlara kaplı tohum, tohumu kaplarken mikrobiyal gübre ile aşılamaya ya da tohumun çimlenme sürecini hızlandıracak işlemlere de tohum kodlamak/aşılamak deniyor. Boyalı tohumdan bahsetmiyorum, böyle mini mini küçük kil bilyeciklerini kastediyorum.

Peki tohumları neden kaplamak istersiniz?

Bamya, malabar vb birkaç cinsi saymazsak, tohumların çoğu acayip şekillerde ve boyutlarda. Mesela havuç. O kadar ufak ki tek tek ekemezsiniz. Mesela salatalar. Uzun ince. Üretici için elle ekmesi de dert, makineye uygun da değil. Tıkıyor. İstiyoruz ki ufak topçuklar olsunlar da eşdeş (üniform) olsun. Tohumları ekerken makine kullanalım, makineyi tıkamasın. Muntazaman ekelim, güzel güzel yetişsin.

Süper. İki sıkıntı var. İlki tohumları kaplayacak alet edevat -küçük ölçekli- bizde yok. Milyonlarca tohumu kaplayan makineler var. Tohumu doğrudan oradan satın almak gerekiyor. Hadi diyelim mesela fidedeposu'ndan temin ettiniz, ikinci sıkıntı..

Bizimkilerde o makinelerden yok. Japan agritrading'den satın alıp, vergisini vs verip getirtebilirsiniz. Ama elemanlar getirmiyor -haberleri dahi olduğunu sanmıyorum-, "kaplı tohum süper", "kaplı tohum çok güsel" diye ürün itelemeye çalışıyorlar. 0,7 uç satan satıcının uçlu kalemden haberi olmaması gibi bir şey. Sormazlar mı adama, uçlu kalemin yoksa niye uç alıyorsun?

Kolaylık diyecekseniz, onun için atasözleri var. Lütfen şu aletten temin edin. Aleti alın sonra kime neyi iteliyorsanız iteleyin. Sevgiler.

linki şuraya bırakıyorum: https://japan-agritrading.com/products/minoru-handy-manual-seeder-g-8-for-coated-seeds?_pos=2&_sid=b126cb182&_ss=r

Resimdeki arkadaş kaplı olmayan tohumlar için. Dürüst olmak gerekirse çalışmıyor, bağlantısını verdiğimi tercih edin.

 

*Fukuoka da tohum kaplıyor ve onun tekniğine kil topu ya da tohum topu diyoruz. Fukuoka'nın amacı ve yaklaşımı oldukça farklı. Fukuoka tohumu korumak, uzun süre doğada yalnız brakmak ve mikrop aşılamak için kullanıyor. Hatta tohumsuz kil topları bile hazırlayabilirsiniz Fukuoka'nın tekniğiyle. Endüstriyel tohum kaplamada amaç pratiklik. 

*Tohum kodlamayı da iteliyorlar bu ara. Ne yaptığını bildiklerini inanın hiç sanmıyorum. Ezberden gidiyorlar.

Mikrobiyal gübre nedir, ne zaman kullanılır, ne zaman kullanılmaz.

Toprağı araştırmışlar ve kimi bakteri ve mantarlar bitkilerle işbirliği yaptığını ve bitkilerin gelişmesine, kök yapısına ve ürün miktar/kalitesine olumlu etkisi olduğunu görmüşler. Sonra haliyle bu bakteri ve mantarları laboratuar ortamında çoğaltıp ürün -mikrobiyal gübre- elde etmişler. Bu ürünleri kullanınca -yalan yok- gerçekten çok fark ediyor. Kök yapısı, gübre alınımı, bitki gücü vs artıyor. 

Gelelim zurnanın zortladığı noktalara.

İlki her bakteri ve mantar her sebze ile iletişime geçecek diye bir şart yok. Bitkiler ile toprak biotası arasındaki ilişki çok karmaşık. Toprak besin ağnı uzun uzun anlatmadan şöyle iki noktaya parmak basalım. Bu tür gübre kullanacaksanız, onlarca çeşit bakteri ve mantar içeren ürünleri kullanın ve toprağınız canlı olsun. Sosyal medyada itelenen ürünler kaç çeşit içeriyor? 3? 4? Sadece bir çeşit bakteri içeren bile var. Peki bu ürünleri niye iteliyorlar? Çünkü ithalatçı size bu ürünleri iteleyen üreticilere mikrobiyal gübreleri bedava ya da büyük indirimlerle veriyor. Üreticinin de süreçten haberi yok. Bakıyor ürünleri daha iyi, marullar coşmuş, kökü büyük. Başlıyor sosyal medyada paylaşmaya. Sıkıntı şurada. Mikrobiyal gübreler tekrarlı kullanılır, kullanılmaz değil. Yalnız her ekimde kullanıyorsanız toprakta sıkıntı var demek. Toprakta sıkıntı varken mikrobiyal gübre tavsiye edilmez. Ölü toprakla uğraşıyorsunuz demek. Toprağın canlı olması için organik madde miktarı en az %3 olmalı. %5'in altı tavsiye edilmez. %5'in altında bu ürünleri kullanırsanız ne olur? Tüketici olursunuz. Her sene yeniden mikrobiyal gübre almak ve uygulamak zorunda kalırsınız. İthalatçıyı zengin edersiniz, o kadar.

O yüzden önce toprak sonra mikrobiyal gübre. Önce toprağı adam etmeli sonra biyolojik gübrelerden medet ummalı. Sıralama nasıydı? Fiziksel, kimyasal sonra biyolojik. Önce organik madde seviyesini %5'e çekmeye çalışın, taşını temizleyin ve mineral dengelemesi yapın. Mikrobiyal gübreler en sonda. Aksi takdirde harcadığınız paranın çoğu çöpe gidiyor.


*Hamiş. Mikrobiyal gübre ile sonuç alacaksınız, almazsınız demiyorum. Sıralamayı doğru takip edin, süper sonuçlar alın. Çoooooook fark ediyor.

*Bonus hamiş. Organik madde seviyeniz düşük ise mikrobiyal gübre yerine amino asit kullanabilirsiniz (gübretaş'ın forceful amino'su gibi). Toprakta halihazırda mevcut biotayı coşturuyor, bitkiyi rahatlatıyor.

*Bonusun bonusu: Dönümlerce ekin ekiyorsanız ve üretim monokültür (tekdüze - yani 4 dönümden daha geniş alanlarda tek cins ekinin ekildiği) ise yukarıda yazdıklarım geçerli değil. Basın mikrobiyal gübreyi. Zaten her çapada, her ilaç ve gübrede ölecek mikroplar... Siz aldığınız ürüne bakacaksınız zaten.

Hayvan gübresi ile toprağın organik madde seviyesi yükseltebilir misiniz?

Tek kelimeyele cevap verecek olursak, hayır yükseltemezsiniz. 

İki üç kelimeyle açıklayacaksak, evet yükseltebilirsiniz ancak aşağı inen yürüyen merdivenden yukarı çıkmaya çalışmak gibi.

Uzun açıklaması şöyle: Topraktaki organik madde dediğimiz şey esasında karbon. Karbonu toprakta tutmanın iki yolu var. Ya organik madde olarak dışarıdan ekleyeceğiz (kompost, malç, biyokömür de var), ya da bunu bizim için bitkiler yapacak. Topraktan karbonu kaybetmenin de kabaca üç yolu var, ilki çapa, ikincisi azot eklemek üçüncüsü toprağı sıkıştırmak. Toprağı çapaladığımızda toprağa bol miktarda oksijen ekliyoruz. Esasında sağlıklı toprak (biyoaktif) akciğerle nefes alır gibi yüzeyden ihtiyacı kadar oksijeni alır. Toprağı ufalayıp incecik çapaladığımızda, toprağın her zerresine oksijen ulaşıyor. Oksijen + karbon = karbondioksit. Yani toprağıher çapaladığımızda sanki toprağı yakıyoruz. Sanki diyorum çünkü bu olay alevle yanma değil. Oksijen var, şeker var. Bakteriler bir anda üreyip, şekeri ve oksijeni tüketiyor. Geriye de karbondioksit ve su kalıyor. Biri uçuyor diğeri buharlaşıyor. Azot da aynı. Toprağa azot kattığınızda bakteriler bu azotu kullanmaya ve deli gibi protein üretmeye başlıyor. Protein için gerekli diğer şey de karbon. Bakteriler ölünce protein bozuluyor, karbon da azot ile birlikte atmosfere uçup gidiyor. Başka yolları da var tabii, toprak havasız kalırsa = metan. Toprak tavında değilken yapılan çapalama metana, karbonun uçup gitmesine neden olur.

Yani toprağın organik madde seviyesini azaltmak için başlıca 3 şey var. Toprağı sık sık çapalayıp, oksijen katın. Bol bol azotlu gübre ekleyin (ideali şeker gübre). Bir de üzerine tavını beklemeyin, sıkıştırın, ezin. Traktörle böyle, eze eze, bol bol. Tanıdık geldi mi :) Aferin :)

Gübreye gelecek olursak. Bir - toprağa gübreyi katmak için iyice çapalıyoruz. Çapa karbonu kaçırır. İki- hayvan gübresi azotça zengin. Üç - ideal uygulama olmayacağı için her uygulamadan sonra çürümenin devam ettiği oksijensiz kalan, fermantasyonun devam ettiği bölgeler var. Metan. Yani bir yandan tonla gübreyle organik madde ekliyorsunuz, diğer yandan yakıp havaya geri veriyorsunuz.

Üretici bir arkadaşla bu muhabbeti uzun yıllardır yapıyoruz. O hayvan gübresiyle organik maddeyi arttırabileceğini iddia ediyor. Beş senede yüzde bir buçuk arttırmış. Ben o süre zarfında yüzde 13 arttırdım (İlk iki- üç sene derin belleyerek toprağa kompost karıştırmak, her sene yüzeye 2*2,5 cm kalınlığında kompost eklemek, malç ve örtü ekimi ve biyokömür). Tabii bu elma ile armutu karşılaştırmaya benziyor, ölçekler çok farklı. Ancak durum bu. Ayrıca önemli olan önce %3'ün (toprak biyotasının çalışmaya başladığı oran) %5'in üzerine çıkmak (ilk kararlı durum).

Bonus: Hayvan gübresinin toprağa sağladığı besin ile toprağın ihtiyacı olan besin aynı değil. Her sezon hayvan gübresi eklerseniz toprakta tuzluluk olur, ürünlerin besin değeri düşer ve minerallerin bazılarında aşırılık bazılarında da noksanlık olur. Bunu dengelemek için ekim nöbeti ve nadasa bırakma gibi uygulamalar yapılıyordu eskiden. 

Not: bilimi katletmiş olabilirim :)

Damla sulama diye bir şey yok. Damla sulama sistemi var. Sistem olup olmaması arasındaki fark çok büyük!

Sistem kelimesi katledilen ve bir türlü anlatılamayan bir kelime. Sisteme karşıyız diye sloganlar var ancak kimse sistem'in ne olduğunu tam olarak bilmiyor. Devleti düşünün mesela. Tek başına polis bir işe yarar mı? Sokakta üniformalı bir adam. Arkasında otorite olmasa bırakın kuralları uygulatmayı, dikkat çekeceğini bile sanmıyorum. Hakim savcı olmadan polis olur mu peki? Hakimler kendi kafalarına göre karar veremeyeceklerine göre, hmm, yasa? Yasaları birinin yazması gerekiyor mesela. Bunu yazacak kişilerin maaşı var, seçilmesi var, eğitimi var.. Var da var. 

Sistem bir bütündür, birbiriyle ilişkili parçaların belli kurallar çerçevesinde birbirleriyle etkileşimiyle ortaya çıkardıkları bir bütün. Yani tek başına "parça" pek bir işe yaramıyor.

Damla sulama dediğimiz şey bir çeşit sulama sistemidir. Üzerinde delik olan borular, bu sistemin yalnızca küçük bir parçası. Çooook şey kaçırıyorsunuz. 

Sulamayı otomatikleştirin: Sulamayı sizin yapmanıza ya da takip etmenize gerek yok. Hidrafora saat takın ya da depoya sifon kurun. Kendi kendine otomatik sulasın. Hiçbiri yoksa amazonda saatli vanalar var. Kurun saati, tatile çıkın.

Gübre ve ilacı damla sulamayla verin, fertigasyon. Bununla ilgili hasad yayınlarının kitabı bile var. Sulayla gübre gübre ve ilaç verebilmek inanılmaz bir rahatlık. Geçen yaz fideleri tek tek aktarmışım. Yukarı çıktım, depoya amino asit döktüm ve vanayı açtım. 30 ton gübreli su tarlaya yola çıktı. Kim uğraşacak tek tek bidonla gübre vermeye. Yazın çiçek dip çürüklüğü gözüktü. Yumurta kabuklarını sirkede eritip depoya döktüm. Geçti gitti. İlaçları da benzer bir şekilde uygulayabilirsiniz.

Kontrollü gübreleme için hata venturi takabilirsiniz. Amazonda o da satılıyor. Venturiyle sisteme asetik asit verebilirseniz (sirke) hatlarda kireç birikmesinin önüne geçersiniz mesela.Asetik asiti arttırmayın, yabani ot kontrolünde de kullanılıyor.

Bunun daha da otomatiği var. Yağan yağışı ve buharlaşmayı hesaplayıp ona göre sulayan, bitki gelişimine bağlı olarak otomatik gübre veren, gerektiğinde sizi uyaran.. Olayı abartmaya gerek yok diyorsanız, neredeyse bedavaya fertigasyonu da dahil edebileceğinizi, 2-3 bin liraya venturi takabileceğinizi unutmayın. Bin liraya sulama suyunuza oksijen basabilir, bitki gelişimini güçlendirebilirsiniz,sulama suyunu oda sıcaklığına yükseltebilirsiniz.

Bokaşi neden kompost değildir?

Bokaşi kompostu nedir sorusunun cevabı yok. Çünkü öyle bir şey yok. Hiç bir yerde yok. Kompostlaşma başka şey, fermantasyon başka şey, tamamıyla birbirinden farklı iki işlem. Bokaşi dediğimiz şeyin Türkçesi turşu, çöp turşusu.

Bokaşi yerine çöp turşusu deseler itici olacak, kimse kullanmayacak. Hazır hintlilerin kafası karışmış, bokaşi kompostu diye onlarca makale yayınlamışlar. Biz en iyisi bokaşiye kompost diyelim, hem itici olmasın hem de bu sayede ürünler satılsın. Bence kesin böyle olmuştur.Kanıtlayamam ama, kesin.

Her balık ızgara olmaz, her malzemeden kompost hazırlanmaz.

Organik malzemelerin tamamından kompost elde edebilirsiniz, ancak mutlaka her atığı gidin kompostlaştırın demek anlamına gelmiyor. Kimini temin etmek zor, kimini kompostlaştırmak güç, kiminin daha faydalı kullanımları var. Açalım:

İnsan atıkları (gübresi- beşeri gübre): Mutfak atıklarından kompost elde etmek giriş seviyesi ise, beşeri gübreden kompost elde etmek son seviye oluyor. Patojen içerebilir, hormon, ağır metal vs içerebilir.

Refrüjlerde kesilen çim ve benzeri atıklar: Malum bizde denetimler yeterli değil. Yol kenarlarındaki bitkilerde ağır metal, kükürt vs birikimi var. Bu bölgeden çıkan atıkları gıda üretimine yaklaştırmayın.

Pamuk küspesi: İdeal yavaş salınımlı azot gübresidir. İdeal! Hayvan gübreleri, kemik- et unu, balık unu, kompost fark etmez hepsi hızlı salınımlı gübre grubuna girer. Uyguladıktan birkaç hafta sonra yavaş yavaş etkisini kaybeder bu gübreler. O yüzden sezon boyunca bitkiyi düzenli olarak kontrol etmek ve ihtiyacı durumunda takviye etmek gerekiyor. Mesela domatesleri, biberleri aktardıktan 6-8 hafta sonra bir tur daha gübre/şelat/şerbet verin de aradaki farkı görün. Pamuk küspesi öyle mi peki, cık. Yavaş salınımlı olduğu için fide ekildiğindeki ilk dönemde fazla etkisi olmasa da, sezon süresince bitkiye düzenli azot verir, gübreyle besler. Bunun nedeni de pamuk küspesindeki azotun bitkinin kullanacağı formda olmaması, bitkinin kullanacağı şekle dönüşmesi için önce topraktaki mikropların küspesi sindirmesi gerekmesi. Azotu zamana yaymak üreticilerin arayıp da bulamadığı, yıllarca dua edip beklediği bir özellik. Durum böyleyken pamuk küspesinden kompost elde etmek (yani doğrudan doğada kaybolacak azot formuna dönüştürmek) pek akıllıca değil. Etrafta başka malzeme yoktur, kompost gerekiyordur - tamam. Ancak pamuk küspesi denilince akla önce yavaş salınımlı gübre gelmeli, işlem yapılmadan toprağa karıştırılmalı ve sezon boyunca toprağın bereketi arttırılmalı. Sosyal medyada pamuk küspesinden kompost üretip uygulayan üreticileri uzaktan izliyorum ve içimden "keşke pamuk küspesini işlemeden kullansalar" diye iç geçiriyorum. Solomon karışımında (mineral dengelemesini amaçlayan bir kendin-yap gübre karışımı) azot için pamuk küspesinin kullanımı işte bu nedenden.

Kompost'un uygulamayacağımız durumlar var mı?

Çok. Her şeyden önce lojistik. Geniş alanlarda kompost uygulaması yapmak neredeyse imkansız. Yılda ortalama 2- 5 cm kalınlığında kompost sermek demek, dönüm başına 20-50 metreküp kompost demek. Bu kadar kompost üretmek için bunun en az iki- üç katı kadar malzemeye ihtiyacınız var. Çok. Mesela benim üretim alanım 44 dönüm. Yılda 4600 metreküp kompost malzemesine ihtiyacım var, 100 kamyondan daha fazla. Bunun yerine arazide kompost üretiyoruz, kes-bırak, malç, sürü otlatması gibi. Spektrumun diğer ucunda ise şehir hayatı var. Şehrin göbeğinde tonlarca atığa bir taş atımı mesafede olabilirsiniz, ancak kompost üretecek yeriniz olmaz. Malzemeleri gidip almak ya çok masraflıdır ya da trafik gibi nedenlerden imkansızlaşmıştır. Gibi gibi.

İkinci neden, mineral dengelemesine ihtiyaç duyulması durumuyla karşılaşılması, ki bu Türkiyedeki toprakların %99,9999'unda karşılaşacağınız bir durum. Bir toprak düşünün, onlarca yıl yanlış uygulamalara maruz kalmış. Sürülmeyecek zamanda sürülmüş, neredeyse saf azot uygulanmış, ekim nöbeti uygulanmamış. İlaçta şişenin dibi görülmüş. Bu toprağı önce onarmak gerekiyor. Onarmak derken regenerate değil, bodoslama fix etmek gerekiyor. Toprağı analiz etmeli, eksik ve fazlalıkları tespit edilmeli ve toprak biyotasına daha fazla zarar vermeden gübre uygulaması yapılmalı. Başlıca nedeni topraktaki organik madde oranının yanlış uygulamalarla düşmesi. Organik madde düşerken (yani topraktaki karbon azalırken) topraktaki diğer besinler de akıp gidiyor. Meydana gelecek tahmini kaybı kararlı organik madde başlığında paylaşmıştım. Bu kaybı kompostla kaparız diyorsanız, sonuçları görmek için 5-8 yıl boyunca düzenli kompost uygulaması yapmanız gerekiyor. Toprağı tamir etmenin yöntemlerinden birini solomon veriyor, o da solomon çalışma dosyası yazısında. Bunu yaparsanız ilk yıldan verim, lezzet patlar, hastalık azalır. Tecrübem şu yönde, Solomonda ilk yılda %30-40'ı hedefleyin, toplamda %80. Geri kalan ufak farkı kompost ile kapamaya çalışın. Her yıl 2-5 cm kompost uygulayacağınıza yarım cm ile günü kurtarabilirsiniz.

Üçüncü neden üretim tekniklerinden kaynaklanabilir. Kompost yayacak tehcizatınız yoktur, malç örtüsü kullanıyorsunuzdur gibi.

Dördüncü ve son neden de iklim. Çok soğuk ya da çok kuru iklimler komposta pek uygun değil. 

15 Ağustos 2023 Salı

şipşak: karakafes otu şeysi

 Konuyla alakasız girizgah.

Günlerden pazartesi. Haftaya çok güzel başladık. İki katta elektrik yok. Yıllardır çalıştığım, düzenli iş verdiğim elektrikçiyi arıyorum meşgule atıyor. Yarım saat sonra mesajlar düşmeye başladı whatsapp'a şehir dışındaymış, ne zaman dönceğini bilmezmiş, cevap veremeyebilirmiş. Sıkıntı büyük; dondurucular, bilgisayarlar, server. Kendi çapımızda zamana karşı yarışıyoruz. Önereceği usta olup olmadığını sordum. Varmış. Adamın numarısını gönderdi. Kendi numarasını göndermiş...

Zamanlama çok kötü. Yoksa güzel espiri.

En iyisi bloga bir şeyler karalayım.

.

Karakafes bir permakültür klasiği. Gübresi yapılıyor, tavuklara veriliyor, yaralara sürülüyor, kırığa çıkığa iyi geliyor. Kitapların da etkisiyle permakültüre adım atan herkes bu otu bir yerden bulup ekiyor. Herkes derken, Türkiye dışında herkes, çünkü bizdeki karakafes permakültürde bahsi geçen karakafes değil. Başka bir ifade ile permakültür kitaplarında bahsi geçen karakafes ile bizde tohumu dağıtılan, paylaşılan birtki aynı cins/tür vs değil. 

Karakafes denilince aklına 4 tür gelmeli. İkisi doğada olan ve tohumla yayılan; diğer ikisi melezlemeyle ortaya çıkan ve evcilleştirilen cinsler. Doğallardan bizim yerel cinsimiz, beyaz çiçek açan oryantal karakafes (symphytum orientale). Daha çok gölgelik, orman altı nemli yerleri sever. Diğer doğal cinsin adı adi karakafes otu (symphytum officinale). Sulak nemli yerleri tercih ediyor, nehir kenarları, bataklıklar gibi. Morumsu, mavimsi renklerde oluyor çiçekleri. Bu her iki cins de tohumla çoğalıyor. Kökünden de çoğaltabilirsiniz tabii, ancak uygun ortam bulursa saman alevi gibi bahçeyi sarmasıyla meşhur.

Farklı karakafes türleri arasında zaman zaman melezlenmeler oluyor tabii. Çok ayrıntıya girmeden bizi ilgilendirenin Rus karakafes otu olduğunu ifade edelim. HDRA'dan (Henry Doubleday Research Assoc.) Lawrance D. Hills diye bir adam bu melez cinslerden steril (yani tohum vermeyen) iki çeşit geliştirdi. Yani başka bir ifadeyle karakafesi evcilleştirdi. Bunlardan biri Bocking 14 diğeri Bocking 4. Bu çalışmayı yapmasının başlıca amacı da şu: Karakafes otunun potansiyeli büyük ancak yabani bir bitki olduğu için kendi çıkarına çalışıyor. Çiçek açıyor, tohum saçıyor, köke çalışıyor ve hayvanlar onu yemesin diye zehirli bir bileşen içeriyor. Özetle:

  • Daha çok hasata gelsin diye - bocking 14
  • Zehirli bileşen içermesin, hayvan tüketimine uygun olsun diye bocking 4
  • Hızla büyüsün, gübreden etkilenmesin - bocking 14 ve bocking 4
  • Tohum veremesin, bahçede yayılmasın diye - bocking 14 ve bocking 4 
  • Ayrık otu gibi otların yayılmasını engelleyen bariyer görevi görsün diye - bocking 14

Başka bir ifadeyle gübre, doğal hayatı destekleme vs için bocking 14, yem için bocking 4 tavsiye ediliyor.

Yani uzun lafın kısası permakültürde bahsi geçen ve bol bol övülen karakafes otu, çiçekçilerde ya da belediyeler tarafından desteklenen kuruluşlarda satılan tür değil (oh sonunda bunu söyleyebiliyorum, her birinden ürün satın alıp tek tek bakmam gerekti). Doğadan topladığımız da değil. Şayet permakültürde bahsi geçen bitkiyi merak ediyorsanız o çeşidin adı bocking 14. Size malesef adi karakafes otu satıyorlar.

Bocking 14 ile adi karakafes otu arasında ne fark var diye soracaksınızdır, açıklayayım. Biri yılda 2 bilemediniz 3 kere hasata gelir, diğeri 4-5 kere ve en az iki kat daha fazla biyokütleyle. Birinin üzerine azotça zengin bir şey dökerseniz (gübre gibi) haliyle affallar, sonra muhtemelen toparlamaz. Bocking 14'ün üstüne 10-15 cm gübre serereseniz bana mısın demiyor, hatta hoşuna gidiyor (bunu bitki 2 yaşına geldikten sonra yapın). Biri ayrık otunu durduruyor, diğeri bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyor. Tercih sizin.

Adi karakafes otunu yıllardır yetiştiriyorum. Gübresini hazırlıyorum, tavuklara veriyorum. Arada ciddi fark var. Adi karakafes otu ekip/ dikip sonra permakültürcüler de amma abartıyormuş demeyin sakın. Bu mısırın ehlileştirilmemiş halini ekip, "ne yani, bundan un mu olur" demek gibi bir şey. Adi karakafes otunu tavuklara veriyorken dikkat etmek gerek, fazla verirseniz karaciğer yetmezliğinden ilk horoz ölüyor (içindeki zararlı bileşenden). Tecrübeyle sabit.

Oryantal karakafes otu yılda bir kez hasata gelir, biyokütlesi azdır. Gübreyi de diğer ikisi kadar sevmez.

İyi haber bocking 14 bende ve bir iki arkadaşta var. Yıllar evvel yüzlerce dolar harcayarak getirdik, ektik çoğalttık. Bir aksilik olmazsa - ki olması için neden yok - 2024'de sınırlı sayıda satışı olacak. Baştan diyeyim pahalı olacak.

.

Bocking 14 denilince benim aklıma hep Şark Bülbülündeki dayak sahnesi geliyor. Karşılık da veriyoo :) Heh, karşılık verenin adı bocking 14. Kesiyorsun 1 ayda hasata geliyor. Köpekler gün aksatmadan üzerine işiyor, hoşuna gidiyor. Kökünü alıp parçalıyorsun, her bir parçası sürüyor. Güzel şey :)


link açılmazsa: https://www.youtube.com/watch?v=NVliEjUh8bc

Not: Bu bir şipşak yazısıdır. Karakafes otu nedir, gübresi nasıl yapılır vb, her biri için ayrı entry olacak.

8 Mart 2023 Çarşamba

şipşak: aletler 2023

Zannedersem artık durum raporu vermem gerekiyor :)

Aletler ve Kirpi'nin durumu hakkında..

Geçen yaz kendime koyduğum hedefe arada bir topallasam, düşsem kalksam da ilerliyorum. 

  • Arge: Her birinin argesi yani denemesi yanılması tamamlandı. Ne yapacağımı, nasıl yapacağımı, açısını malzemesini vb. biliyorum.
  • Üretim modeli/ son prototip: Üretime girmeden önce ürünün her noktasından iyice emin olmak gerekiyor. İnce rötüşlar vs. Bu kısım da iki alet hariç hepsi tamamlandı. O iki alet soil blocker'lar, 4-5 cmlik olanlar tamam, 2 ve 10 cmlik olanların üzerine biraz daha çalışmam gerekiyor. 
  • .es. : müzikte var ya es (sus) üretimde de var böyle bir şey. Tasarım koruma, yararlı model başvuruları, marka patent.. Onlar işte. Avukat es'i. Ne kadar süreceğini hiç kestiremiyorum. Eğer bir ürün hazır ancak satışa sunulmadıysa büyük ihtimal bu adımda takılı kalmıştır. Kimi zaman 2 haftada çözülüyor, kimi zaman 8 ay. Bu ara olaylar hızlısından ilerliyor gerçi. Lütfen nazar demesin.
  • Üretim: Çoğu aletin üretimi yarılandı. Bir yığın var boyayı bekleyen, bir başka yığın da son bilemeyi bekliyor. Tamamlanan ürünler var ancak satışa sunmadım/sunamadım. Nedeni çok basit, tanıtım, paketleme ve kargo çok vakit alıyor. Satışa sunduğum anda diğer aletlerin üretimine devam edemiyorum. Malum Kirpi'de tek ben varım. Bu arada ülkenin dramı da bitmiyor. Geçen seneden örnek vereyim, bıçaklı çapaların üretimine 2022 Ocak ayında başlayacaktım, Aralık 21'de dolar katlandı (ya da tl yarılandı, nereden baktığınza bağlı), benim argeyi sildi götürdü. Malzemeyi dolayısıyla üretimi baştan sonra değiştirmem gerekti. 6 ay geciktik, yazın ortasında yeni ürün çıkardım (alet satışı için ölü sezon). Bu sene de başka durumlar var, gündemi takip ediyorsunuzdur, zaten etmeme şansınız yok, tekrar etmeyeyim.
  • Tanıtım: Ne yalan söyleyeyim en çok bu adımı ihmal ediyorum. Ürün satmak isteyen tanıtım yapar, di mi? Bende yok öyle şeyler, yani şimdilik. Tanıtıma, video editlemeye ayıracağım zamanı üretimden ve argeden çalmam gerekiyor, çalmıyorum. Arge ve üretim modelleri bitti, üretimleri kolaylayınca tanıtımlar bir bir gelmeye başlayacak (tarladan, Kirpi'nin çiftliğinden, evet var öyle bir proje, başladık :)

Sonuç:

Tel çapa stoklarını bu haftasonu güncelleyeceğim. Hazır.

Viyol tokmakları, hani şu kağıttan saksı yapmanızı sağlayan şey, haftasonu stokları güncellenecek.

Fide aktarma asaları: Halihazırda satışta.

Bıçaklı çapalar ve çayır çapası: Üretimi tamamlandı. Normalde bıçaklı çapalarda bıçak ağızı açıldıktan sonra satışa çıkartılır, yani siz satın aldığınızda aşırı keskin değildir, siz bilersiniz. Güvenlikten. Malesef bizde tutmadı bu durum, satın alır almaz kullanmak istiyor herkes. Haklısınız ben de isterdim. Tek tek 1000 kuma kadar bilemem gerekiyor. O yüzden biraz bekleyecek. Aynı durum hori hori ve diğer bıçaklı aletler için de geçerli.

Dinginin stokları Mart 15 itibariyle güncellenecek. 150 adet geliyor. Bu haftasonu ilk 5-10 adedini sayfaya koyabilirim, başka bir aletle birlikte boyaya girdi bu ilk parti. Kalanı en geç Mart 15'de sizlerde. Bir küçük bir de büyük modeli var, satışa hazır. Tasarım koruma sürecini bekliyoruz. Belki yarın, belki haftaya belki 2 ay sonra. Dedim ya ne kadar süreceği hiç belli olmuyor.

Soil blocker'lar: Tamam gibi, son pürüzleri var (2 ve 10 cmlik'lerde). 4 ve 5 cmlik toprak kalıpları Martın son haftası gelmeden satışa çıkacak. İki çeşidi de geliyor, tepsi gibi olanı da, yaylı bastırılanı da.

Broadforkumsu alet, geniş bel ve türevleri. Kesildi, her şeyiyle hazır, ancak tasarım korumasını bekliyor. Hedefim Mart sonunda satışa çıkarmak. İnşallah.

El traktörü (motorsuz). Youtube'da görmüşsünüzdür, tekerlekli ancak motorsuz, toprağı çapalayan, otları kesen, tohum eken. İşte o (google'da ya da youtube'da wheel hoe diye aratın). Kendisi tamam. Alt aparatlarına son rötüşleri veriyorum. Üretimi çok hızlı/seri olacak. Hedef Nisan 15.

El mizberi: Arge tamam, proto tamam. Üretim modeli üzerine çalışıyorum. Yazı bulur.

Diğerleri: Geodisk kubbe parçaları, tavuk traktörü kiti, kompost havalandırıcı ve diğerleri. Üretimin başında olan da var, ortasında olan da, boyayı bekleyen de. Bu grup takıma son seçilen elemanlar. Hedef mayıs sonu.

 

Durum budur. Geçikme için kusura bakmayın. Arada sırada ortadan kaybolabilirim, o organize sanayi bu organize sanayi dolaşıp durduğumdan sosyal medyayı takip etmediğim günler oluyor, paylaşım yapmıyorum. Hedef fiyatı - adil rekabetçi fiyat- ve kaliteyi tutturmaya çalışıyorum. Arada yoruluyorum, birkaç günü kendime ayırıyorum. Bakalım. Biz şimdilik olduğu kadar diyelim, bu arada ithalatçılar ürünlerine zam yapamaz olsun* Amaçlardan biri buydu zaten, fark etmedim sanmasınlar. Sevgiler sana wolf :) 


*Hıhım, varmış öyle bir durum. 


Hamiş: Marka patent sürecindeki temsili durum:



23 Şubat 2021 Salı

şipşak proje: tavuk traktörü, balbademin yeni evi

 Şu arkadaşlar

Bu hale geldikleri için

Artık mezun olmaları gerekiyordu.

Bende şunu tavuk traktörü nedir ne işe yarar ve şunu teaserımsı post paylaştım.

Öncelikle niye kümes değil de traktör?

  • temizleme derdi yok
  • tavuklar yeşil ot da yesinler
  • şimdi değil ama belki ilerleyen dönemde cinsleri birbirlerinden ayıracağım- ki yumurtalarından civciv çıkarayım.  
  • konu komşu kümes fikrine pek sıcak değil. "kümes kokar" fikrini öyle kolay ikna edemezsiniz (hayır efendim kokmaz! - odun kömürü koyun, serin altına tozunu, hiç bişicik kalmaz!). traktöre daha kolay ikna oluyorlar her nedense.

 Not: Bu traktör et pilici üretilen traktörle (Joel Salatin tarzı) seyyar kümes (Justin Rhodes'un yaptığı) arası bir şey. İstedim ki dilersem traktör olsun, civciv piliç yetiştireyim. Sonra da dilersem kümese dönüştüreyim.

Beni kısıtlayan mevzular:

  • Ucuza ya da bedava malzeme (tahta, tel) bulunmaz mı? Bulunur elbet. Hem de tonla. Şehrin her yerinde palet var, kırık diye atılmış. Sıkıntı şu ki benim vaktim yok. Malzeme gelecek, çivisini ayıklama derdi olmadan hop traktör! Malzemelerin hepsini satın almam gerekti.
  • Beni en çok kısıtlayan şey Kızım. Kendisi av köpeği. Hem de en iyisinden. Niye ölüme terkettiklerini inanın bilmiyorum. Aşırı zeki. İyi ki sahiplendim demesine diyeceğim ama geldiği günden beri kediler, tavuklar, bıldırcınlar... Denemediğim yapmadığım şey kalmadı. Tam bir katil. Ondan ahşapların 5*5  hatta 4*3 olması yeterliyken, 10*5; tel kümes teli değil kalın tel; kemerler plastikten değil 5mm demirden. Daha ucuza olurdu, olamadı.

Ne kadar tuttu?

Ahşaplar 180, tel 150 küsür, menteşeler ve diğerleri 10, kemerler yer serası projesinden aşırma. Toplam 340 tl tuttu. Her zaman olduğu gibi bir şeyleri yanlış kestiğim için bana maliyeti 385 tl. (2021 ocak)

Pahalı mı, evet. Aynı şekildeki bir kümes daha ince malzemeler kullanarak 150 tlye olur sanki. Folluk, örtü vs de eklerseniz 200 tl'yi geçeceğini sanmıyorum.

Daha da ucuza yapılacak bir traktör planı var elimde. Onu da koyarım bir ara. Şimdilik sow the land'in planı var, ona bakabilirsiniz (sow the land traktör).

Malzeme listesi:

  • Alttaki kızak ve bağlantı elemanları için 4 adet 3m boyunda 5*10
  • 2 menteşe ve sürgü
  • 2,5 cm genişliğinde çit teli - 10m boyunda (ben yanlara da alta da aynı teli kullandım, alta tel koymak zorunda değilsiniz, hatta mümkünse koymayın -benim kızımdan mütevellit koymam gerekti. altına illa tel koyacaksanız 3 cm genişliğinde delikleri olan çit teli kullanın - gübre düşsün arasından, ben kolaya kaçıp elimdeki malzemeyle durumu idare ettim)
  • Zımba makinesi ve teli - çit telini tutturmak için
  • 5 adet 5mm yer serası teli
  • İnce galvaniz tel, çit telini bağlamak için
  • Tutkal ve çivi (genel kural, çiviyle bir şey inşaa edecekseniz tutkal kullanırsanız ömrü uzun olur)

Lafı çok geveledim. E haydi!

Malzeme ve aletler koku dedektöründen geçtikten sonra:

Uygun boylarda kesiliyor ve tutkal sürüldükten sonra çivileniyor:

Ta daa! Kızak hazır!

Enine yöndekiler 100 cm boyunda (4 adet), boyuna tahtalar 3 m boyunda (2 adet). Enine tahtalar arasındaki mesafe 80 cm. Başta ve sonda 30'ar cm boşluk bıraktım.

Kalite kontrol:

 Çemberleri -yer serası demirlerini 50şer cm arayla koydum (ki gerçekten gerek yok- 1m arayla bile fazla fazla olurdu. Hepsi Kızım yüzünden). Demirleri kızağa monte etmek için 5*10'larda matkapla delik açtım ve demirleri içine gönderdim. 
 

Ön ve arka kapısı için 5'e 5den çerçeve yaptım. Yüksekliğini ve genişliğini en üstü tele denk gelecek şekilde hizaladım ve bir çivi çakıp eğerek sabitledim:

 
 
Son hali - bu aşamaya 35 dkda geldik tahtaları elle keserek (2 kişi):
 

Sonrasında 5*5'lerden kapısını yaptım 

Ve sağını solunu önünü arkasını telle kapladım. Çit telini önce ahşaba zımbalayarak tutturdum, şekli çıktıktan sonra galvaniz tel ile iyice bağladım.


Traktörü çekmek için başına ve sonuuna halat bağlayacağım (alan dar olduğu için hem ileri hem de geri çekmek gerekiyor). Kar yağdığı için devam etmedim ama yarısını brandayla kaplayacağım. Tavuklar uzun süre orada kalacağından arka tarafına folluk, tünek vb. koysam daha iyi olur.

Kar yağışı öncesi bir günlüğüne balbadem ve ekibini traktöre aldım. Tavuklar mutlu oldu resmen! Bülbül gibi cikcikicik. Aaa ot aaa böcek şeklindeydiler uzunca bir süre. Sonra da aaa kediii demiş olabilirler. Onlar kediyi merak ediyorlar kedi de onları.

 Şimdilik bu kadar. Havalar ısınsın tüm ekibi dışarı alacağım.

Bu arada Maranslar (koyu kahve yumurtlayan tavuk cinsi) de yumurtadan çıktı. Sapsarılar! Büyüyünce onların da kendi traktörleri olsa güzel olmaz mı? Hmm?

1 Şubat 2021 Pazartesi

şişpak: tavuk traktörü

 Yıl ya 2012 ya 2013. Bahçenin büyük bir kısmı boş, yabani ot bile yetişmiyor. Güneş altında toprak kavrulmasın diye, oradan buradan ne bulduysam sermişim toprağın üstüne. Sıkı Fukuoka'cıydım o günlerde. Müdahale etmeyeceksin toprağa, dengesini bulacak. Boş vaktimde kil topu yapıyorum. Kimine acı biber ekliyorum kimine öğütülmüş üzüm çekirdeği kimine pul biber. Sonuçlarını yazarım bir gün. Gel gelelim toprağa bereket de gerekiyordu. Şehrin ortasında doğal hayvan gübresi olmadığı için memlekete gidince sordum soruşturdum. Bir teyze "temizlersen annanemin kümesi orada" dedi. Aha! Ganimet! Hem de ne! Bahçeye 2 yıl yetecek gübreyi küremişimdir. Yalanım olmasın, o kadar gübreyi kürerken aklımda tek bir soru vardı: Nesiller boyunca bu kümes niye hiç temizlememiş? Yani niye temizlemez ki insan. Asırlardır şu aileden bir kişi çıkmamış mı "ben bir kümesi küreyeyim" diyen! En alt katman olmuş fosil! Boş bir yer var kalmış tavana yakın, tavuklar oraya sokuşuyor geceleri. 

O gün anlamadım ama tavuk beslemeye başlayınca anladım niyesini. Biz tavukları yumurtası için besliyoruz da, tavuklar yumurtlamak için beslenmiyor ki. Fabrika tavuklarını yumurta yemiyle -arada bir antibiyotik vererek- besliyorsanız sözüm size değil. Bizim tavukların akılları fikirleri bir şeyler yemek sonra da arkaya bırakmak. Öküz gibi yiyorlar, öküz gibi de sıçıyorlar. Resmen ayıp olmasın diye yumurtluyor - o da arada bir.

Durum böyle olduğundan ya haftada bir o kümes temizleyeceksin ve güzelce kireçleyeceksin ya da teyzemin sülalesinin yaptığı gibi "bir gün biri temizler elbet" mantığıyla nesiller boyunca dokunmayacaksın. Başka yolu yok mu? Eskiden yoktu ama artık var! Hem de uzunca bir süredir...

Tavuk traktörü!  

(bir de seyyar kümes var, Justin Rhodes'in chick shaw'ı chick shaw resimler)

Mantık basit, tavukları her tarafı telle çevrili (bazılarının altı hariç) bir kutuya koyuyorsun. İçine tüneğini, yuvasını, yemini suyunu. Bir kaç günde bir kutuyu az öteye iteliyorsun, oldu bitti. Gübre de toprakta kalıyor. Tavuklar da yeni çayıra. Tavukların traktörden kaçma şansı var mı? Yok. Tilki, sansar vb'nin traktöre girme şansı var mı? O da yok. Gübre derdi yok, temizleme derdi yok.

Bu traktörlerde etlik piliç var ve her gün hareket ettiriliyor. Kar amaçlı üretim. Görüldüğü üzere bir haftadan kısa sürede toprak tekrar yemyeşil.

Peki niye tavuk traktörü demişler buna? Bir iki günden daha uzun süre olduğu yerde kalırsa, otu bitiriip toprağı eşelemeye/kazmaya başlıyor tavuklar da ondan. Traktör yoluna devam edince arkasında boş toprak ortaya çıkıyor. Justin Rhodes sebze bahçelerini bir ara böyle hazırlıyordu. Adına da instant chicken garden - tavuklarla anında sebze bahçesi koymuş. Tavukları otları temizlemede kullanıyor. Gübresi sebzeyi yakacağı için de temiz toprağın üzerine kompost seriyor. (Gübre yakar demişken şunu demeden geçmemeli. Çimen olur, çayır olur, sebze bahçesi olur doğrudan tavuk gübresi kullanırsanız bitkilerin yandığı söylenir. Doğrudur yanar. Traktörlerde olan şey farklı, burada ayrıntılara girmeyeyim çünkü bu bir şipşak. Gübrenin yüzeyde otun üzerinde kalmasıyla toprağa karıştırışması arasında fark var. Topraktaki bakteriler, güneş ve yağmura maruz kalması da etkili diyip traktörleri hızlıca özetleyeyim.

Tavuk traktöründe etlik piliç yetiştirebilir misin? Evet. Hem de ne! Google'da Joel Salatin chicken tractor diye aratın, Joel amcanın yöntemini görürsünüz. Meyve bahçesinde yabani ot derdi yaşayan herkese tavsiye ederim. Bence meyve bahçesi ya da zeytin bahçesi olan herkes mutlaka bu şekilde etlik piliç yetiştirmeli. Hem gelir olur, hem bahçe gübrelenir, hem de yabani ot sıkıntısı kalmaz. Şuraya linkini koyayım, merak edenler için. Türkçesini de hazırlarız bir gün. Joel salatin tavuk traktörü -etlik piliç için

John Suscovich'in tasarımı da var. Hem etlik hem yumurtalık için. Onun da resmini koyayım merak edenler için. Bence bu tasarım daha güzel, daha pratik. Bir ara yapım şemelarını bedava veriyordu, aradım da bulamadım. Youtube'u şöyle https://www.youtube.com/watch?v=lqfehBP31Nk

Kümes yapmak yerine tavuk traktörü de yapabilirsiniz. Çook çeşit var. Şekli tipi istediğiniz gibi olabilir.

farklı farklı planlar, tipler 

Şunun gibi amaca yönelik:

Daha ucuzcu (yapım süreci):

Daha şık:

Hem şık, hem pratik uygulaması

Ben akıllılık edip kasım ayında yumurtadan civciv çıkardığım için, acilinden bunlardan bir tane yapmam gerekiyor. Off, o ne kokudur ya. Balbadem oldu tavuk! Dışarı çıkmaları gerek. Bütçe, no bütçe. Başka planlar var. O yüzden en ucuzunu yapacağım. Şöyle bir şey karaladım.

Süreci, yaptıklarımı, malzeme listesini eklerim. Şimdilik şipşaktan bu kadar!

*Doğrudur, resimler internetten aşırma. Derdi olan dm atsın :) - O kadar yazım hatası yapıyorum, daha mesaj atıp şunu düzelt diyen olmadı. Bizzat benim kendim kendi kendime çektiğim resmi silmem için mesaj atan oldu. Ah şu garip dünya..

19 Ocak 2021 Salı

şipşak: tatlı patates

Şipşak tatlı patates. Nam-ı diğer tapates ya da şekerli patates. Bizim sıradan patatesle pek bir alakası yok, akrabası değil, yetiştirilmesi farklı, sürgünleri yeniyor, tadı -adı üstünde- daha şekerli.

Filizlendirme zamanı geliyor!

Ben sürgünlerinden salata yapıyorum. Patatesini de kızartıyorum. Tavsiye. Bahçedeki görevi yer örtücü. Yeri örtsün, toprak güneş görmesin, dinlensin.

Gerekli malzemeler tatlı patates, kavanoz ve su. Kavanoz yoksa pet şişe de olur, tatlı patatesi de marketlerden temin edebilirsiniz. Ben bir beyazımsı tıknaz olanını denk gelmiştim, bir de turuncu ince uzun olanına. Renk renk olanları da var esasında, mor olanı, krem renginde olanı; Gittigidiyor'da varmış diğer renklerinden. Almadım, bilmiyorum. Doğrudan üreticiden de alabilirsiniz tapatestarim Bu sene turuncu olanı ekecekmişim. Markette onlardan da vardı. Bir kaç tane minnak da hediye geldiydi, onlar da turuncuymuş :)

Önce kendisine biraz işkence edeceğiz. Tatlı patates normal patates gibi göz verinde toprağa ekilmiyor. Biraz suda duracak, filizlenecek. Sonra biz o köklenmiş filizleri koparıp toprağa ekeceğiz. Önce bir gün suda bekletin, kendine gelsin. Kurumuştur yolda. Sonraki gün çöp şiş saplayacağız. Bazıları çok uzun oluyor, ortadan ikiye kesin. Gözünüze kestirdiğiniz bir hizada bir sıra çöp şiş. Yarısı gibi. Resimdeki gibi eğimli saplarsanız, kavanozda daha düzgün duruyor.

Üstten de resmi olsun.

Uzun çöp şişleri elbette kısaltıyoruz. Göz çıkarmaya hiç gerek yok. Kavanoza da su ekleyin.

Tadaaa!

İşte bu kadar. Cam kenarına koyun ve altı hafta bekleyin :) E evet altı hafta. Biraz uzun sürüyor filizlenmesi. Köklenmiş filizleri saksılara ekip daha sonra bahçeye transfer de edebilirsiniz.

Başka bir yöntem daha var. Suda beklemiş patatesi daha sonra içi perlit ya da vermikülit bir tepsiye/kaba da ekebilirsiniz. Youtubeda bir amca yapıyordu. Oradan gördüm, denemek istedim. Growing Sweet Potatoes what I've learned Amcam baya uğraşmış, filizleri tekrar toprağa gömmüş, daha da çok köklendirmiş. Vardır herhalde bir bildiği. Denemeli.

Not: Bu sene büyük saksılarda patates yetiştireceğim. Şu videoyu izledikten sonra oldu bu:) Enormous harvest of Container Grown Potatoes Saksıların arası boş kalacaktı. Kalmasın. Mısır, fasulye, patlıcan ekersem gölge yapar diye düşündüm. Aralara tatlı patates ekeyim dedim. İsterim sarsın, üstte o büyürken altta hem tatlı patates versin hem de toprak iyileşsin.

Diğer not: Peki tatlı patates ile ne yapılır diyorsanız şu var 3 Farklı Tatlı Patates Tarifi   şu 6 Delicious Sweet Potato Recipes şu da kevserinmutfağı şu da Sweet Potato Flatbread