yöntemler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yöntemler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2023 Cumartesi

mevzu - odun yatağı - sss

Permies'te sıkça sorulan soruları derledim. Aklınıza takılan bir konu olursa insta'dan mesaj gönderin, ekleyelim.

Odun yatağı yönteminin öncelikli amaçları neler? Hangi durumlarda tercih edilir, hangilerinde tercih edilmez? 

Odun yatağının öncelikli amacı yoktan toprak üretmek. Diyelim ki elinizdekil, kum ve çakıl var, ancak yaşayan, hayat dolu kara toprak yok. Bu malzemelerle odun yatağı kurarsanız (ve mümkünse biraz azot kaynağı ekleyin) çürüyen odunun etrafındaki kil ya da kumun renginin değiştiğini, aralarının organik madde ile dolduğunu göreceksiniz. O kadar değişik bir görüntü ki, kırmızı kil damar damar kara toprağa dönüşmüş olmuş, daldan geriye bir şey kalmamış. Yoktan toprak yaratıyoruz sanki.

İkincil amacı dal atıklarının geri dönüştürülmesi. Dalları öğütüp kullanabilirsiniz - masraf ve işçilik. Yakabilirsiniz - çoğu kül olup ziyan oluyor. Biyokömür üretebilirsiniz - mantıklı ancak kaliteli biyokömür üretebilmek için dalların kurutulması, uygun boylarda kesilmesi gibi bir çok gereklilik var. Gene işçilik. Dalların üzerine toprak atın, bir şeyler ekin yetiştirin. En rahatı.

Sebze yetiştirmek üçüncü sırada geliyor. Sebzeler için drenaj, mikroiklimler, odunun tuttuğu su ile uzun süre sulamaya ihtiyaç kalmadan sebze yetiştirebilmek. Gibi.

Diğer amaçlar: Doğal hayata destek/habitat. Görüntü kirliliğinin engellenmesi/çit görevi görmesi. Mikroiklim yaratmak. Drenaj. Hiçbir şeyin yetişmediği bir iklimde bir şeyler yetiştirmek :) Geri dönüşüm. Tasarruf (yataklara ekleyceğiniz kompost, gübre, topraktan).

Azot? Gübresiz nasıl oluyor? O kadar dal, odun, talaş toprağın bereketini çekmiyor mu?

Öncelikle gübresiz odun yatağı olmaz değil, olur. Ancak sebze yetiştirmek için gerekli azotu odun yatağının ilk senelerde sağlaması mümkün değil. Takviye gerekiyor. İlk yazıda bunu  açıkladım, zengin odun yatağı başlığında. Soru toprağa talaş, kuru yaprak karışınca toprağın bereketi kaçıyorken odun gömünce nasıl oluyor da sebze yetiştirebiliyorsak ise durum şöyle:

Karbonun topraktaki azotu tutması yüzey alanıyla bağlantılı. Toprağa ince talaş sererseniz, yüzey alanı büyük olduğundan, topraktaki azotu bir seferde çeker. Yabani otlar bile büyümekte zorlanır. Ancak kütüklerin yüzey alanı talaşa kıyasla çok az. O yüzden topraktan bir anda yüklü azot/gübre çekme gibi bir durum yok.

Ağaçları, çalıları, sebzeleri yetiştirmek için bol bol gübre kullanıyoruz. Bitkiler aldıkları azotun önemli bir kısmını büyümek için kendilerine kullanıyor. Peki ağaçlar ve çalılar öldükten sonra bu azota ne oluyor? Kuru dal ya da odun çimen, kahve telvesi, mutfak atığı kadar yoğun azot içermese de azot içeriyor. Hatta azot miktarı onlardan fazla bile olabilir, çünkü odunun ağırlığı yani miktar çok. Bitki atıklarını gömdüğümüzde yalnızca karbonu değil, o bitkinin yetişmesi için gerekenleri - yani ömürleri boyunca biriktirdiklerini- gömüyoruz (azot, fosfor, potasyum, çinko..). Çürüme başlayınca bu azot toprağa geçiyor. Yani ilk başlarda odun topraktan az miktarda azotu çekerken (karbonun azotu bağlaması), bir süre sonra çürüyen odun net azot/gübre sağlayan haline geliyor. Yani toprağın bereket katıyor, gübreliyor. Bu süreç ilk sene yavaş, hatta kuru iklimlerde aşırı yavaş, ancak ikinci sene hızlanıyor. Üçüncü seneden itibaren tamamen pozitife dönüyor. Zaten işte bu yüzden ilk yıllarda odun yatağını suluyoruz, güçlü kurmaya çalışıyoruz.

Odun yatağı termitleri çekmez mi? Daha sonra bu termitler bahçedeki ağaçlara zarar vermez mi?

Çeker. Bir tek termitleri de değil, aklınıza hayalinize gelecek her tür canlıyı çeker, faresinden, baykuşuna, salyangozundan değişik hamamböceği cinslerine, hatta ateş böceğinden yarasasına. Boşuna dememişler ölü ağaçta hayat var diye. Gömülü bile olsa hayat aşılıyor bahçeye.

Termitler çürüyen odunları kemirmeyi seviyor. Odun yatağında da bundan bol miktarda var. Şayet yatak su altında kalmazsa ya da biri gidip yatağı bozmazsa termitlerin göç edip yapılara zarar verdiğini, ağaçları kemirdiğini görmedim. Belki başka iklimlerde, başka ülkelerde, farklı termit cinslerinde bu durum olabilir. Bizde henüz görmedim. Gene de eşeği sağlam kazıpa bağlayıp ahşap yapıların (bina, çardak, köprü) hemen dibine odun yatağı kurmuyoruz.

Odun yatağını kurmak için gerekli toprağı nereden temin edebiliriz? Az toprak kullanarak odun yataı kurmak mümkün mü?

Kısa özet: Odun yatağı kurarken dalları toprakla iyice örtmek gerekiyor. Gerekli miktarda toprak kullanmazsanız büyük boşluklar toprağın hızlıca kurumasına ve yatak içinde su zincirinin kopmasına neden oluyor. Bu durum yatağın tekrar nem kazanmasına engel olur çünkü toprak kuruyunca hidrofobik hale geliyor.

Gömülü odun yatağı kurarken toprak bulmak zor olmasa gerek. Kazdığımız toprağın içindeki büyük taşları eleyip odunların üstüne geri yayıyoruz. Klasik odun yataklarında da durum pek farklı değil. Kazdığınız toprak yeterli olacaktır. Gömülü yataklardan farkı kazdığımız çukura geri doldurmuyoruz, yüzeydeki toprağı traş edip ortaya yığıyoruz.

Sepp Holzer'in dar-yüksek odun yatakları için gerekli toprağı bulmak dert. Sepp büyük makinalarla araziyi kademelendirdiği için (teraslar kuruyor) toprak bulmakta zorluk yaşamamış. Ancak Paul Wheaton Montana'daki kayalık arazide toprak bulamadığını ifade ediyordu permieste. Çare balık havuzu kurmak. Havuzdan çıkan toprak odun yatağına gidiyor, kazılan alan da havuz oluyor.

Çok soğuk/soğuk/kurak/yağışlı iklimlerde odun yatağı işler mi? Hangisini tercih etmeli?

Her durumu kendi içinde değerlendirmek gerekse de yol göstermesi için aşağıdaki listeyi paylaşayım.

Akdeniz iklimi, karasal iklim: Gömülü odun yatağı. Min 40-60 cm derinlik, toprağı en çok 30 cm kabartın, daha yksek olmasının yararı yok zararı var. İlk iki sene düzenli sulama. Daha kurak bölgeler için ya daha derin ya da krater bahçeciliği.

Düzenli yağış alan bölgeler ya da damla sulama kurduğunuz yataklar: Klasik odun yatağı, nam-ı diğer hügelkültür. 1-1,2 m yüksekliğinde. 

Karadeniz iklimi, yüksek rakımlar, buharlaşmanın az olduğu düzenli yağış alan bölgeler: Sepp Holzerin raf- hügelkültürleri.

Şehir içi yükseltilmiş sebze yatakları: İdeali 40-60 cm yüksekliğinde son 10-15 cm'i iyi toprakla doldurulmuş yataklar. 30 cm'in altına düşmeyin. Her yıl düzenli oalrak toprak/malç/kompost ekleyin. Yataklar oturacak.

Beton alanlar: Klasik yığılı odun yatağı + damla sulama.

Yeni kesilmiş ağaçların odununu mu kullanmalı yoksa bir kenarda uzun süre beklemiş ağaçlarınkini mi?

Mümkünse çürümüş, yığılmış kalmış odunları terih edin. Yeni kesilmiş ağaçların dallarını, kütüğünü kullanmayı düşünüyorsanız, kullanabilirsiniz. İğne yapraklı ağaçlar tekrar filizlenmiyor. Ancak çınar, kavak, söğüt ve benzer türlerde yaprağını döken "zombi" ağaçlara dikkat edin. Odunu sürgün atıp tüm yatağı ele geçirebilir.

İlkbaharda, su oduna yürüdükten sonra odun yatağı kuracaksam yeni kesilmiş ağaçları tercih ederim. Zaten yaş, sulamaya ihtiyacı azaltır. Sonbaharda yatak kuracaksam çürümüş odunları dalları tercih ediyorum. Bütün kış suyu çeksin diye.

Çam ağaçları toprağın pH'ını düşürüyor mu?

 Çok değil. Dışarıdan kamyonla kütük getirmediğinizi düşünürsek zaten civardaki ağaçları kullacaksınız. Civardaki ağaç demek oranın toprağına uygun ağaçlar demek. Bir miktar düşürür, ancak odunun yüzey alanı talaşa kıyasla çok daha az olduğu için etkisi pek yok. Aksini iddia eden, asidik toprağı seven bitkilerin (blueberry- yabanmersini gibi) çam odun yatağında daha güzel yetiştiğini söyleyenler var. Açıkçası aksini de gördüm, deneyimledim. O yüzden elinizde ne varsa onu kullanın, doğru kullanın. Gerisi ikinci derece.

Hangi ağaçları tercih etmemeliyiz?

Kimi hastalıklar, odun toprağa gömülü olsa bile kaçabiliyor ve tüm araziyi ele geçiriyor. İyi odun- kötü odun yazısında açıkladım. Yanık hastalıkları gibi. Çare biyokömür.

Zombi ağaçlara dikkat. Ağaç zaten kesilmiş, hali yok diye gömüyorsunuz, bir anda hayata dönüp yatağı ele geçiriyor. Aman dikkat. İyi odun - kötü odun yazısında var açıklaması. Kavak, söğüt gibi.

Aleopatik ağaçlar. Kullanamazsınız değil, taktiği var. Gene iyi odun- kötü odun. Ceviz.

Kedi/köpeği yataklardan uzak tutmak gerekir mi?

Genel olarak sebze yetiştireceğiniz bölgeye evcil hayvanların girmemesi istenir. Yatakları talan ediyorlar. Kedi dışkısıyla parazit geçebilir ve gebelikte sıkıntı yaratıyor. Köpekler tam olarak yatak katili. Kazıp içine yatar. Tel çekin, kafalar rahat olsun. Evcil hayvanların dışkılarını yatak kurarken kullanmanız tavsiye edilmez. Biyokömür üretebilirsiniz.

Odun yatakları kokar mı? Sinek ya da kene yapar mı? Peki fare?

Yapmaz. Odun yatağının içine kemik, et vb alıp gömmediğiniz ve üstünü tavsiye edilenden daha az toprakla örtmediğniz sürece sinek yapmaz. Gömmek hızlıca kokan ve bozulan  herhangi bir şeyden en kolay kurtulma yolu. Asırlardır yaptığımız bir uygulama.

Kene uzun otlarda yaşar. Genelde büyük avcı hayvanı nüfusunun bastırıldığı bölgelerdeki kronik bir problem (kuzay amerika, şehir ormanları, ilaçlamanın yaygın olduğu tarım alanları). Odun yatağıyla alakası yok yani. Bahçenizdeki otları kısa tutun, sarımsak ekin. Sık kullandığınız mıntıkalar bakımsız kalmasın.

Yataklarda yeteri kadar toprak kullanmazsanız fare nüfusu patlayacaktır. Tavsiye edilenden daha az toprak kullanmayın - tabi fareleri çoğaltmak gibi bir amaçınız yoksa.

Yanlış uygulamalara hangi örnekleri verebiliriz? Hangi durumlarda odun yatağı yönteminden sakınmalıyız?

Yamaca, suyun akışını kesen odun yatağı uygulamaları (heyelan, toprak kayması vs). Kurak bölgelere klasik odun yatağı ya da Sepp'in yüksek hügellerini uygulamak (kurur çalışmaz). Odun yatağı - yağmur hendeği kombinasyonu (mantıksız, heyelan). Odun yatağı - teraslama (biri suyu tutuyor diğeri tutmamaya çalışıyor). Gibi. 

Yöntemleri lütfen zorlamayın. Malesef çoğu permakültür uygulamasında oranın iklimine ya da koşullarına uymayan uygulmalara denk geliyoruz. Budamadan çok miktarda dal çıktı, illa öğüteceksiniz diye bir şart yok. Biyokömür? Odun yatağı? Yeni yatak kuracaksınız diyelim odun yatağı olması şart değil, çapasız tarım yöntemleri var, yoğum ekim, seyrek ekim, basit bahçecilik...Tek yöntem yok, araştırın hangisi en kolay, en ucuz, en doğrusu ise, o.

10 Ocak 2023 Salı

mevzu: kümeste kompost

Bize kompost gerek! Öyle az biraz da değil. Her sene en az 2 cm, ideali 5 cm kalınlığında seriyoruz. 100 metrekare bahçeniz varsa 2 metreküp/50 çuval kompost gerek. Alalım deseneniz, nereden almalı? Yok ki. Onun yerine solucan gübresi - çuvalının adedi 300 lira - pas. Üretmeye kalksanız 2 metreküp kompost için 4-10 metreküp malzemeye ihtiyaç var. Çevirmekten yorulur insan :)

Haliyle az biraz kompostla dağları devirmeye çalışıyoruz. Elimizin altındaki malzemeleri ve atıkları işleyemediğimizden kullanamıyoruz. Bahçe atıklarıyla kompost üretip büyük makineler var, belediye atıklarını eviriyor çeviriyor, parçalıyor, kompost yapıyor. Makine alacak halimiz yok, bu ölçekte işi tavuklar seve sever yapar. Malum bu hayatta en çok sevdikleri iki şey var, biri eşelenmek, diğeri seye yataklarını tarumar etmek. Ayrıntılara boğulmadan önce artıları eksileri neymiş görelim :) 

Bu arada kompost nedir: çalakalem: kompost

Kalın altlık yöntemi: çalakalem: kalın altık (deep bedding)

Artıları:

  • Kümes ahalisine meşkale. Doğal tavuk ve yumurta için doğalarına uygun hayatları olması gerekiyor. Aksi taktirde tüyleri dökülüyor, yumurta verimi düşüyor, birbirlerini gagalamaya ve öldürmeye başlıyor. Antibiyotik bağımlısı fabrika tavukalarından bahsetmiyorum, bizim doğal tavukların enerjilerini atmaları gerek. Eşelensinler, böcek kurt bulsunlar.
  • Daha az yorulmak kulağa hoş gelmiyor mu? :) Kompost çevirmek zor iş. İster sıcak ister soğuk kompost üretiyor olun, başta en az 2 kere çevirmek gerekiyor. İşin yarısını tavuklar yapsa, nasıl olur? Siz yığın, onlar eşelesin, eşelerken parçalasın ve yaysın. Sonra tekrar yığın.
  • Geri dönüşüm. Bahçe ve mutfak atıklarını çöpe atacağınıza bahçenizde kullanın.
  • Kompost! Hem de ne! Hem kompost üreteceksiniz hem de üreteceğiniz kompost -tavuk gübresinin etkisiyle- kuvvetli olacak.
  • Harcamlardan tasarruf. Yazının devamında hesabı var.

Ne artı ne eksi:

  • Yem giderlerinin azalması. Youtube videolarına aldanmayın, tavukları evdeki atıklarla besleyerek etlik piliç ya da yumurta üretmek mümkün değil. Büyük tesislere, restoranlardan gelen atıklara ihtiyaç var. Tavukların diyetini kompost veya kompost içindeki böceklerle desteklerseniz, yem tüketimi %15-20 kadar düşüyor. İşin kötü tarafı yumurta verimi de düşüyor. Yem azalacak ya da yem vermeyeceğim diye bakmayın olaya, tasarruf ederseniz ne ala. Yaprakları çuvala basarak böcek üretebilirsiniz, yumurta veriminiz artar ama ilave iş.

Eksileri

  • Hem kompost hem tavuk yetiştiriyorsunuz. Gözünüz üstünde olmalı. Açık alandaysa yağmur yağmadan önce üstünü örtmeli, gübrenin yüzeyde birikmesine ve kabuk oluşturmasına izin vermeden karıştırlamalı gibi.
  • Hatalar. Hiç bir yeni teknik hata yapmadan olmuyor. Hatalar olacak, kümes kokacak, belki beslediğiniz tavuklar bu işe uygun değil. Öğrenmek alışmak zaman alıyor.

Peki neden?

Başlıca iki nedeni var kümeste kompost üretmek için. Bizim için yürümek, koşmak neyse tavuklar için eşelemek o. Olmuyor bir şeylerin altına bakmadan. Ayrıca dar, buğday, mısırla beslesek de tavukların veganlıkla uzaktan yakından alakası yok, böcekçiller. Doğalarında yok bir yerde tıkalı kalmak, tünemek. İstiyorlar ki eşelesinler, böcek bulsunlar, bir çukur kazıp içinde toz banyosu yapsınlar.

İkinci neden ekonomi. Küçük ya da mini mini ölçekte tavuk beslemek ekonomik olmuyor. Dilerse her gün yumurtlasınlar, cık. Girdiler ve çıktıları tutumuyor. Lafı fazla uzatmadan çalakalem hesap yapalım.

Diyelim ki 12 adet tavuğunuz var, şehirdesiniz ve organik yem ile besliyorsunuz. Tavuklar ortalama günde 120-130 gr yem tükettiğine göre yılda kabaca 18 adet 25 kg'lık yem tüketecekler. Organik yemin fiyatını 300 lira kabul edersek, 5700 lirayı yeme harcayacaksınız. Yılda 1500-2000 yumurta alacağınızı düşünürsek (antibiyotiksiz, doğal halinde), yumurta başına 2,7 lira yem masrafı çıkacak. Kümesi on bin liraya kurarsanız (teli, çiti, tavukların kendisi vb), 5 yıl dayansa, yumurta başına 1 lira. Diğer masrafları da 50 kuruş diye hesaba katarsak, 1 adet yumurtanın maliyeti 4-4,5 lira çıkıyor. Organik yumurtanın satış fiyatının 4-5 lira arasında olmasına şaşmamalı; yemi toplu alıyorlardır, daha verimli üretim modelleri vs. (yeni cins geliştirdiğim için bendeki durum biraz farklı. maliyete kuluçka makinesi, ana kucağını vs ekleyince ve çıkan civcivlerin yarısı horoz, yumurtanın adedi 5-8 lira arasına mal oluyor)

Sonuç organik yumurtada maliyet takriben 4 lira, ürettiğiniz değer 4 lira. Horozdan mahmuz yeme fantezisi yoksa marketten yumurta almak varken niye uğraşır ki insan? Di mi? Peki tavuklar boş boş duracaklarına bize kompost üretseler nasıl olur?

Gözlemlediğim kadarıyla 12 tavuk size yılda 8-15 metreküp arasında kompost üretebilir. Kabaca tavuk başına 1 metreküp (20-25 çuval) kompost diyebiliriz. 12 tavuk kabaca 250 çuval (25 kg'lık). Kompost'un satış fiyatını bilmiyoruz malesef, torf desen torf değil, solucan gübresinden daha etkili, biyolojik olarak aktif. Solucan gübresinin çuvalı 250-300 liradan satılsa da (vergisi, paketlemesini düşerseniz üretim muhtelemeln 50 - 80 tl arasında oluyordur), hesapta değerini 50 lira kabül ettim (kompost işine girmeyecekseniz değerden gitmekte fayda var). Durmadan çalışsalar, 12500 lira'lık kompost üretebiliyor bizim tüy yumakları. Tabii bu ideal şartlardaki durum, böyle olmuyor haliyle. Son yıllarda yaptığım masrafları ve üretimi bir kenara yazmıştım, bunun yarısı, yani 6 - 7 bin lira'lık üretimin (120 çuval) altına düşmemişler. Bu kompost 100-250 m2 bahçenin ihtiyacını fazlasıyla sağlar (her bahçe tekniğinin kompost ihtiyacı farklı), takriben 20 m uzunluğunda yükseltilmiş sebze yatağını sıfırdan kurabilirsiniz. Birim alandan en az 4 kg sebze üretebilirsiniz, bu da kümeste ürettiğiniz kompost ile 500 kg ile 1 ton arası sebzeyi rahatlıkla üretebileceğiniz anlamına geliyor (en kötü durum).

2000 organik yumurta için tahminen 8000 lira yem, kurulum vb masrafları yapacaksınız Buna karşılık kompost üretirseniz en az 6000-7000 liralık kompost üreteceksiniz. Sonuç olarak birbirlerini götürüyorlar gibi, en en kötü 2000 liraya 2000 yumurta. Yumurta masrafı 1 liraya düştü. Artık ürettiğiniz kompostu satar mısınız, yoksa onunla sebze üretip onu mu satarsınız ya da evin masraflarını mı kısarsınız - o kısımlar sizin bileceğiniz iş :)

Geçen sene 15 metreküp kompost üretti bizim tüy yumakları. Olay tersine döndü, hem kompost üretiyorum, hem yumurta, hem de para harcayacağıma cebimde kalıyor (kompostla sebze üretip evin market alışverişini büyük ölçüde kıstım).

Ukala not: Tasarım doğruysa hesaplar birbirini doğrular diye bir laf vardır. Yukarıdaki hesap da lafın bir çeşit ispatı, tavukların doğası gereği bir şeyleri eşelemesi gerekiyor. Eşelemezse yumurta pahalı. Doğasına uygun davranmasına izin verirseniz yumurta neredeyse bedavaya geliyor.

.

Peki bu sistem nasıl kurulur, kompost tavuklara nasıl ürettirilir?

Benim bildiğim başlıca 3 yöntem var. Bir de benim eklemelerim. Basitten karışığa:

1. Kompost ayrı, kümes ayrı

Bu yönteme kümeste kompost denir mi bilmiyorum, çünkü sıcak kompost kurmaktan pek farklı değil. Ancak kümeste kompostun çıkış noktası olduğu için es geçmemeli.

Kümese serebileceğimiz malzemeler çeşit çeşit; talaş, saman, kuru yaprak, kafes taban kumu, mısır granülü (mısır koçanının öğütülmüş hali) vb. Kumu şimdilik karıştırmazsak - onun olayı farklı- hepsi karbonca zengin malzeme. Kümesin, ağılın, ahırın altına serilen karbonca zengin malzemeye karbon altlığı diyorlar permakültürde (ingilizcesi karbon-çocuk bezi/ carbon diaper). Buradaki amaç gübrenin (azotça zengin malzeme) karbonca zengin malzemeyle karışması ve karbon tarafından tutulması. Bu yöntemle kompost üretmek için aşağıdaki rutini takip edin:

  • Kümese 5 cm kalınlığında  (3-8 cm arası herhangi bir değer) saman, yaprak ya da kaba talaş serin.
  • Her iki haftada bir 3- 5 cm kalınlığında yeni malzeme ekleyin. 
  • Altlık tavukların eşelemeyeği kadar kalınlaşınca kümesi temizleyin. Kümese yeni malzeme serin. Dışarı aldığınız talaş-gübre karışımını ıslayın. Dışarıdaki yığına ekstra gübre eklemeniz şart değil. Bu yığını en az 2 kere alt üst edin, malzeme iyice pişsin. Yığın ısınmıyorsa, kümeste daha çok gübrenin birikmesini bekleyin.
  • Ürettiğiniz kompostu en az 1 ay, ideali 6 ay bekletin, dinlensin ve olgunlaşsın. Kompost çok kuvvetli olacak, havuç gibi sebzelerde kullanmayın. İlk iki karışımdan sonra dinlenemye bıraktığınız yığını malç malzemesi olarak aç sebzelerde (mısır gibi) kullanabilirsiniz. Bu kompostu daha olgunlanşmadan malç olarak kullanacaksanız yataklara önce ince bir katman karbonca zengin malzeme serin, sonra 10 cm'e kadar kompost serebilirsiniz.

2. Zaman? Hangi zaman? - kalın altlık yöntemi

Malzemeleri dışarı alamak yerine hep içeride bıraksak, üst üste yığsak nasıl olur? Olur tabii. Salmayı ve kümesi inşaa ederken malzemenin yığılacağını dikkate aldıysanız sıkıntı yok. Buradaki taktikler:

  • Kuru yaprak gibi iri malzemeler kalın altlık için ideal değil. Çok ince malzemelerden de sakının, ince talaş gibi. İdeal malzeme kaba talaş ile saman.
  • Tek seferde 30 cm kalınlığında malzeme sermek yerine, ince tabakalar sermek gerekiyor. Kalın bir tabaka serip oldu bu iş demeyin. Kümeste toz çoksa - malzeme çok kuru demek- kümesi sulayın.
  • Kalın altlık yönteminde de malzemenin karışması, alt tabakaların hava alması gerekiyor. Bunun için dirgen, geniş bel ya da kompost havalandırıcı kullanabilirsiniz. Birkaç haftada bir tabana dirgeni sokup hafif kaldırmaya çalışın, kötü koku gelmiyor olmalı. Malzemeyi karıştırmanıza gerek yok.
  • Tabana serilen malzemenin yağmur almamasına dikkat etmek gerekiyor. Malzemeyi karıştırmayacağımızdan şiddetli yağmurlarda alt tabakalar hızla anaerobik olacak ve kokacaktır. Kompostlaşma olmuyor bu durumda. Yağmuru engelleyemiyorsanız en alt karbon tabakasını kalın tutun, çocuk bezi gibi gelen suyu emsin.
  • Arada bir yüzeyi tırmıklamakta fayda var. Kümeste tavuklar tepinip dışkılayacaklarından saman ya da talaşın yüzeyi kabuk tutabilir. Tutmasın. Sık sık yeni malzeme ekleyin, arada yüzeyi tırmıkla çizin.
  • Kompost harzırlarken karbon-azot oranına dikkat ediyoruz ve kompostlaşma hızına göre (sıcak ve hızlı ya da soğuk ve yavaş) bir hedef değeri tutturmaya çalışıyoruz. Burada öyle değil. Bol miktarda kabonca zengin malzeme koyuyoruz, azotu tavuklar ekliyor.
  • Kalın altlıkta kalınlığı 40 cm'yi geçtikten sonra kompostlaşma başlayacaktır (dirgenle kontrol edin, sıcak buhar çıkıyor). Sisteme müdehale etmeden kompost üretmek için 1 - 1,5 metre kalınlığa ulaşması gerekiyor. Yeriniz yoksa dirgenle karıştırmaya başlayın- 3. yöntem.
  • Dahası kalın altlık yöntemi çalakalem yazısında: http://kirpininburnu.blogspot.com/2022/08/calakalem-kaln-altk-deep-bedding.html

3. Herkes güçlü olduğu noktaya yüklensin - Geoff Baba

Bu yöntem Geoff Lawton'un yöntemi olmasa da onun adıyla anılıyor. Mevzu şöyle, tavuklar eşeleyip yaymayı seviyor. Bir de dirgenle ortaya yığmayı.Öyle bir sistem kuralım ki kompost çevirme işini aramızda bölüşelim. Olay kabaca şöyle:

  • Süreç ilk iki yöntemdeki gibi başlıyor, kümese karbonca zengin taban malzemesi seriyoruz. Malzemeyi tek seferde serebilirsiniz ya da ilerideki işinizi kolaylaştırmak için her hafta bir kat olacak şekilde tabakalar halinde.
  • Serili malzeme miktarı 2-3 metreküpe ulaşınca ortaya yığıyorsunuz. Kuruysa biraz suluyorsunuz. Tavuklar yığını bir süre bozmasın diye brandayla örtün ya da tel ile çevirin. Yığın pişe dururken siz tabana malzeme ekleyemeye/sermeye devam ediyorsunuz.
  • Bir hafta 10 gün sonra yığının üstünü açın, tavuklar yığını param parça etsin, yaysın. Siz bu işlemi istediğiniz kompost miktarına ulaşıncaya kadar devam edin. 
  • Son yığından sonra malzemeyi kenarda dinlenmeye alın, bir süre pişsin, soğusun. Kompost olgunlaştıktan sonra bahçeye malç olarak serebilirsiniz.

Geoff bu sistemi yamaca kurmuş ve her seferinde aynı yere yığın kurmak yerine malzemeyi hep bir ötedeye yığınıyor. Bu şekilde belki 5-6 tane yığın var, ilk yığın en tazesi, son yığın da en olgunu. Videosunun bağlantısını şuraya bırakıyorum How to Make a Chicken Composting System , çizimi de az aşağıda:

İnşaa ettiğimden beri kümeste kompost üretiyorum. Bir yerden de görmedim, kendimce deneye yanıla. Youtube'dan öğrenmediğim için bu süreçte kendimce yöntemler, taktikler geliştirdim. Geoff'tan ya da başkalarından farklı yaptıklarımı aşağıda sıraladım.

  • Kompostu beslemek: Ürettiğim kompostu bahçede ve sebze yataklarında kullanıyorum. Haliyle kompostun kalitesi ve gücü önemli. Şerbet, şelat, çay hazırlamayı uzun yıllar önce bıraktım. Deniz yosununu doğrudan kümese atıyorum, tavuklar yiyeceğini yiyor, gerisi kompost oluyor. Karakafes otu ve ısırgan da aynı şekilde. Öncelikli amacım otlar ya da yosunla tavukları beslemek değil, kompostu beslemek. Bu arada tavukların diyeti çeşitleniyor, vitamini artıyor. Ekleyebileeğiniz diğer malzemeler, midye kabuğu (toprakta organik madde miktarının %8'in üstüne çıktığı durumda 2-3 yılda bir yataklara midye kabuğu eklenir. Planlı bir şekilde yataklara ekleyeceğime, denk geldikçe kümese/ komposta ekliyorum), kemik unu (çiğ hali değil, pişmiş hali), kaya unu/tozu (önden biyoaktifleştirilmesi gerekiyor), kimi küspeler (ayçiçeği ve pamuk küspesi gibi, kompostlaşma sürecinin sonuna doğru).
  • Kümese biyokömür eklemek: Biyokömür hikayelerini paylaşırken (instagramdaki profilde sabit), biyokömür hem kokuyu alır hem de kompost üretimini arttırır diye iddiada bulundum. Olay özetle şöyle. Kompost olsun diye yığdığımız malzemenin kabaca yarısı (%35-55'i) "yanıp" gaz olup havaya karışıp gidiyor. Olayın daha ilginç tarafı bu 6 ay değeri, kompostu hazırladıktan 10 yıl sonra geriye hiçbir şey kalmıyor, atmosfere geri dönüyor. Kümese ham biyokömür eklerseniz durum çok farklı. Hem kompostun oluşma sürecindeki verim artıyor hem de ürettiğiniz kompost toprakta uzun süre bozulmadan kalıyor. Kümese %5 oranında biyokömür eklerseniz ürettiğiniz kompost miktarı takriben %20-30 artacak. Başka bir ifadeyle 8 metreküp üretiyorken 10-11 metreküp kompost üreteceksiniz. Bu 2-3 metreküplük farkın kabaca yarım metrekübü biyokömür, kalanı havaya uçup gitmeyen karbon ve azot. Tek müdehaleyle kompost üretimini dörte bir oranında arttırmak.... 2019'da denemiştim, 2020'den beri böyle. Biyokömür katmak ile katmamamak arasında akılalmaz bir fark var. Kümese biyokömür katmayacağım, kompost üretimi tamamlandıktan sonra biyokömüre karıştırıp bahçeye uygulayacağım diyenler için bir not: ya %90-95 biyokömür %5-10 kompost kullanın ya da tam tersi. Ara değerler için biyokömürü komposta biyoaktifleştirmek gerekiyor.
  • Yapraklar önce çuvala sonra kümese: Bu fikir yeni. 2022'de küçük ölçekte denedim, efsane ötesi sonuçlar aldım. Olay şu, güz yapraklarını ya da karbonca zengin malzemeleri çuvala basıp, gölge bir alanda 1 yıl bekletiyorsunuz. Nemli kalması gerekiyor. Böcekleniyor, kurtalanıyor. Hem yapraklar önden öğütülüyor, parçalanıyor, hem de böcekler tavuklar için ekstra protein. Yumurta verimi arttı. Güz yaprakları birbirine yapışmadığı için kompostlaşması hızlandı. Daha ne olsun.
  • Kümese buğday atmak ve örtmek: Bu yöntem biraz benden biraz da youtube'dan (ve permies'ten) edibleacres'dan. Yaprakları ve atıkları ortaya yığıyorken araya buğday, trikale, darı vb serpin. Tavuklar buğdaya ulaşmak için yığını paramparça edecekler. İlk başlarda alışmaları biraz vakit alıyor, ancak bir kere alıştı mı bir gün sürmüyor yığını yaymaları. Biz  aslında yığının bir iki gün pişip kendine gelmesini ve  eklediğiniz buğday yumuşasını/çimleni istiyoruz. Tavuklar olayı kapınca yığının üstünü brandayla bir iki gün kapayın (bir haftaya kadar), sonra açın parçalasınlar.
  • Sistemleri istiflemek: Yöntemleri istifleyebilirsiniz. Bugünlerde tavuk traktörlerini hareket ettiremediğimde birinci yöntemi uyguluyorum, çıkan gübre/talaş/yaprak karışımını kümese (üçüncü yöntem) ekliyorum. Hem kümestekiler, traktördekilerin gözünden kaçan buğdayı ve yemi yiyor, hem de altık iyice parçalanmış oluyor. Yöntemleri birbiriyle kombine edebilirsiniz.
  • Hindi: Kümeste yalnızca tavuk olacak diye bir kural yok, hindi de ekleyebilirsiniz. Hindiler taş parçalarını öğütmeleriyle meşhur. Hindi yetiştirilen alanlarda toprağın değerlerinin hızlı bir şekilde toparladığı gözlemlenmiş. Kümese hindi eklerseniz, kümesten alacağınız kompostun kalitesi artacaktır.
  • Tavuklar ulaşamasın, böceklensin: Kompostu ortaya yığdıktan sonra üstüne kalın dallar, palmiye yaprakları ya da mısır sapları koyunca tavuklar komposta ulaşamıyor. Kompost zamanla böcekleniyor, solucan ve kurt nüfusu patlıyor. Zamanla yaprakları kenara çekip tavukların böceklere ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Yığını mutlaka kümesin kenarına kurun.

Son notlar:

Kompostlaşma süreci 3 evrede olur. Ön kompostlaşma, kompostlaşma ve olgunlaşma. Niyeyse bizdeki eğitimlerde bir tek ortadaki kısım anlatılıyor. Kompostun olgunlaşması çok önemli. Hele hele tavuk gübresi gibi azotça çok zengin bir girdi ya da iri malzemelerle kompost üretiyorsanız. Kümeste ürettiğiniz kompostu bir süre dinlendirmeden kullanmayın. İdeali en az 6 ay. Başta zorlanabilrisiniz ancak tavuklar size fabrika gibi kompost üreteceği için ikinci sene (4. sezon) bunu dert olarak göremyeceksiniz.

Kümeste kompostun yaz ve kış olmak üzere iki sezonu var. Kış sezonunda bol miktarda kuru yaprak, yağmur var ve havalar soğuk olduğu için kompost yavaş pişiyor. Yaz sezonunda kümese atacağınız yeşil atık miktarı artacaktır. Havalar da sıcak, kompost daha hızlı pişecek. 

En çok merak edilen sorulardan biri sadece mutfak/restoran atıklarıyla tavuk beslenip beslenmeyeceği. Kısa cevap: evet beslenir. Yumurta veriminiz azalır. Yılda ortalama 100-120'e kadar düşüyor. Bol protein içeren restoran atıkları temin edebiliyorsanız (balıktır, ettir, kemiktir) tersi de mümkün. 300-320 yumurtaya kadar çıkıyor bu istisnada. 

Kompost yaysınlar diye yığının üstünü açtığınız gün ve takip eden günlerde yumurta sayısı azalır. Hem eşelenmekle geçiriyorlar günleri -yoruluyorlar- hem de yem yiyeceklerine kompost yiyorlar. 10 yumurta alırken 6-7 alırsanız şaşırmayın.
 
Bu işi her tavuk yapar mı diye soruldu. Yapmaz. Bantamlar, cüce tavuklar ve tecrübe ettiğim kadarıyla fabrika tavukları (ataks gibi) bu işi yapamıyor. Türken gibi küçük ve narin cinsler zorlanıyor. Özel bir cins olsun diyorsanız internette herkes Red Island Red (RIR)'ı tavsiye ediyor. Ben maransla mavi yumurtacıları melezledim. Karışımın içinde Türken, ve köy bakkalından aldığım yumurtalardan çıkan tavuklar da var. Mükemmel iş çıkarıyorlar. Rir olmasa da olur, iri, güçlü bir tavuk cinsi olması yeterli. Cinsiyetine göre hangi tavuk diye sorulursa, genç horozların eline kimse su dökemez. Yaprak maprak kalmıyor, param parça ediyorlar. İkinci sırada yaşlı tavuklar, en son genç ve orta yaştaki tavuklar geliyor. Yaşlı tavukların işi yok, bizim nineler nasıl örgü örüyorlarsa geçiyorlar kompostun başına gün batana kadar.

 

e haydi :)

28 Kasım 2022 Pazartesi

şipşak: hügelkütür mü odun yatağı mı?

Blogdaki ilk hügelkültür yazısını hazırlayalı olmuş iki koca yıl. Nasıl sevgililer gününde mum çırası tanıtımı yaptıysam o yazıyı da yılbaşı gecesi yayınlamışım, 31 Aralık 2020. Yazdığım yazıya dönüp bakma sebebim konunun en başta - isminde- patlamış olması. Odun yatağı mı, hugelkültür mü, hugelculture mı? Ne yani? Ayrıca herkes hügelkültür derken neden ısrarla odun yatağı diyorum? 

Şipşak özeti şuraya bırakayım. Hügelkültür asırlardır var. Sepp onu ileri bir forma dönüştürdü. Kitabını yayınladıktan sonra tekniği farklı farklı iklimlerde, şartlarda denendi. Yeni teknikler geliştirildi. Bunlara odun yatağı deniyor (wood bed). Tepe-kültürü (hügelculture) bunlardan yalnızca biri.

Hügelkültür yeni icat edilen bir şey değil. Sepp Holzer de icat etmedi, Paul Wheaton da, kimse. Tarım Avrupaya daha ilk yayılıyorken - Neolitik dönemde  (cilalı taş devri - milattan önce altı bin ila sekiz bin yıl önce) insanların bu yöntemi kullanmaya başladığı düşünülüyor (malum çürüsün diye gömdüğümüzden odunlardan geriye bir şey kalmamış). İlk yazıda yazın ortasında kuraklık döneminde ormanda hayat dolu alanlar vardır, kazarsanız devrilmiş bir ağaçtan kalanları bulursunuz diye, aynen o. Tarım yapan ilk insanlar da herhalde bunu farketti ve uygulamaya başladı. Mesele yalnızca nemi hapsetmesi değil, bereketsiz toprağı işe yarar toprağa dönüştürmede, bu arada da hem atıkları geri dönüştürüp hem de drenaj sıkıntısını çözdüğü için günümüzde de en çok tercih edilen "çekirdek" yatak yöntemlerinden biri (gardening beds with .... core).

1980'lerde ortama Sepp Holzer giriş yapıyor. Yatakları kuzey güney, doğu batı aksında ya da, yamaca dik ya da paralel yapsak nasıl olur demiş. Yatakları daha dik yapayım demiş. Düz yapacağıma yılan gibi kıvrılır yapsam nasıl olur demiş. Tek kat odun dizmek yerine üst üste katmanlar yapsam, odun-dal-toprak yerine odun-toprak-dal-toprak-iyi toprak-malç yapayım demiş. Don havuzları yaratabildiğini, bu sayede kayısı, badem gibi bitkilerin çiçeklenmesini öteleyebildiğini ve geç donlardan sonra bile hasat alabildiğini görmüş. Yatakları kat kat yaparak daha yüksek yataklar yapabildiğini görmüş. İki metre (hatta 2,40m) yüksekliğinde yataklar yapmış. Yazıda bahsetmedim ama dışarıdan içeriye yığını tutan dallar atarak bu yatakları çok dar inşa edebileceğini fark etmiş. Marketlerdeki reyonlar gibi hügelkültür yatakları yapmaya başlamış. Elinde sepetle bahçeye çıkıyorsun, reyondan makarna, pirinç alır gibi sebze toplayıp çıkıyorsun. Sulamaya ihtiyaç duymayan yatak tipleri geliştirmiş (çoğu ihtiyaç duymadığı için bu özelliği pek vurgulanmıyor ama Sepp fide ekmiyor, sebzeleri tohumdan doğrudan ekiyor). Gibi gibi. Kitapları Türkçe'ye tercüme edildi, orada çoğu var (Pembe hikayeler anlatmayı sever, o yüzden okuduklarını uygulamadan Sepp'in dedikleri doğruymuş demeyin).

Hügelkültür deyince akla ilk Sepp Holzer'in gelmesi işte bu sebepten. Katkısı paha biçilmez AMA orada bir durmalı. Hügelkültür ile bilinen bir çok yanlış anlaşılmanın çıkış noktası da Sepp. Sulama gerektirmez diyor, yanlış. Dar yüksek yapın diyor yanlış. Portekizde bile oldu diyor, yanlış. Daha doğrusu hem doğru hem yanlış- kime göre neye göre derler ya o. Geliştirdiği tekniklerini insanlar tüm dünyada uygulamaya kalkışınca, en net ifadeyle Sepp'in fikirleri sağlam zortladı çünkü.

Nereden mi biliyorum? Hem kendimden hem de permies'ten. Hügelkültür konusu altında açılan 14870 başlık var. Çoğunu okumuşumdur. Hügelkültür Akdeniz ikliminde çalışmıyor. Nokta. İstediğiniz kadar büyük yapın, istediğiniz şekilde yapın. Zor. Diğer tekniklerden hügelkültür-swale (yağmur hendeği içine hğgelkültür yapmak) tehlikeli olsa da oluyor, beton zemin üzerine hügelkültür oluyor, en aleopatik odunlardan (başka bitkilerin büyümesini engelleyen) yatak yapın oluyor ama Akdeniz ikliminde olmuyor. Damla sulama kurmadığınız sürece- cık. Nope. Daha doğrusu hügelkültürü tepe şeklinde yaparsanız Akdeniz ikliminde çalışmıyor. Sepp'in dediği gibi 2 metrelik olanlar zaten iptal, 60 cm yüksekliğinde olanlar bile zor. Tepe işi yaş.

Peki hügelkültür iptal mi? Yani Akdeniz ikliminde odun gömme fikrini çöpe mi attık? Yoo, hiç bile. Teknik bambaşka bir forma dönüştü. Yaklaşık 14-15 yıldır permies'teki tartışmalar ve paylaşılan deneyimler sonucu Akdenizde hügelkültüre hügelkültür demiyorlar artık, odun yatağı (wood bed) demeye başlandı. Çünkü artık tepe yapmıyoruz, odunları gömüyoruz. Gömülü odun yatağı - burried wood bed.  Doğu karadeniz bölgesi dışında Türkiye ya Akdeniz iklimi ya da karasal iklim. İkisinde de odunları üst üste yığmak yerine gömmek daha doğru. Daha genel ifade edersek yaşadığınız bölgedeki yıllık ortalama yağış 800-1000 mm'den az ise gömülü odun yatağı yapmanız tavsiye ediliyor. Yani bizde hügel değil, grabenkültür :)

Hügelkültür (birebir tercümesi tepe/yığın-tarımı) kelimesini kendi durumumuza uyarlarsak abes bir durum ortaya çıkıyor. Gömülü hügelkültür ya da toprak altı hügelkültür dersek gömülü tepe tarımı ya toprak altı tepe tarımı gibi saçma bir ifade ortaya çıkıyor. Hadi siz biz anladık diyelim, konuyu yeni öğrenenler? O yüzden lütfen :) Biz odunları yığmıyoruz, gömüyoruz. Yığanlara da selam olsun, yığmayın, verimli çalışmaz - tecrübeyle sabit (çoktan yığdıysanız damla sulama sistemi kurun, farkı görün).

Permies'teki deneme yanılmalar yalnızca Akdeniz iklimi için yapılmadı. Dev hügelkültür yatağı fikrini görmek için Paul Wheaton labraturara 2 kat yüksekliğinde yatak kurdu. Kaç yıl geçti, hala çalışmıyor.  Planı E ya da F harfine benzeyen yataklar kuruldu. Farklı ağaçlardan odunlar alındı, denendi. Yükseltilmiş sebze yatağı kurarken yatak sade toprak karışımıyla değil, önce hügelkültürdeki gibi odunla sonra toprakla dolduruldu. Sonuçları tartışıldı. Daha onlarca deneme yanılma... Uzun lafın kısası Sepp hügelkültürü artık geçmişte kaldı. Sepp Holzer hügelkültürü aldı ve onu olabilecek en ileri forma taşıdı. Permies'tekiler de bu çabadan esinlenerek hügelkültürü o kadar çok çeşide, farklı formalara dönüştürdü ki ona artık hügelkültür diyemiyoruz. Odun yatağı diyoruz, çünkü hepsinin ortak noktası içinde odun olması. Hügelkültür ya da odun yatağının ne olduğunu anlamak için permies'e bakın. Çoğunu burada özetliyorum, dilerseniz buraya da bakabilirsiniz.  

Sonuç: Biz bütüüün bu geliştirme sürecinin dışında kaldık. Tekniğe sondan bakıp "hee buralara varmış, buraları doğruymuş, buraları noksanmış" diyebiliyoruz. Varsın Amerikalılar tepe formuna hügelkültür, gömülü olana gömülü odun yatağı desinler. Geri dönüp hügelkültüre odun yatağı diyemiyorlar, bir kere yerleşmiş dillerine, literatüre. Bizde taşlar daha yeni yeni yerine oturuyor. Gelin hügelkültür demeyip odun yatağı diyelim, Akdeniz iklimine uygun olana da gömülü odun yatağı. Yükseltilmiş sebze yatağı önce odunla doldurulursa odun yatağı mantığıyla/tekniğiyle dolduruldu deriz. Hem tertipli olur hem de herkes anlar ne demek istediğimizi.

Şöyle bir şeyler çizdim- daha anlaşılır olsun diye:

Bunların dışında çok önemli bir neden daha var. Dışarıdan aldığımız her kelime için geçerli bir neden.. Hügelkültür derseniz sokaktaki kimse sizi anlamıyor. Permakültürle uğraşan yirmi bin kişi birbirimize hava atmaya devam edelim diyorsanız ne ala. Ne yaptığımız bilinsin, çevreye ve insanlara bir katkımız olsun diyorsanız lütfen kendi dilinizde konuşun. Matbaanın gelmesini engelleyen zihniyet ölmedi. O hastalık malesef devam ediyor. Dil bariyeri diye bir şey yok, durmadan kendi ayağımıza sıkmamızın dışında..

Sevgiler, saygılar, hürmetler

Hamiş: Tohum topuna (seed ball) ısrarla kil topu demem de buna benzer bir nedenden. Kil topları toprağa hayat aşılar, içimde tohum olmak zorunda değil. Mantar, bakteri topları hazırlayabilirsiniz. Aradaki farklı görmek için steril tohum ve kil ile top hazırlayın bir de mikoraza ya da verimli toprak aşıladığınız kil topunu. Bir de içlerine tohum koymadan hazırlayın. Bu dördü arasındaki farkı görün. Biz tohum diyoruz ama o kil bilyeleri özel kılan şey toprak biyotasını aşılaması. Bunu da kil ile yapıyoruz. Tohum olayın en önemsiz kısmı. Bu muhabbet de kil topu üzerine çoğu hintçe geyiklerin döndüğü yahoo grubundan. Artık grup var olmasa da (yahoo gruplar kapandı) orada bu karar alındı.

*Bu yazıyı yazmadan önce hatırı sayılır kişilerle konuyu tartışma şansım oldu. Malesef içlerinde ego savaşı çıkaranlar var. O ego bana işlemiyore. Niye? Ziya Paşa'yı anıyoruz burada, yolumuza devam ediyoruz :)

**Peki niye hügelkültür Akdeniz ikliminde çalışmıyor da, gömülü odun yatağı çalışıyor? Pipette su çekiyorsunuz diyelim. Hava alırsa, hüpürürse suyu çekemezsiniz ya onun gibi. Akdeniz iklimi 3-4 ay yağmurun yağmadığı yazlarıyla meşhur, bu sezon kimi zaman 6-7 ay bile sürüyor. İşte bu sürede hügelin içindeki su zinciri kopuyor, boşluklar oluşuyor. Sonra da tekrar oluşamıyor. Yığındaki toprağın odunlarla teması kalmıyor, toprak su itici bir özellik kazanıyor. Game over. Odunlar yaş bile olsa toprak kuruduğu için nem toprak yüzeyine - bitkilere- ulaşamıyor. Gömülü odun yatağının yanları açıkta değil, adı üstünde toprak altında. Bu nedenle buharlaşma daha az. Kuraklığa daha uzun süre dayanıyor. Diyeim ki kuraklık çok uzun sürdü ve toprak su itici özellik kazandı. Yağmurlar başladığında çukur su ile doluyor. Kuru toprak uzun süre su ile temas edince "su itici" özelliğini kalmıyor. Zincir tekrar oluştu. Hügelkültürde bu mümkün değil, çünkü nemi içinde hapsedip odun-toprak-bitki bağının tekrar oluşmasını sağlayamıyoruz.  Yanları açık olduğundan suyu hapsedemiyoruz.

***Bu yazıda farkı vurgulamak için hügel ve gömülü odun yatağı diye yazdım. Bundan böyle sadece odun yatağı derim ben.

10 Ağustos 2022 Çarşamba

çalakalem: kalın altık (deep bedding)

Kim derdi tembellik para edecek diye. Kümesi, ağılı, ahırı temizlemiyorsun hayat güzel oluyor :)

Deep bedding'in Türkçe'si varsa bilmiyorum, duymadım. Kitaplarda da denk gelmedim. Kelime kelime tercüme edersek derin altlık olur ama -sordum soruşturdum- kalın altlık dedik. Malç sererken deep mulching diye bir yöntem var, onu malçı kalın sermek diyoruz ya da kalın malç yöntemi diye. Hem ondan, hem de deep Türkçe'ye yüksek diye tercüme ediliyor (deep beem, yüksek kiriş). Lafı uzatmayayım, fikriniz ya da itirazınız varsa instagramdan mesaj atıverin gayri.

Peki nedir kalın altlık yöntemi? Normalde kümese altlık olsun, kokuyu alsın, temizlemesi daha rahat olsun ve gübreyi emsin diye talaş, saman sereriz sonra haftada bir temizleriz. Kalın altlık yönteminde ise haftada bir temizlemek yerine haftada bir üstüne tekrar talaş/saman seriyoruz. Bu böyle altı ay belki bir yıl gidiyor. Kat kat. Yarım metre belki de 1 metre kalınlığa erişiyor. Sonra içeridekileri dışarı alıp başa dönüyor, tekrar talaş seriyoruz. Kalın altık yöntemininin mantığı da, süreci de komposta benzer. Ancak bu sefer kümeste, ağılda, ahırda hayvanlarla beraber yapmaya kalın altlık yöntemi deniyor. Kahverengiler bizden (saman, talaş, kuru yaprak gibi), yeşiller hayvanlardan (dışkı, idrar vb.)

Peki kalın altlığı tercih etme sebepleri neler?

  • İstiflemek için. İstiflemek bir taşla iki kuş vurmanın permakültürcesi (açıklaması instagramda sabit hikayelerde). Zamandan ve işten tasarruf ediyorsunuz kalın altlık yönteminde. Kümesi 6 ayda bir ya da yılda bir temizliyoruz. Kümeste daha az zaman harcayacaksınız, daha az yorulacaksınız. Temizlerken büyük aletler, makinalar kullanabilirsiniz. Haftada bir kümes temizlemek bana hep angarya gelmiştir. Gidersin, temizlersin, altını serersin vs. 1 saat sürmez. Eee sonra, git eve üstünü değiştir, yıkan. Aynı işi her hafta yarım saat yapmayı sevmiyorum. Altı ayda bir tüm günümü almasını bin kat daha iyi. Üstüm bir kere kirleniyor.
  • Gübreyle değil kompostla muhattap oluyorsun :) Bu benim en sevdiğim özelliği. Malzeme ekledikçe alttaki katmanlar kompostlaşmaya başlıyor. Elle tutabileceğiniz, kötü kokmayan (orman toprağı kokan) bir malzeme. Bunu küremesi, taşıması gübreye kıyasla daha çekilir diyelim :) Koku yok, hafif bir sıcaklık var, küreğe yapışmıyor..
  • İçerinin sıcaklığını düzenliyor, soğuksa arttırıyor. Kompostlaşma süreceinde ortama ısı verilir. Kalın altlık yönteminde de alt katmanlar zamanla ısı vermeye başlıyor. İdeal oranlarda yeşil ve kahverengi malzemeleri karıştırmadığımız için kümesin zeminin 70 küsür derecelere ulaşmasını beklemeyin. Kahverengiler kalın altlık yönteminde ağır bastığı için ulaşabileceği en yüksek sıcaklıklar 30-35 derece. Böyle alttan güzel bir sıcaklık geliyor. Kalın altlık yöntemini kullananların kümesi sonbaharda temizlemek yerine ilkbaharda temizlemelerinin başlıca nedeni bu. Soğuk bölgelerde yılda bir temizleniyor. Alttan gelen sıcaklık sıkıntı yaratmasın diye yazın talaşı daha kalın seriyorlar. Hem tepkime azalıyor hem de karbon katmanı ısı yalıtımı sağlıyor.
  • Hayvan ölümlerini azaltıyor. Bunun nasıl olduğu tam anlaşılmış değil, ancak katmanları serdikçe hayvan ölümü azalıyor. Buna yararlı bakterilerin sebep olduğu söylenir. Katman sayısı arttıkça kümeste tavuk/civciv ölümü hastalık görülme ihtimali azalıyor. Richard Perkins civcivleri büyüttüğü "ana kucağında" en yüksek civciv ölümünün talaş inceyse olduğunu tespit etmiş. Sırf bu yüzden ana kucağını kışın temizlemiyor, ilkbahar geldiğinde eski altlığı hafif sulayıp üstüne yeni talaş seriyor. Denedim, dediği doğru. Ana kucağını temizlemedim bu sene ve dediği gibi civciv ölümleri azaldı. Pek fotoğraf çekilecek bir görüntü yoktu - yalan yok- ancak civciv ölümünün azalması daha önemli.
  • Hayvan ölümlerinin dışında mantar ve bakterilerden kaynaklanan hastalıklar da azalıyor. Tabii burada tavukların bastığı son katmanı kuru tutmak önemli. Bit pire derdi olmasın diye son katmana diatom serpebilirsiniz. 

Püf noktaları:

  • İlk katmanı az biraz kalın serin (15 cm kadar), tavuklar üzerinde biraz daha uzun süre dursun. Şöyle 2-3 hafta kadar. Sonra abartmadan sulayıp üzerine karbonca zengin malzeme serin. İdeal malzeme kaba talaş. Daha az ideal malzeme saman ve kuru güz yaprakları. En az idea malzeme ince talaş. Hatta ideal değil o, mümkünse kullanmayın.
  • Haftada bir ya da iki haftada bir karbonca zengin yeni bir katman serebilirsiniz, 5-10 cm kalınlıkta. Peki en ideali bu mu? Değil. İstagramda paylaşmalık bir görüntü elde etmek istiyorsanız sık sık ince katman serin. Haftada iki kere mesela. Bir çuval talaş kenarda dursun, haftanın belli günleri üste serin. Hatta ortaya yığın, tavuklar sizin için yayar.
  • Her 3. katmana geldiğinizde kalın altlığı sulayın. Sonra üzerine kuru talaş serin. Sulama işi abartırsanız alt katmanlar havasız kalır, kokar. Nemlendirecek kadar.
  • Bir kürek derinliğine geldiğinizde (30 cm kadar) dirgenle alt katmanları havalandırmakta fayda var. Şart değil, püf noktası. Alt üst etmenize gerek yok. Dirgeni sokup, dirgeni az biraz kendinize doğru çekin. Yeterli. Dirgeni yamultmaya hiç gerek yok :)
  • Her kuru katman serdiğinizde talaşa diatom atabilirsiniz. Bit, pire vb ile mücadelede fayda edecektir. O kadar karbon serince deli bit olur gibi gelir ama olmuyor esasında. Emin olmak için..
  • Buradan çıkan malzemeden kompost elde edeceğiniz için katmanları seriyorken kompostu düşünerek de malzeme ekleyebilrisiniz. Mesela bir katman deniz yosunu. Deniz yosunu yeşil malzeme olduğu için bir gün sonra talaş ya da saman sermeyi ihmal etmeyin. Midye kabuğu, kum, az biraz bahçe toprağı, vermikülit, perlit (bu son ikisi mikroyeşilliklerden) gibi. Biyokömür nem tutar, ona dikkat. Bence mutlaka ekleyin ancak nem tuttuğu için kalın sermeyin, hayvanların ayaklarında hastalığa neden oluyor.
  • Yukarıda yazmıştık, kümesi ısıtması için katmanları ince tutun. Yazın daha kalın serin. 

Farklı hangi fikirler var? 

  • İlki katmanlara biyokömür eklemek. En alt katman belki 6 ay belki de 1 yıl hiç hava almayacak. İster istemez de üst katmanlardaki sıvı bu en alt katmanda birikecek. İlk katmana biyokömür eklerseniz hem suyu emer hem de fazla azotu tutar, kokuyu engeller. Bu ilk katmanı bir çeşit çocuk beziymiş gibi düşünün. 
  • Altığı karıştırmak tabii ki kompostlaştırma sürecini hızlandırıyor. Ancak bu kadar çok malzemeyi karıştırmak her babayiğidin harcı değil :) Hele hele ağıl, ahır gibi geniş alanlarda. Joel Salatin -ahırda- saman katmanlarına mısır atıyor. Çuvallarca hem de. Onun ahırında kalın altlığın 1,5 hatta 2 m yüksekliğe ulaşması gayet normal. İlkbaharda sığırları dışarı alınca ahıra domuzları salıyor. Domuzlar mısıra ulaşmak için bütün altlığı alt üst ediyor. Bu şekilde hem domuz yetiştirmiş hem de kompostu havalandırmış oluyor. Bizim domuzlarla pek aramız yok malum. Buğday serpeliyorum bazen. Altlığı kümesin bahçesine aldığımda tepe gibi yığıyorum. Tavuklar içindeki buğdaya erişmek için bu tepeyi param parça ediyor. Aynı mantık, benzer yöntem :)
  • Yazının bu kısmına kadar defalarca ifade ettim ama kalın altlığın en büyük avantajı zahmetsiz kompost elde etmek. Romantik siyah altın hikayeleri değil demek istediğim. Konu hep para. Hikayelerde hesabını paylaşmıştım bir süre önce. Artan yem fiyatlarıyla makul bir fiyata yumurta üretmek mümkün değil. Ya yumurta fiyatlarını arttıracaksınız ya da bu işi bırakacaksınız... Ya da kompost üretip pazarlamaya başlayacaksınız. Ürettiğim 15 m3 kompostun değerini hesaba kattığımda bizim kümesteki yumurtalar bedava geliyor. Bu yöntemleri (kalın altlık ve kümeste kompost üretimi) uygulamadan önce yılda 5 m3 gübre satın alıyordum. Şu an ürettiğim kompostu ihmal edip sadece eskiden satın aldığım gübreden ettiğim tasarufu dikkate alırsanız yumurtanın tanesi takriben 0,45 liraya geliyor (bu da kümesin yarısı horoz, kalan tavukların yarısı da yumurtlamıyorken olan durum). Yem fiyatlarından şikayetçiyseniz bence ya kompost üretin ya da tavuk traktörü gibi alternatif yöntemlere geçin. Tavuk traktörü vereceğiniz yem miktarını azaltmaz ancak işletme giderlerini azaltır.
  • Tavuk traktörünü biliyoruz, her gün ya da gün aşırı hareket ettirilen bir çeşit kafes. Kafes ama tavuklar doğal davranışlarını sergileyebiliyor. Peki ya hareket ettirmezsek, kalın altlık yöntemini tavuk traktörüne uygularsak? Bu kış ve ilkbahar tavukları hareket ettiremedim ve böyle bir uygulama yapmam gerekti. İsim olarak artık hareket etmediği için bu sisteme traktör diyemeyiz. Kompost kümesi dedim ya da yükselen kompost. Şehirde dar alanlarda gayet güzel oluyor. Traktörü sonunda hareket ettirdiğinizde ya kompostun içine direkt balkabağı ve mısır gibi aç bitkileri ekiyorsunuz ya da malzemeyi yataklara malç/kompost olarak seriyorsunuz. Bizim standart tavuklar biraz büyük kaçtı bu işlem için, bantamlarla deniyorum. Denemeleri hikayelerde görürseniz şaşırmayın.

Kalın altlığın dertleri:

  • Kümes, yatak buna göre tasarlanmış değilse biraz sıkıntılı.Sonuç oalrak 1 mye kadar (hatta ahırlarda 2 mye kadar) malzeme yığılacak. Altlık daha kalınlaşmadan, yani girişler kapanmadan, üç ayda bir kümesi temizleyerek mevcut yapılarda durumu kotarabilirsiniz. Ancak bu sistemi esas alacak bir kümes, ahır ya da ağıl tasarlayacaksanız malzemeyi içinde tutacak, giriş-çıkış ve pencerelere malzeme kaymasını engelleyecek bir seti mutlaka (beton duvar, ahşap vb.) tasarımda düşünün.
  • Malzemeye ihtiyaç var. Hem de çok. Kompost yapıyor gibi düşünün, nasıl kompost kurmak için bol keseden malzemeye ihtiyaç var, altlık için de aynısı geçerli.
  • Yeni katmana malzeme ekliyorken zamanlama önemli. Geç kalırsanız gübre eziliyor, yüzeyi kabuk kaplıyor. Bunun olmasını istemezsiniz.
  • Sulama önemli. Kompostu nasıl suluyorsak altığı da öyle suluyoruz. Biraz kuru tarafta kalmakta yarar var. Ancak en önemli şey kümese, ağıla ya da ahıra yağmur/su girmemeli. Katmanlar çok ıslanırsa hava alamaz, yani oksijen alamaz. Anaerobik olur. Kokar ve yararlı bakterilerle değil kötü bakterilerle uğraşırız. Kayvanların ayaklarında mantar, ya da solunumla geçen hastalıklar olur.
  • Tavuklar aklına eserse kümesin orta yerine yumurtluyor. Bakıyor, oh mis, yumuşacık. Talaş da serili. Hazır gelmişken şuracığa yumurtlayayım diyor.  Sahte yumurta almalı, folluklara koymalı. 
  • Yöntem böyle ancak öğrenmek vakit alıyor. Ne kadar su koyacaksın, ne zaman yeni kat sereceksin? Bunlar hep tecrübe. Emin değilseniz samanı, talaşı ince serip nem ve kokuyla uğraşmak yerine kalın serin, süreç daha yavaş olsun. Eliniz alıştıkça hızlandırırsınız.
  • Ördek gibi su seven canlılarda bu yöntemi uygulayamazsınız.
  • Ortaya çıkan azot bileşenleri kalın altığa hapsoluyor. Bu iyi bir şey, kompostaki gibi. Bereket kaçıp gitmiyor. Ancak sistem bir yerden su alırsa, havasız kalırsa ya da başka bir nedenden ötürü çalışmazsa hapis olan azot bileşenleri açığa çıkar ve kümesi boğar. Bu anca ya çok talihsiz ya da bile bile yanlış uygulama yapanın başına gelir. Zor ama imkansız değil. Gerçi kurduğum kompostlardan biri alev almıştı, di mi :) Uyarıdır. Kümes su altında kalırsa acelesinden malzemeyi yenileyin.

Son iki şey. 

İlki bu yöntem yani kalın altlık yöntemi çığır açan yep yeni bir yöntem değil. Asırlardır yapılan şey. Kimse yeni bir şey icat ettik demiyor. Bir isim verildi, çerçevesi- nedir ne değildiri tarif edildi. İkinci şey de laktoserum, kompost aktivatörü, bokaşi gibi ürünleri kullanmanıza hiç gerek yok. İlla bir şey olmalı, eklemeliyim diyorsanız kümesin orta yerine işeyin*  :)

*İşeyin lafı hem espiri hem de gerçek. Espirisi.. komik çünkü, tarlada balkabaklarını tek tek dolaşıp işeyen biri vardı permieste. Çok gülmüştük sonra işe yarayınca hepimiz bir tur bahçeleri döndük. Çünkü gerçekten öyle! Bir yere bakteri aşılamak istiyorsanız, kompost, altlık ve biyokömürü aktive etmek istiyorsanız en ucuz, en kolay ve en doğru yöntem işemek. Olayı karmaşıklaştırmaya gerek yok. Mesleğiniz mikrobiyog, çevre mühendisi ya da benzeri değilse..

**Altlık kalınlaştıkça en alt kısım bir süre sonra fermente oluyor. Yerinde bokaşi gibi. Ön-kompostlaşma. Wow'luk da bir hadise değil, napcaz şimdilik de :) (buradaki fermantasyon önkompostlaşma görevi görüyor. o yüzden süreci komposta benzettim bokaşiye değil - bokaşi gıda atıklarından (çöpten) yapılan turşu, çöp turşusu, yemelik değil)

*** 2.,3. ve 4. resimler internetten aşırma.

14 Aralık 2021 Salı

çalakalem: gerilla bahçeciliği

 Geçenlerde bu senenin 3. mısır hasatını yaptım. Üçüncü derken, üçüncü kez mısır topluyorum demiyorum aynı cinsi önceki hasattan aldığım tohumla ardı ardına 3 kere ektim, onu diyorum. Ek, yetiştir, topla, kurut, tohum al, başa dön :) Yoksa ohhooo, bu sene o kadar çok mısır ektim ki sayfayı takip edenler bıktıysa şaşırmam. Sayfaya koymadıklarım var bir de.

Son paylaşımda mısırı alışılagelmiş şekilde değil, gerilla bahçeciliğiyle ektim dediydim. Ola ki gerilla bahçeciliğini merak edenler olur diye de vikipedi'ye link verdim. Tembelliğime geldi, kolaya kaçayım dedim. Cık. Olmadı. Hadi bir çalakalem.

Gerilla bahçeciliği size ait olmayan bir toprakta/alanda izin almadan bir şeyler yetiştirmek anlamına geliyor. İzinsiz. Aykırı bahçecilik yöntemlerinden biri (Aykırıdan kasıt, mesela İstanbul Reşitpaşa'da keçilerini yol kenarındaki otları besleten br teyze vardı. Onun yaptığı aykırı hayvancılık). Politik olduğu da söyleniyor. Demokrasinin, eşitliğin temsili, kapitalist düzende bir vicdan haykırışı, otoriteye karşı asil bir duruş olduğunu iddia edenler de var...

Şey.

Iııııı. Yaanii. Okul, hastane bahçesine biber eken güvenlik görevlilerinin ne kadar politik düşüncelerle fideleri ektiği tartışılır. Bence boş vakitlerini değerlendiriyorlar. Eve bir poşet biber götürünce muhabbet oluyor. 

O yüzden politiktir demek abartılı geliyor bana. Bizde - Türkiye'de-  gerilla bahçeciliği bir akım değil, bir yöntem. Sebze, çiçek vb yetiştirmek, etrafımızı güzelleştirmek, enerji atmak için yaptıklarımızdan. Gerilla bahçeciliği adını New Yorktaki Yeşil Gerillalar grubundan alıyor almasına da bizim o grupla pek bir alakamız yok. Bizdeki gerilla bahçeciliğini ısrarla politik yorumlamak isterseniz, bence, NY'a değil 1700'lerin Britanyasına, 3. George'a, allotment kavramının çıkışına ve gecekondulaşmaya bakmak gerekli. Hatta ve hatta ata tohum merakına - ata tohum hareketine bakmak iyi bir başlangıç olabilir sanki. Politik kısmı en sona sakladım. Gördüğüm kadarıyla uygulamada iki çeşit gerilla bahçeciliği var. Biri olayın gerilla kısmını vurgulayan. Gizli saklı. Ketum bahçecilik diyorum ben ona. Diğeri de bahçecilik kısmınını vurgulayan, bendeki adı dikkafalı bahçecilik. İnsanın gözüne sokan. Alakasız yere bahçe kuran, millet bahçesinin ortasına patlıcan eken çeşidi (olmaz mı, var öyle biri... Okuyorsa sözüm ona: Bir gün başımızı belaya sokacaksın, başka yere ek şunları! Kimse anlamıyor protestonu :)

Benim yaptığımın adı ketum bahçecilik. Boş ya da kullanılmayan bir arazi buluyorsunuz ve kimseye çaktırmadan dilediğiniz bitkiyi oraya ekiyorsunuz. Sonra hasat ediyorsunuz :) Kesinlikle bakım yapma, bahçe kurma amacınız yok. Belki sadece orta kısımdan böğürtlen gibi bitkileri temizleyebilirsiniz, ancak kenarlar kalsın. Çok gerek yoksa araziyi yenilemek, çapalamak, gübre atmak da.  Tohumu ya doğrudan tohum serpiyorsunuz ya da kil topuyla. Fideyse fide ekeceğiniz yeri şöyle bir üstten çapalayıp hızlıca fideleri ekip araziden çıkıyorsunuz. Dışarıdan bakanlar "aaa burada balkabağı mı yetişiyor, kuşlar ekti herhalde" demesi lazım :)  Kil topunun ne olduğunu, nasıl yapıldığını bu blogda da instagramda da paylaşmıştım. Uzun uzun yazmacağım, hızlısından birkaç not:

  • Öncelikle bahçekondu (gerilla bahçeciliğinin yapıldığı yer) dikeceğiniz yeri iyice bilmek gerek. Hayvanlar giriyor mu? İdeal değil ama çaresi var. Her hayvanın sevmediği bitki illa vardır. Onların tohumlarından da katın kil toplarına. Memeliler pek sevmez dikenli bitkileri. Kediler kokularda hassas. Toprağı iyi mi, su tutuyor mu? Bunun da çaresi var. Kil topu yaparken içine gübre atabilirsiniz. Açıklamıştım. Su tutma işi biraz daha alengirli. Yer örten ama yavaş gelişen bitkilerin (malç) tohumlarından katın. Atık, çöp ya da herhangi zararlı bir şey var mı toprakta? Varsa uzak durun derim. Şaka değil, çöp varsa ya da otoyol/sanayi bölgesi yakınındaysa pas geçin.
  • Amacınız ne? Domatesler, biberler yetiştirmek istiyorsanız -yalan olmasın- işiniz biraz zor, çünkü bu işin espirisi herkesin (hayvan olur insan olur) balıklama atlamayacağı cinsleri ekmek. Bizim millet sever öyle dalından meyve koparmayı, göz hakkı diye karpuz tarlasını kaldırmayı. Kendinize ekiyorsanız göze çarpmayan bitkileri ya da hasat tarihini kestirmesi zor türleri tercih ederseniz iyi olur. Mesela turp, şalgam, yer elması gibi toprak altında yetişen bitkiler. Siyah domates, siyah/mor biber, değişik balkabakları, aşırı acı biber çeşitleri ya da domates görünümlü patlıcan. Dikenli bitkiler, arsız bitkiler. Arsızlara örnek tatlı patates.
  • Tavuklar için yemlik bitkilerden kil topu yapabilirsiniz, sonra gider hasat edersiniz. Buğday, darı, balkabağı, mısır. Gene göze çarpmayan, albenisi az çeşitleri ekmeye özen gösterin. Çilek mısırı, uzunçeroki mısırı mesela. Çelimsiz şeyler. Kimse onlar için bahçeyi alt üst etmez.
  • Yaban hayatı desteklemek için de gerilla bahçeciliği de yapılır. Tohum topuna darı, yonca, buğday ve çeşitli çiçek tohumlarından (akşam sefası gibi) katın. Kaplumbağalar için marul, yeşillikler, ötücü kuşlar için, deve dikeni ve diğer dikenler, yararlı böcekler için maydanoz ve sığ çiçekleri olan bitkiler, kelebekler için turp. Kendi karışımlarınızı yapın. Denemekten yanılmaktan korkmayın. Elinizde fazla sebze tohumu varsa, katın gayri. Yonca tohumu varsa ondan da katın. Arılar için karışımlar hazırlayabilirsiniz. Her bölgede arıların tercihi farklı, o yüzden karışım vermiyorum.
  • Benim en sevdiğim gerilla bahçeciliği yabani bitkileri, sebzeleri yetiştirmek. Daha doğrusu kendi başının çaresine bakanları. Sulak bir yer mi gördüm söğüt dolu sokuşturuyorum. Bir sene sonra gelip fidelerimi alıyorum. Ya da nane. Hemen sarıyor. Kim evde bayır turbu yetiştirir ki? Dikin bir yerlere, kendi yayılır zaten. Yol kenarlarında karakafes otuna denk gelirseniz bilin ki kirpi pek uzaklarda değil :) Arada bir orakla gidip hasat ediyorum, yaprakları bir bidona basıyorum. Sonra kendi bahçemde gübre olarak kullanıyorum. Bir iki kere çok yanlış bitkileri ekmişliğim vardır, siz siz olun kolay yetişiyor diye istilacı bitkilerden ekmeyin. 
  • Sapan gerilla bahçeciliğinin olmazsa olmazı. Kil topunu serpmek, dağıtmak için biçilmiş kaftan. de.. yasadışı. Yanınızda sapan taşımayın benden söylemesi. Odun yatağı yaparken yırtarsınız, sapanda yırtamazsınız.

Bahçecilik vurgulu kısmı da şöyle. Diyelim ki kimsenin kullanmadığı boş bir arazi var. Kimse ekmiyor etmiyor. Belediyeye ait olur, tren yolunun kenarı olur, kavşakların ortasındaki yeşil alanlar olur, mezarlığa/okula vb. ayrılan ama daha dahil edilmemiş alanlar olur. Karşı binadaki cadalozun arazisi olur. Oraya kimseden izin alamayıp bahçe kurarsanız -yolları, sebze yatakları olan- bu işte dikkafalı gerilla bahçeciliği. Arazi sahibinden izin almamak esas. Sanki arazi sizinmiş gibi. Tabii etrafını tel ile çevirmek bir risk, arazi sahibi gelip "hayırdır kardeşim" diyebilir. Olayın esası arazi sanki sizinmiş gibi bahçe kuruyorsunuz. İşte burada bizdekiyle yurdışında olanlar arasında fark var. Bizde olanı az buçuk herkes bilir herhalde. Biri gider ahşap, çöp vs bir çit kurar. Sonra bahçeyi ekmeye başlar. Genelde karalahana ekilir :) etrafı aşırı bakımsız bırakılır. Çöp vs birikir. Sonra tavuk beslemeye başlanır. O tavuklar yola çıkar, yolda bulduklarıyla beslenir. Olay tavuğa geldiyse artık geri dönüşü yok! En uyduruğundan tavuklara kümes yapılır, kümes barakaya dönüşür. Barakaya baca konur. Hop! Birkaç sene geçmeden 10 kök karalahana olur bahçeli gecekondu. Belediye bir yandan yıkmak ister bir yandan su, elektrik, gaz bağlar. Her seçimden önce 3-4 ay inşaat dönemidir. Gecekondulaşma.

Gerilla diyorduk. Bahçe diyorduk... Kimseyi inandıramazsınız. Bizde bahçe araç, yurtdışında ise amaç. Orada bahçe ev yapmak için bir araç değil. 

İşte bu yüzden alalen, öyle göz önünde bahçe kurmaya kalkarsak pek hoş görülmüyor. Ne işi var, kesin ev dikecek oraya diye hemen ihbar ediliyor. Zaten biraz zor kurarsınız. İşin bir de insan kısmı var. Tapulu arazide sebze yetiştirmek için elli tane lüzumsuz tiple uğraşıyorum. İzinsiz tellerden bahçeye atlayanı. Zevk için domates çalanı var, fideleri kıranı. Göz hakkı diye ağacı indireni. Şehirde sebze yetiştirmek zor demiş miydim? Tapulu araziye bunları yapan, sahipsiz bahçeye neler yapmaz. Neyse carolina reaper ektiğimden beri fazla musallat olmuyorlar. Yaktım, hem de nasl yaktım :)

Peki yurt dışında niye amaçları ev yapmak değil de bahçe kurmak? Ekonomi. Bugünlerde olduğu gibi ekonomi zora gittiğinde tasarruf etmek için bahçe kuruyorlar. Kimi devleter bunu düzene sokmuş hatta teşvik etmiş. Mesela İngiltere. Allotmentlar ayrılmış, isteyene kendi sebzesini yetiştirmesi için kabaca 250 m2 alan verilmiş. Sıkı kuralları var ama kirası yok denecek akdar az. Gelir grubu az olanlar kendi sebzesini kendine tahsis edilen arazide yetiştiriyor. Zaten allotment tahsis edilen yer demek. Böyle bir sistemin olmadığı yerlerde insanlar başkalarının arazilerinde, boş arazilerde sebze yetiştirmeye başlamış. Peki niye bazı devletler böyle bir yöntemi teşvik etmiş? İlk neden: sanayileşmenin ilk dönemlerinde işçiler isyan etmesin diye. Günde 14 saat çalışan insanların da yemek yemesi için. İkincisi fiyat istikrarı. Fiyatları dengeli tutmak için en temel yöntemlerden biridir tüketicinin ürünlerin bir kısmını kendi ürettiği sistemler. Patlıcan biber fiyatı uçup gittiği bugünlerde, seneye bahçeye patlıcan biber ekmeyecek misiniz? Üçüncüsü savaş/kıtlık durumu. Savaşlarda herkesin kendi yiyeceğini üretiyor olması esas - merak edenler vikipediden victory garden (zafer bahçesi) konusuna bakabilir. Dördüncüsü de yine ekonomi. Bu tür bahçeler pazar oluşturuyor, tüketimi çeşitlendiriyor. Yeni aletler, yardımcılar. Mezarlıklarda bile mezarlara bakan var. Bu bahçelerde ise yük taşıyan, bakım yapan, ürettiklerini satanlar...

Bizden örnek verelim. Son birkaç yılda sebze fiyatları akılalmaz şekilde yükseliyor ya ülkemizde, neler yapılıyor? Fiyat baskısı kurulmaya çalışıyorlar, denetimler yapıyorlar. Bir yandan tarım kredi kooperatifleriyle piyasaya daha ucuz ürün sürmeye çalışıyorlar, enflasyon karşısında ezilmeyelim diye. Bir yandan da dev bahçesi gibi çimenlik alanlar yapılıyor. Eleştirilecek onlarca nokta görsem de nedenleri de var muhakkak. Haklıdır haksızdır, konumuz değil girmeyelim. Başka bir yaklaşım da dev gibi çimenlik alanları yapmak yerine, ihtiyaç sahiplerine bu arazileri - 100 -150 m2 olacak şekilde - kiralamak. Peki bu araziler nasıl denetlenecek? Rüşvetçiler mi? Gene konumuz değil girmeyelim. Bir başka yöntem de ihtiyaç sahiplerinin otoriteyi yoksayıp gidip boş alanları kazıp kendi sebzesini ekmesi. Buna da girmeyelim. Bizde olay buralarda politikleşiyor işte. Bu blogu olabildiğince kahverengi tutmaya çalışıyorum, ondan mor kısımları pas geçtim. Konunun nereye gittiğini tahmin etmişsinizdir.

 Uzun lafın kısası, etrafınızda boş kullanılmayan bir alan varsa güzelleştirin. Tohum saçmak için arazinin sizin olması şart değil. İster çiçek ekin, ister sebze, isterseniz de yaban hayatı destekleyin. Devedikeni tohummu saçın :) Belki bahçeniz vardır belki tarlanız, kendinizi alanınızla kısıtlamayın. Kkullanılmayan arazilerden gerilla bahçeciliğiyle faydalanabilirsiniz. Vee en önemlisi yanınızda sapan taşımayın.

Gerilla bahçeciliğinin çalakalem yazısı budur. Burada bitmiştir.