tavuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2025 Pazar

mevzu: tavuk yemi üzerine

Geçen tavukların yemi bitti. Yemi kendim kardığım için iş başa düştü, fes de başıma. Malzemeler stoklu, sıkıntı yok. Buğdayı, mısırı, mercimeği, keteni ve diğer hepsi var. Derken…

……

……………

………………….Ulaaaa! Neydi oranlar??

Öyle kala kaldım. Buğdaya ne kadar yonca katıyordum, mercimeğin oranı neydi? Katil -küçük enişteyi öldüren horoz- bana bakıyor, ben ona. Unuttum, iyi mi…

Eve geldim notları karıştırmaya. Daha geçenlerde masamın üstünde olan notlar ortada yok. Rafa kaldırdım herhalde. Notları geçen sene hazırlamıştım, 2023’de. 2024 miyiz, 25’de miyiz? N’oluyor bana yahu.

Haliyle hayatımda ilk kez bir şey unutmuyorum. Bu konuyu unuttuğuma şaşırdım ama. Yıllardır çalıştığım konu. Bir anda puf! Sıfır. Bomboş.

İyi ki notlar var. Yazmışım, karalamışım kenara. O halde gelsin mevzu yazısı.

.

Önce işin hikayesi. Tavuk alalım dedim. Yumurtası filan olur, ortama neşe katar, çocuklar sever. Yumurtası olur, her gün taze taze yumurta alırız sabahları. İnternete baktım, Ataks’lar 250-270 yumurta veriyor, Lohman’lar 300-320. Kümesi inşa ettim, tavukları buldum getirdim. Koyduk kümese, önlerine en kalitelisinden yem. Her gün taze su. Dramı bitmedi bir türlü. Birkaç sezon sonra bu tavuklardan hayır gelmeyeceğini anlayınca kendi cinsimi geliştirmeye karar verdim: Kirpi’nin permakültür tavuğu. Hani şu renkli yumurtalar veren, sağlam dayanıklı çeşit.

Bir yandan da yem konusunu çalıştım. Farklı yem karışımlarını denedim, farklı farklı formüller uyguladım. Yumurtanın tadını, sarısının rengini neler değiştiriyor, oranları ne olmalı. Hepsi. İki formül çıktı ortaya. Biri “tam bütün yem”, diğeri “gündelik yem”. Tam bütün yem ticari sır, bir tek benim değil bu işi yapanların -kişiden kişiye farklılık olsa da- sırrı. Diğeri bu yazıda.

Sonuçları paylaşmadan önce uyarı gelsin. Siz de bu deneleri yapacaksanız tavukları en az 6 ay yem karışımını değiştirmeden beslemeniz gerektiğini unutmayın. Yemi değiştirip 1 ay sonra “bak buğday iyi geldi” ya da “bu mısır yumurtanın rengini değiştirmiyormuş” demeyin. Tavuğun yeme alışması zaten alıyor 1-1,5 ay. Değerlerinin değişmesi de 4 aydan sonra ortaya çıkıyor. Mesela yalnız buğdayla beslerseniz besin noksanlıkları 3. Aydan sonra ortaya çıkmaya başlar – tavuğun ilk durumuna bağlı olarak. Sonra Nasrettin Hocalık durumlar olmasın – eşek tam da açlığı alışıyorken ölmeyiversin.

.

Sade buğday, arpa ya da yulaf köyde oluyor da bizde neden olmuyor?

Köyde elek altında ne kaldıysa veya ne satılmadıysa hayvanlar onunla besleniyor. Buradaki amaç yumurta üretimi ya da yetiştiriciliği değil. Zaten hayvanlar yazın düzenli olarak üredikleri için mantık “kalan sağlar bizimdir”. Her yıl kümes ahalisinin muhtemelen yarısı değişiyor. Hayat varsa (civciv), ölüm de var (muhtemelen çorba). Burada usul böyle. Hayvanlar serbest ama. Buğday ya da arpa günlük ihtiyaçlarının dörtte üçünü karşılıyor. Besin (mineral, vitamin ve diğer protein) ihtiyaçlarının ise taş çatlasa onda birini karşılamaz. Hayvanlar bunu sokaktan temin ediyor. Taş yiyor, böcek yiyor. Köpek, inek -artık ne varsa- dışkısını eşeliyor, yiyor. Çöpleri karıştırıyor. Bir şekilde günü kurtarıyor. Köydeki hayvanı en sağlıklı hayvan sanmayın. Orası hayatta kalma bölgesi. Yılda 100 yumurta anca. Muhtemelen 80. Daha fazla verene “iyi yumurtladı” derler.

Tavukları kapalı tuttuğunuz anda (illa kafes olmak zorunda değil, serbest olamasınlar yeterli) gerekli besinleri alamadığı için eksiklikler bir bir başlar. Sağlıkları azalır, yumurta verimi düşer, tüylerinin parlaklığı gider. Bir ay geçmeden başlar bu belirtiler. Üçüncü aya gelmeden ölümler başlar, en zayıflar elenir. Dördüncü aydan sonra kalıcı etkiler ortaya çıkar. Yeni yumurtlamaya başlamış tavuklar (1 yaş) bu duruma daha dirençli. Halihazırda yumurtlayan ya da civciv çıkaran tavuklar daha çabuk güçten düşer çünkü zaten yumurtlayarak kemiklerinde ve yağda depoladıkları kaynaklar azaltıyorlar. Tavukları tekrar tam yem ile beslemeye başlasanız bile tam anlamıyla toparlamaları 6 ay bulabilir. Bu tür açlık yaşayan tavuklar tekrar iyi besleneniz bile aniden hastalanırlarsa şaşırmayın. Bazen tam toparlayamıyor.

Peki buradan çıkacak ders ne? Hayvanların hareketini kısıtlıyorsanız yalnızca buğday/ara ya da yulaf ile beslemeyin. En azından ağırlıkça %2 mercimek ekleyin (olması gereken %5). Yüz kilo buğdaya iki kilo mercimek yani, öyle çok bir masraf etmez. Mercimeği suda şişirmeden vermeyin, bir gece suda beklesin. Hatta buğdayı da suda şişirin ki yem tüketiminiz azalsın – baya fark ediyor. Evden mutfak atıkları, manavdan pazardan sebze atıklarını da verebilirsiniz. Biraz kum, ince taş da verin. Ama sakın yalnızca buğdayla beslemeyin.

Bu hesap kendini doğruluyor, sağlaması var. Tavuklar yemdeki protein oranı düşerse daha çok yem tüketmeye başlıyor. İdeal oran %19-20 arasında. Gerçek sayılar için Ali Fuat Hoca’nın kitabına bakmanız gerekir ancak bir örnek vermek gerekirse %20 protein oranına sahip bir yemden 150 gr vermeniz gerekiyorsa, %14 protein oranına sahip yem ile tavuğu doyurmak için 200-210 gr yeme ihtiyacınız var. Paradan kısayım, sadece buğdayla besleyeyim derken tükettiğiniz buğday üçte bir oranında arttı. Kirpinin tavsiyesi yeme mercimek ekleyin, geceden suda bekletin şişsin. Mercimek masrafınızı arttırmayacak, bilakis azaltacak. İşin doğrusu için en aşağıda verdiğim formüle geçin.

Gelelim işin çirkin tarafına. Piyasadaki markaların çoğu (yalnızca tavuk değil, köpek mamasında da aynı durum geçerli) yemdeki protein oranını bir tık düşük tutuyor. Sizde tavsiye edilen yem miktarını kullanınca hayvanlar zırt pırt hastalanıyor, veteriner peşinden koşuyorsunuz. Bu arada daha fazla mama tüketiyorsunuz. Hayvanları proteinle takviye edin. Köpeklere haftada bir 2 haşlanmış yumurta, ayda bir, bir kutu ton balığı verin mesela. Bu da en az. Avcı tavsiyesidir (acı değil avcı, ava giden kimsenin verdiği tavsiye). Tavuklar için de durum aynı, hazır yem ile besliyorsanız hem tükettiğiniz yemi azaltmak için hem de hayvanların sağlığı için proteinle takviye edin. Mercimek olabilir, ancak hayvansal proteinler daha önemli. Yem hazırlanırken hayvansal proteinler daha pahalı olduğu için ilk onlar gümbürtüye gidiyor, formülden ilk onları çıkarıyorlar. Hayvansal atıklar neler olabilir? Mesela kasap atıkları (tercihen haşlanmış), siyah asker sineği larvası gibi. Kemik suyu, et suyu, yoğurt gibi ürünler de olabilir (tanıdık restoran varsa bilhassa, tonla protein atıyorlar çöpe).

Önemli nokta. Proteinlerden birinin eksik olması, daha doğrusu hep eksik olması - amino asit eksikliği- hayvanın ömrünü kısaltır, direncini düşürür. İlk döngüden sonra toparlanmasını geciktirir filan falan. Yani mercimek takviyeli buğday ile tavuk besliyorsanız muhtemelen 3 yaşına gelmeden öleceğini – belki 4- , arada bir hastalanacağını unutmayın, duygusal bağ kurmayın, isim vermeyin. Bu uyarı saçma gelmiş olabilir, kusura kalmayın. Aksini çok gördüm. Ondan.

.

Hazır yem alsak da hangisini alsak?

Tabii ki ilk denemelere hazır yemlerle başladım. 2016-2019 yılları arasında piyasadaki yemlerden ulaşabildiklerimin hepsini denedim. İlerleyen yıllarda da şehir dışındaysam ya da hastaysam yem karamadım, aşağıdakilerden devam ettim.

Hayvan yeminde GDO kısıtlamaları yok. Ondan satın alacağınız isimsiz yemlerde (etiket zorunluluğu var da etiketi böyle çuvalın kenarına ayıp olmasın diye dikilen) ithal edilen GDO tahıl ve bakliyata denk gelirseniz şaşırmayın. Yemlere bu mahsullerin katılmasının nedeni fiyatı. ABD deliler gibi soya ve mısır üretiyor, fiyatı düşürüyor. Mısır neyse de yemciler yemdeki protein oranını ayarlamak için soyadan faydalanıyor. Hem soya tavuğun ihtiyacı olan proteinlerin tamamını (amino asitleri) sağlamadığı için hem de GDO yüzünden etiketleri okumadan sakın almayın. Diğer uyarılar yazının sonunda. Hazır yem denemeleri sonucunda şu iki ürün/marka ön plana çıktı. Reklam olsun diye yazmadım, herhangi bir ilişkim, iş birliğim yoktur. Arayıp bir kere konuşmuşluğum da yoktur (tamam belki kargom nerede diye aramış olabilirim).

14 tahıl karışımı:

Malatya’dan birinin hazırladığı 14’lü karışım vardı bir ara. Sonra bir ara ortadan kayboldular. Daha sonra marka mı oldular ne oldular inanın bilmiyorum. Son aldığımın içinde yumurta yemi de katılmıştı. Fiyat performans için en uygun yem bu üründü. Demiyorum ki tavuklar şaha kalktı, tüyleri parıl parıl oldu bir bakan bir daha baktı. Yok öyle bir şey. Ancak hem yumurta verimi hem sağlıkları için en iyi karışım buydu.

Gelelim eksikliklerine. Hayvansal proteinler eksik. Zannedersem yumurta yemiyle bu açığı kapamaya çalışmışlar. İyi de sormazlar mı madem pelet yem katacaktın neden 14 tahılı karıştırıyorsun. Valla bilmiyorum. Pelet yemin içinde GDO var mı, yok mu? Onu da bilmiyorum. Hazır yemde fiyat performansta adres burası ama.

Sadova Yem:

Tavuk yeminde bu işin en iyisi kim diyorsanız, Prunia’dır derim (he ya, onu da bulduk denedik). Türkiye’de hangisi diyorsanız Sadova derim. Fiyatı biraz tuzlu gelebilir, anca hem protein oranları hem de içindeki amino asit dağılımı vs en uygun yem bu markadan çıkıyor. Süs hayvanı yemi ideal oranlara biraz daha yakın. Civciv çıkartıyorken ilk aylarda Sadova’nın yemiyle besliyorum, bizim irmik yumurta karışımıyla takviye ediyorum. Tavsiyedir.

Sadova’yı şu noktalardan eleştiriyorum ben. Neden %100 bitkisel yem? Tavuklar vegan değil ki, hayvansal proteine ihtiyaçları var. Acaba mevzuattan (vardır kesin bir mevzuat) yırtmak için mi? Belli amino asitler yalnızca hayvanlarda var ve bu amino asitler tavuk yemi için elzem. İşin ilginci bu yem ile besleyince o amino asitlerin eksikliği hemen ortaya çıkmadı, demek ki içinde o amino asitler olmalı? Bilemedim. Acaba katkı maddesi gibi ilaveten mi koyuyorlar? Koymuyorlarsa nasıl yapıyorlar? İşin daha da ilginci süs yeminde bu durumun gözükmesi daha geç oluyor. Benim denemelerimdeki sonuçlar böyle çıktı en azından.

Bu markanın ürünleriyle besleyince en yüksek performansı aldım. Sağlık olarak, yumurta sayısı olarak vb. Bu yemin üzerine bir de siyah asker sineğiyle takviye edince hayvanlar uçtu. Evcil hayvan olarak tavuk besliyorsanız Sadova candır. Hayvanlarınızın 3-4 yaştan daha uzun yaşamasını istiyorsanız proteini biraz arttırın (çok da arttırmayın, horozlar fazla protein istemiyor).

.

Tam bütün yem eden önemli?

Öncelikle tam bütün yem nedir? Tavuğun günlük ihtiyacının tamamını sağlayan (yani tam), işlenmemiş, öğütülmemiş vs (yani bütün) yeme tam bütün yem diyorum. Hazır yemler ve sonrasında açlık deneylerinden (yalnızca buğday ya da arpayla beslemek) sonra geriye iki problem kalmıştı. İlki fiyat düşünmeden en lezzetli ve en besleyici yumurtayı elde etmek. Diğeri de maliyetleri dikkate almak oluyor haliyle.

O halde gelsin en besleyici yumurta. Temel fikir şuydu, işlenmemiş gıda ne kadar besleyiciyse o kadar lezzetli olmalı. Tavukların günlük vitamin ihtiyaçları belli, karbonhidrat, yağ ve protein oranları da. Kalsiyum ihtiyacı vs’si de belli. Hepsi kitaplarda var. Bunları tutturmak öyle aman aman bir iş değil. Problem amino asitlerde başlıyor. Proteinin yapı taşı olan amino asitlerin çeşitleri var ve her bir çeşitten belli miktarda alması gerekiyor tavuğun. Bu oranları bütün yemlerde, takviye kullanmadan ayarlamak zor. Temin etmesi de zor ve maliyetli.

İşlenmemiş yemde ısrar etmemin başlıca nedenleri şöyle:

  • Yem maliyetlerini düşürmek için diğer üretimlerden çıkan atıkları hayvanlara yediriyorlar. Mesela protein oranını tutturmak için mezbahadan toplanan kan ve kemiğin ununu, etlik piliç üretiminden çıkan tüy ununu yediriyorlar tavuklara. Ayçiçeği ya da başka yağlık tahılın sıkımından arda kalan küspeyle besliyorlar. İşlenmemiş bütün yemde ısrar ederseniz bu grup toptan devre dışı kalıyor.
  • Pelet yemde içeriğin hepsi karışıyor, tavuk hap gibi yutuyor. Lakin tavuklar da birey. Herkesin her günkü ihtiyacı aynı değil. Tavukların yemin içinden istediklerini seçme şansı olmalı. Yılda 300 gün yumurtlayan hayvan her gün yumurtluyor haliyle. Yılda 150 yumurta veren tavuk bazen 4 gün ardı ardına yumurtluyor (protein tüketimi artıyor) sonra bir hafta yatıyor (yonca tüketimi artar mesela).

Buna göre bir yem formülü çıkardım. Sonra işini ciddiye alan üreticilerin de benimkine yakın formülleri olduğunu gördüm. O yüzden ticari sır. Şöyle ilginç bir durum çıkıyor ortaya:

Tam bütün yem en kaliteli yumurtayı üretmek için ödeyeceğiniz en yüksek ve en düşük fiyatı belirliyor. En düşük, çünkü tavuğu havyarla besleyen bir çılgın illa çıkar. En yüksek, çünkü maliyeti düşürmek için içine küspe, balık/et/kemik/tüy unu katan illa olacaktır. Balık ununun da kalitesine göre fiyatı var. Yumurtanın kalitesini anlamak için bundan güzel parametre yok.

Şubat 2025 itibariyle tam bütün yem ile beslenen tavukların yumurta satış fiyatı -kar dahil- 23,40 tl. 21 olur, 25 olur ancak mertebe bu. Yani bu fiyatın altına yumurta alıyorsanız ya bir şeyler eksik ya katkı maddesi konuluyor ya işlemden geçmiş gıda ile besleniyor demek. Son ihtimal yumurta üretenin yemini kendi üretmesi olur (ki o benim gibiler oluyor, anca o zaman bir tık daha düşüyor fiyatı).

Başka bir ifade ile 20 liranın altında aldığınız her yumurtada bir şeyler muhtemelen eksik. Tabii bu fiyata yumurta üretmek de satın almak da ayrı kafalar. Ancak tam bütün yem ile beslenen tavuktan aldığınız yumurtanın kalitesi… Ben daha “doğru” tadı başka hiçbir şeyden almadım.

.

Gündelik yem

Tam bütün yem mükemmel ama maliyeti de bir o kadar şahane! Maliyeti düşürelim, tadını da çok kaybetmeyelim diyorsanız gelsin gündelik yem.

Kirpi'nin gündelik yem karışımı şöyle:

150 kg buğday*

25 kg kırık mısır (yalnızca kış ayları)

7,5 kg mercimek (25 kg’a kadar artabilir)

10 kg kadar aspir (yumurta sayısına göre artırın ya da azaltın, benim karışımda 25 kg. Çok arttırırsanız horoza dikkat edin, fazla Omega ilk horozu çatlatıyor.)

0,3-0,5 kg keten tohumu

5 kg pelet yonca (ota erişimleri yoksa)

Bu formül için buğday, mercimek, aspir ve yonca mutlaka gerekiyor. İmkân varsa hayvansal proteinler ile (siyah asker sineği larvası) takviye edin. Mutfak atıkları, kompost vs hepsi kümese. Yemi kardıktan sonra güzelce depolayın. İçine en az 500 gr (varsa 1-2 kg) diyatom katın (hem parazitleri öldürür hem de yemin böceklenmesini engeller).

Yemi geceden ıslayın, iyice şişsin. İçinde bakliyat olduğu için şişirmeden vermek olmaz. Hayvanların ulaşabileceği kum, ince taş mutlaka olsun. Bitten koruyun. Suyunu her gün değiştirin.

Bu formül sonucunda elde edeceğiniz yumurta tat ve besleyicilikte marketteki pahalı yumurtalarla yarışıyor. Bizim kümesteki durum bu. Kar edecek kadar fiyatı düşürmüyor ancak pazardan alacağınız yumurtadan daha pahalıya da gelmez. Dengede yani.

*Kendi buğdayımı ürettiğim için formül buğday üzerine kurulu.

**Baştan söyleyeyim bu formül tam değil. İş görüyor.

.

Önemli notlar

  • Yemin içinde olandan önce yemin tazeliği ve depolanma şartları önemli. Doğru depolanmamış hiçbir yemden -markası ne olursa olsun- verim alamazsınız. Yemin mutlaka temiz, küfsüz ve taze olması gerekiyor. Yemde küf olması için üzerinde küfü görmeniz, göz teması kurmanız gerekmiyor. Küf için uygun şartlar var ise küf vardır. Baktınız dükkân ya da depo hava almıyor, biraz nemli. Hemen başka dükkâna. Bir aydır çuvallar orada duruyor, satılmamış. İstikamet diğer dükkân.
  • Tavukların yeme alışması zaman alıyor. Dank diye yeni yeme alışmıyor bünyeleri. Yem geçişlerinden sonra bir kanıya varma için en az 3 ay bekleyin. İdeali altı ay. Alıştıra alıştıra yemi değiştirin, oranları arttırın.
  • Civcivlerin ilk haftalarda aldığı protein miktarı hayvanın bütün hayatı boyunca ne kadar iri ve sağlıklı olacağını belirliyor. O yüzden takviye şart. Tavada irmiği suyla biraz şişirin. Suyunu çektikten sonra içine yumurta kırıp iyice karıştırın. İkinci- üçüncü günden sonra yemini bu karışımla takviye edin (ben Sadova’nın civciv yemiyle besliyorum). Hazır yem yoksa bu karışımla beslemeye bir süre devam edebilirsiniz.
  • Yem karışımları ve yem depolama teknikleriyle ilgili onlarca kitap var sahaflarda (internette de). Ucuzlar hemide. İçerikleri üç aşağı beş yukarı aynı. Merak ediyorsanız temin edin. (Ali Fuat Örsan – Pratik Tavukçuluk mesela)
  • Maliyetleri düşürmek ve yem kalitesinden mutlak emin olmak istiyorsanız (kar etmek istiyorsanız daha doğrusu) yemi kendiniz üretin. Bu fikir manyakça gelebilir. Bir -değil, ikincisi -başka yolu yok. Bizim yem dramları kendi buğdayımı üretmeye başladığım anda kesildi.

Yumurtanın rengi, tadı ve kokusunu etkileyen faktörler var. Onu da başka güne :)

9 Mayıs 2024 Perşembe

çalakalem: civciv çıkarmak

Canım sıkkın, o halde blog!

.

Konumuz yumurtadan civciv çıkarmak.

.

Öncesi:

Güçlü tavuk güçlü yumurta, Güçlü yumurta güçlü civciv!

Döllenmiş her yumurtada civciv gelişimi olur. Olur da çıkar mı? Ya da çıksa da yaşar mı? Makinada ideal şartlarda civciv çıkarsanız bile anne zayıfsa gerisi boş. Kuluçkalık yumurta aldığınız tavuğun sağlıklı ve güçlü olması gerekiyor. Tavuklarınızı iyi besleyin. En az yüzde 18 protein oranını tutturmaya çalışın (minimum yüzde beş oranında mercimek takviyesi). Mümkünse böcek proteini olacak, bitkilerde bulunan amino asitler çıkım için gerekli proteinleri tam sağlamıyor. Soğuk havalarda kırık mısır verin (enerji verir). Soğuktan ve bilhassa rüzgârdan koruyun. Yumurta almadan bir ay önceden Omega’ca zengin gıdalarla besleyin. Bunlar ayçiçeği (ya da küspesi), aspir, yonca ya da balık unu olabilir. Ben yem karışımına aspir katıyorum.

Niyeyse kabuk ince olursa civciv daha kolay çıkar diye bir aldı var. Yanlış! Kabuk oluşumunda ideal magnezyum- kalsiyum ve fosfor oranı var. Biri yumurtanın hava almasını sağlıyor, diğeri dayanıklılık, diğeri de esneklik. Mermer tozu verip sadece kalsiyuma yüklenirseniz, aşırı kırılgan ancak hiç hava almayan ya da çok alan yumurta elde edersiniz, bu da çıkımı azaltır. Kırık midye kabuğu, deniz kenarından kumdan iri taşla besleyin. Ayda bir suyunu deniz yosunu ile takviye edin (sodyumu abartmayın). Sıvı ya da toz vitamin vermek yerine vitamince zengin gıdalarla besleyin. Amacımız yükleme yapmak değil, tavuğun gücünü arttırmak. O takviyeler vücutta kalmadan atılıp gidiyor.

Fiyatının yüksek olmasının başlıca nedeni bu. Marketlerde satılan yumurtaların yem maliyeti 1-3 lira arasındayken, organik yumurtanın yem maliyeti şu aralar 5-8 arasında. Kuluçkalık yumurtanın yem maliyeti en az 10-18 lira arasında olur.

İşin özü yumurta alacağınız tavukları şımartıyoruz :)

(İyi besleme konusunun ileri boyutu var. Ticari bir konu olduğu için girmiyoruz.)

Kuluçkalık yumurta >> yemeklik yumurta

İstisnai bir durum haricinde kuluçkalık yumurta raflarda satılan yumurtalardan çok daha güçlü ve besleyici olması hep ilk maddeden. Ancak ideal yemeklik yumurta ile kuluçkalık yumurta arasında önemli bir fark var. Tadı. Tükettiğimiz sebzelerin aksine yumurtanın tadının yoğun olmasını istemeyiz. Doyurucu olmasını isteriz, besleyici olsun isteriz ancak böyle buram buram, üzerinize çılbır dökülmüş gibi bir koku istemeyiz. Kuluçkalık yumurtanın tadına bakmıyoruz, önemli olan yumurtadan çıkan civcivin sağlığı ve gücü. O yüzden birçoğu maliyet düşük olsun diye damızlık hayvanları çiğ balık, gıda atığı, hatta sarımsaklı su gibi besleyici ancak kokulu gıdalarla besliyor. Bu da yumurtanın tadını bozuyor. Hani kimi etler kokar ya, onun gibi. Yumurta da kokuyor. Ayrıca bu durum gıda yönetmeliğine ve hijyen kurallarına da aykırı.

Buraya bir not. Yumurtaları kendimiz evde tükettiğimiz için bu yem-koku-hijyen kurallarına dikkat ediyorum. Gene de başkasından kuluçkalık yumurta alırsanız ve kokarsa şaşırmayın.

Genetik çeşitlilik önemli!

Bilhassa özel çeşitlerde genetik çeşitlilik pek yok. Birisi yurtdışından yumurta istemiş, bir şekilde yurda sokmuşlar, oradan tavuk çeşidini çoğaltmışlar. Ülkedeki bütün Marans’lar birbirinin kuzeni. Haliyle yumurtaların yarısı deforme çıkıyor. İlk çıkardığım Marans’ların yarısından fazlası basurdu. Çoğalttığım özel cinslerde iki kafalı, bacaksız, tüysüz, çıktığı gibi ölen (ciğeri yoktu herhalde) o kadar çok civciv oldu ki. O yüzden genetik çeşitlilik önemli. Aynı ana babadan çıkan tavuk-horozu çiftleştirmeyin. Hatta benim yaptığım gibi farklı çeşitleri birbirileriyle karıştırarak genetik çeşitliliği arttırabilirsiniz.

Hasta, zayıf, güçsüz civcivlerin, yalnızca özel bir çeşit diye, büyümesi için fazla çaba sarf etmeyin. Gidin öldürün demiyorum ancak özel bakıma muhtaç olmasın. Bunu gaddarlık olarak da görmeyin, tavuklar da kendi civcivleri arasında zayıf olan varsa eliyor. Yani öldürüyor (eziyor, gagalıyor, aç bırakıyor, itiyor).

Dörde Bir!

Yumurtadan civciv çıkması için yumurtanın döllenmiş olması gerekiyor. Açıkçası tavuklarınız güçlü ise, horozunuz da güçlüdür. Bir horoza kırk tavuk verin, kırkı da döllü yumurta verir. Ancak genel kural şu: dört tavuğa bir horoz düşmeli. Bazen horozun “favorisi” oluyor, bazen pek beğenmediği. Uzun lafın kısası kuluçkalık yumurta alırken bu arkadaşlara cinsel hayatta seçme şansı vermiyoruz.

Bizde kim kime nasıl isterse. Ortam çok karışık. Nadiren dölsüz yumurta oluyor.

.

Süreç:

Yumurta alımı!

Horoz şart.

İdeali ekim-kasım ayında civciv çıkarmak. Tavuklar yaz sonu tüy yeniler, bu dönemde yumurtlamaz. Yeni tüy oluşumu sırasında proteine ihtiyaç duyuyorlar, şayet iyi beslerseniz hızlıca yeni tüyleri çıkar ve kaldıkları yerden yumurtlamaya devam ederler. Bir – bir buçuk ay dinlendikleri için bu yeni çıkan yumurtalar (ilk iki-üç haftadan sonrası) en güçlü yumurtalar oluyor. Bu yumurtalardan alacağınız civcivler (kışın bakmanız şartıyla) çok sağlıklı ve hızı büyür. Kasım ayında yumurtadan çıkan tavuklar artık ağustos ayında tüy dökmez, mayıs haziran arası tüy değişimine girer. Bu şekilde ağustos ayında yumurtasız kalmazsınız.

Kışın kümesten yumurta toplarken hava sıcaklığına dikkat etmeli. Soğukta kalan yumurtalarda çıkım az oluyor. Hava sıcaklığı 10 dereceden yüksekse problem değil. Ancak 10 derecenin altına düşerse yumurtaları soğumadan toplayın derim. Aynı mantıkla, buzdolabına konan yumurtalardan çıkım alamazsınız. İçindeki embriyo ölüyor.

Tavukların yumurtlayacağı alan olmalı, tercihen folluklarda talaş olmalı. Folluklar kesinlikle temiz olmalı, dışkı ya da pislik bulunmamalı. Yumurtanın en üst katmanı – kütikula- ince bir film gibi dışarıdan gelen bakterilerin yumurtaya geçmesini engelliyor. Yumurta kirlendiğinde kütikula tabakası zarar görür, civciv yumurtanın içinde gelişirken ölür. Kirli yumurta = yumurta içinde ölen civciv. Bu arada bit/pire olmaması için talaşa biraz diyatom serpin.

Kaç günlük yumurta? Nasıl Saklamalı? Kargo??

Kuluçkaya koyacağınız yumurta 10 günden yaşlı olmamalı. İdeali en fazla beş günlük yumurtayı kullanmak. 10 günden sonra çıkım hızla azalır. 15 günlük yumurtaları boş yere koymayın, 30 yumurtada 1 çıkıyor. Özel bir durum ya da özel bir çeşitle uğraşmıyorsanız sınır 10 gün. Bir başka değişle yemeklik yumurtalar 20 gün, 30 gün olabiliyorken kuluçkalık yumurtada tazelik sınırı 10 gün.

Yumurtaları oda sıcaklığında, temizse yıkamadan, kirliyse yalnızca suyla yıkayıp kurulayıp, kenarda bekletiyoruz. Çıkıma etkisi olduğu için yumurtaları birbirine değmeden saklayın (karton viyolde mesela). Buzdolabına kesinlikle koymayın ve evdekileri yememeleri için sıkı sıkı tembihleyin. Nedendir bilmiyorum tohumdur, yumurtadır, kenarda boşta duruyorsa bizim ev ahalisi yiyor.

Kargo… Gelelim şu belalı konuya. Öncelikle yumurtalar sallanmadan, çalkalanmadan size ulaşmalı. O yüzden genelde ya sünger viyollerde ya da karton viyolde aralara sünger/gazete sıkıştırarak kargo edilir. Çalkalanan yumurtadan hayır beklemeyin. Size kargoyu gönderen elinden geleni yapsa bile kargoda paketlerle halı saha yaptığı için çıkım % 50’den fazla olursa şanslısınız demektir. Yani yumurtaların yarısı çıkmazsa kimseyi suçlamayın. Benim bu durumu kabullenmem de çok uzun zaman aldı ama malesef normali bu (Benim gönderdiğim paketlerde de uzak mesafelerde ve özensiz firmalarda çıkım % 50’ye kadar düşüyor. Normalde en az % 75. Durum bu.)

Kargoya yumurtayı koyarken sivri tarafı mı yukarıda yoksa tombul tarafı mı yukarıda olmalı muhabbeti denk gelebilirsiniz. Tombul tepede olacak. Ancak yukarıda dediğim gibi kargoda kimse pakete dikkat etmiyor. Siz sivri taraf aşağıda olacak diye özen gösterirken adam gidip üzerine basacak, çevirip çevirip size teslim edecek. Hiç şaşırmayın. Ben yarısında sivri tarafı yukarıda yarısında tombul tarafı yukarıda koymaya çalışıyorum, en azından yarısı avantajlı başlasın diye.

Kargodan gelen yumurtaları (10 günden tazeyse) 1 gün dinlendirip öyle koyun makinaya. İçindeki hava kabarcığı yerine otursun. Tavuğun altına koyacaksanız dinlendirmeye gerek yok, tavuk onu kendi organize ediyor.

Aşırı soğuk ve aşırı sıcak havalarda yumurta gönderimi olmaz. Yumurtalar içinde ölüyor.

.

İzleyeceğiniz iki süreç var, makinada civciv çıkarmak, gurk tavukla. Dikkat edeceklerinizi madde madde yazdım.

Önce Makina:

  • Makine seçerken imkânınız dahilinde en büyük makinayı satın alın. Küçük makinalar içindeki sıcaklığı ve nemi iyi ayarlayamıyor. Tavsiyem en az 60 yumurtalık makine almanız. 12’lik, 16’lık kuluçka makinası alırsanız yumurtaların üçte biri çöp olacak. Yani 12 yumurta koyup, 5-6 civciv alırsanız gayet normal, 7-8 civciv alırsanız gayet iyi. Piyasada çok çeşit makine var, Cimuka en iyisi diye geçer. Bende Elif’in 60’lık makinası var, gayet de işimi görüyor.
  • Hangi marka olursa olsun, siz gene de ekranlı bir sıcaklık ölçer koyun. Makinaların ayarı yanlış oluyor, boş yere ziyan olmasın. Sıcaklık ve nemi her zaman iki kere ölçün!
  • Yumurtaların hepsini aynı gün koymak zorunda değilsiniz. İdeali tabii ki hepsini aynı anda başlatmak, ancak 5. Güne kadar yeni gelen yumurtaları araya sıkıştırabilirsiniz. Çıkım sırasında bu yumurtaların sonradan geldiğini unutmamanız, yani kapağı açık bırakmayın, yeterli.
  • Yumurtanın içinde kalan su miktarı önemli. Çıkım makinası çok nemliyse, yumurtanın içindeki su buharlaşmaz ve civciv içeride boğulur. Marans gibi kimi çeşitler bu konuda fazla hassas. Bu yüzden kuru çıkım var, bir de normal çıkım. Kuru çıkımda nemi tavsiye edilenin altında tutuyoruz, %15’in altına düşmesine müsaade etmiyoruz. Düşerse su ekliyoruz. Kuru çıkım olsun, normal çıkım olsun, yumurta ağırlığının %11-13’ünü çıkım sırasında kaybetmeli (yani içindeki su buharlaşıp gitmeli).
  • İdeal sıcaklık 37,5 derece ve nem de ilk 18 gün en çok %60, son 3-4 gün %65-70. Biraz daha sıcaksa daha hızlı çıkım oluyor. 40 derecenin üstünde civcivler ölmeye başlar. 35 derecenin altında gelişim saçmalıyor. Kuluçka makinasına – şiddetle tavsiye-  UPS ya da akü takın. Elektrik gitmesi halinde civcivlerin çoğu ölür. Gurk tavuk çıkıp dolaşıp geri geliyor, civcivlere bir şey olmaz, ancak kuluçka makinasındakiler ölür.
  • İlk haftanın sonunda, tercihen onuncu günde yumurtaları ışık altında bakıyoruz (on beşinci güne kadar süreniz var). Civciv gelişimi başlamış yumurtaların bir tarafı koyulaşacak, damar gelişimi başlayacak. Kuvvetli bir şık kullanın derler ancak telefonun feneri de gayet makul (karanlık bir odadaysanız). Koyu renkli yumurtaların içini görmek zor, tereddütte kaldığınız yumurtaları geri koyun. Dölsüz olduğundan emin olduğunuz yumurtaları makinadan çıkartın, komposta atın (ya da gömün).
  • Son hafta ve bilhassa son 3-4 gün kritik. Açmayın, sıcaklığa ve neme dikkat edin. Civciv çıkımı başladıktan sonra ilk bir ya da iki gün kesinlikle kapağı açmayın. Çıkacak olan civcivleri öldürürsünüz.
  • Güçlü tavuk, güçlü yumurta, güçlü civciv demiştim. Şayet tavuk zayıfsa, iyi beslenmiyorsa çıkımda akla hayale gelmeyecek sıkıntılarla karşılaşırsınız. Kabuğunu kıramayan, boynu kırılan, ezilen, zayıf, nefes alamayan, tüysüz, yumurta zarının civcive yapıştığı, basurlu, hasta…. Tam olarak dipsiz kuyu. Tek tek incelemek yerine tavuklarınıza iyi bakın, iyi civciv alın. Başkasından yumurta aldınız ve civciv yumurtayı kırarak bodoslama ortama girmiyorsa (çıkımda ölürse vs) – bu sizin suçunuz değil!
  • Çıkım başladıktan sonra hemen makinayı açmıyoruz. İlk iki gün içinde açmanız gerekirse süreniz 5-10 sn. Açtığınız gibi geri kapayın.
  • Çıkımda zorlanan civcivlere yardımcı olabilirsiniz. Hele hele yumurtanın tanesine 100 lira verdikten sonra civcivin ölmesini göze almak istemiyor insan. Bu iş için kullanacağınız en kullanışlı alet uçlu kalem. Kırığı hafifçe genişletin, görünen zarın tamamını temizlemeye çalışın. Kalan zar kuruyacak ve civcivin çıkmasını zorlaştıracak. Kan gelirse – bir iki damladan fazla- daha ilerlemeyin, yumurtayı geri koyup bir iki saat sonra tekrar kontrol edin. Kabuğun son kısmı civcive bağlı, zorla çekip alırsanız civcivin içi çıkıyor. Bu yüzden kabuğun yarısı kadarı kalınca civcivi makinaya geri koyup bağın kurumasını bekliyoruz. Kuluçka makinasını ne kadar süre açık tuttuğunuz önemli, civcivi dışarı alıp hemen geri kapayın. Yumurtadan çıkmaya çalışan civcivi 1-3 dk dışarıda tutabilirsiniz (5 dk’yı sakın geçmeyin).
  • Civcivler çıktıktan ve kuruduktan sonra anakucağı denen bir yere alıyoruz. Bu alan rüzgâr almayan, temiz, sıcaklığını ayarlayabildiğimiz bir çeşit kafes/akvaryum. Sıcaklığı kademeli olarak 37 dereceden düşürüyoruz. Piyasada satılan anakucakları da var, kendiniz de yapabilirsiniz. Benim anakucağı şöyle bozuk bir buzdolabını sırt ütü devirip, kapağına 3-5delik açtım. İçine bir adet ampul sarıktım, bir adet de ampulün açılıp kapanmasını ayarlayan termostat    https://www.robotus.net/w1209-sicaklik-kontrollu-termostat  . İçerisi soğuyunca ampulü açıyor, içerisi ısınıyor. Bir tane de saatle ışık veren ampul. Bu kadar (blogda ve instagram postlarında nasıl yaptığımı paylaştıydım).
  • Çıkan civcivleri ilk 10-15 gün bol proteinli yem ile besliyoruz. Bu tavuğun ve horozun tüm hayatını etkiliyor, daha sağlıklı ve iri oluyorlar. Yem olarak Sadova markasının civciv yemini kullanıyorum, ancak içindeki protein miktarı yetersiz. Hayvansal proteini de eksik. Bunun için irmiği suda biraz şişiririp içine yumurta kırıp iyice pişiriyoruz. İlk hafta bu yem ile civcivleri mutlaka takviye edin ve gelecek yıllardaki gereksiz hastalıklar, ölümler ve zayıf hayvanlardan kendinizi kurtarın. Civcive yumurta vermek yamyamlık gibi geliyorsa bıldırcın yumurtası verebilirsiniz :)
  • Ekonomik olarak anlamı olmayan birkaç alet/teknik var, makinayla civciv çıkarmak bunlardan biri (diğeri dal öğütmek). Şayet 1000’den fazla yumurtadan civciv çıkarmıyorsanız ekonomik olma şansı yok. O yüzden bu konuyu pek dert etmeyin. Makinadan çıkan civcivlere iyi bakın.
  • Ekonomik değilse neden makina kullanıyoruz diye bir soru gelebilir aklınıza. Hastalık. Dışarıdan tavuk getirdiğinizde onunla birlikte onlarca hastalığı ve paraziti de getiriyorsunuz. “Mavi yumurtlayıcım olsun” diye getirdiğiniz tavukla birlikte bütün ahali transfer oluyor. Bunlardan en gıcığı tek hücreli bir parazit, diğeri de tavuk çiçeği. Biri tavukları yumurtadan keser, zırt pırt hasta eder. Diğeri de çiçek hastalığı işte. Büyük sıkıntı. En iyisi yumurtadan çıkarmak ve transferin önünü kesmek.

Gurk tavuk!:

  • Öncelikle çeşit çeşit tavuk var. Her tavuk çeşidi yumurtaya yatar, gurk olur diye bir kural yok. Bilhassa süs tavukları ve fabrika tavukları bu işe hiç yeltenmiyor. En iyi gurk tavukları genelde en manyak, en saldırgan çeşitlerden gelir – mesela dövüşlerde kullanılan hint tavuğu. Bunun dışındaki çeşitlerde bir buçuk iki yaşından sonra gurka yatar. Benim favorim bantamlar. Altalarına en fazla 4 yumurta alsalar da çok iyi bakar, iyi de korur. Yem tüketimi de az, hint tavuğu gibi orta parmağınızı koparmaya ya da gözünüzü çıkarmaya çalışmaz.
  • Kuluçka makinasından çıkan tavuk da gurk olur! Çeşidine bağlı, kimisi çok yatkın oluyor.
  • Tavukların gurk olması, ya da bunu istemeleri, tamamıyla doğaya ne kadar yakın olduklarıyla alakalı. Serbest gezen tavuklar zırt pırt gurk olurken kümestekiler daha nadiren gurk olur. Bizim serbest gezen tavuklardan bir ekip 4’de dört yaptı bu sene. Bir tavuk gurk olursa, diğerlerinin gurk olmasını istemiyorsanız hemen ekipten ayırın. Yoksa onu gören gurk olacak, anne olmak isteyecek.
  • Bir tavuğun gurk olduğunu ya da olacağını etrafta kabarık kabarık gezmesinden, follukta gereğinden fazla vakit geçirmesinden anlayabilirsiniz. 3-5 gün böyle dolaştıktan sonra kendine bir yer bulup oturuyor. Genelde ilk oturduktan birkaç gün sonra kalkıp tekrar oturuyorlar. Deneme yapıyor :) Oturduğundan emin değilseniz altına sahte yumurta koyun ve 4-5. Günden sonra sahte yumurtaları gerçekleriyle değiştirin.
  • Gurk tavuklar yarı karanlık, suya yakın, sessiz sakin bir yer arar. Buldukları yerin hurda demirlerin altında, ayakkabılıkta olmasının bir önemi yok. Siz gene de sakin bir yere alın, sonra cayıp kalkmasın. Yumurtlama follukları bu iş için ideal olsa da diğer tavuklar tepesine çıkacağı için kesinlikle tavsiye değil.
  • Gurk tavuklar da tavuk. Yani canlı. İyi bakın onlara. Maalesef gurk tavuk bir kere oturduğu yerden kalmaz diye yanlış bir algı var. Kalkar, yemek arar. Su içer. Hiçbir canlı 20-25 gün susuz yaşayamaz. Çok zorlanırsa transa giriyorlar ancak siz gene de düzenli olarak yem verin. Mısır kırığı (enerji için), aspir (protein için) verebilirsiniz. Elinizin altında hazır var ise siyah asker sineği larvası ya da un kurdu da verebilirsiniz. Güçlü tavuk, güçlü yumurta, güçlü civciv! Anneler de tavuk.
  • Gurk tavuk çıkıma bir hafta kala yerinden kalkarsa bu genelde ya aç susuz kaldığı içindir ya da bitlendiği içindir. Bit ile mücadele konusunu önceki yazılarda paylaşmıştım (doğal yöntem olarak diyatom kullanabilirsiniz). Üzerine tuz serper gibi serpiyoruz. Bunun dışında tavuğun çeşidinden, kendisinden (kimileri pek bayılmıyor anne olmaya), rahatsız edildiği için (gürültü vb) ve çocuklardan kaynaklanıyor olabilir.
  • Çıkıma bir hafta kalana kadar (en son 4 gün kritik) tavuğu hareket ettirip başka yere taşıyabilirsiniz. O son günlerde fazla dokunmayın.
  • Çıkımdan sonra anneyi ve civcivleri korunaklı bir yere almanız tavsiye olur. Kediler civcivleri kapar, diğer tavuklar kıskançlıktan civcivleri hırpalar. Horozlar ezer. Korunaklı, kesinlikle rüzgar almayan (en az 3 tarafı ve üstü kapalı, geceleri tümden örtebileceğiniz bir alan olması gerekiyor. Civciv bakımı ve beslemesi kuluçkalıkla aynı (proteine yüklenin). Ayrıca tavuğa tekrar normal besinini vermeye başlayın, ağzında ezip yavrulara verecek.
  • 6 haftadan büyük civcivleri anneden ayırabilirsiniz. Ben biraz daha uzun tutup yedinci-sekizinci haftada ayırıyorum. Ayırmazsanız anne civcivlere zarar verebilir. Anne bu süreçte güçten düşerse kümese geri döndüğünde canına okurlar, ölebilir. Bazen de çok agresif dönüyor horozu bile dövüyor. Siz iyi bakın da horoz yediği dayakla kalsın :)
  • Gurk tavuğun avantajları: Maliyeti yok gibi. Daha az bakım (gene su ve yemini kontrol edin). Tavuk yalnızca civciv çıkarmıyor civcive tavuk olmayı da öğretiyor. Tavuğun doğasında bu var. Hayatta kalan civcivler daha sağlıklı ve -komik gelebilir ancak işin gerçeği bu- özgüvenli. Dezavantajları da hastalık döngüsünün devam etmesi ve çıkımdan sonra civcivlerin bir kısmının elenmesi. Resmen eleniyorlar, zayıf olan gidiyor, yavaş olan gidiyor.

.

Daha çok ayrıntısı vardır bu konunun. Kirpinin tüyolardan bu kadar. Saatler sabaha karşı beşi çeyrek geçiyor, yarın beni işler bekler. Sorunuz varsa, ekleme istiyorsanız lütfen instagramdan yazın :)

 .

Not: Tabii ki gurk tavuğu aç bırakıp altına iki yumurta atıp civciv çıkartabilirsiniz. Burada her çıkımda iyi sonuç almanız, hayvanların sağlıklı bir hayat süremesi için gerekli olanları çalakalem yazdım. Hobici işi diye alaya alan olacaktır, üreticiler hobicilerden daha hobici, yani daha titiz ve daha takıntılı. Yoksa biz de 80'lerin 90'ların çocuğuyuz, bilmem anlatabiliyor muyum.

Not 2: Çalakalem yazı 6 sayfa mı olur... Buraya kadar okuduysanız tebrikler :)

29 Şubat 2024 Perşembe

proce: kirpinin kompost tavuğu

2016’ydı zannedersem, tekrar tavuk almaya karar verdim. Bu sefer kümesi baştan kurdum, eksik hiçbir şeyin kalmadığından emin oldum ve tavukları sipariş ettim. Fabrikadan Ataks’lar geldi. Allah’ım! Ne çektirdiler bana. Yağmur yağıyor kaçmıyor, altında durmuş gökyüzünü izliyor. Sırılsıklam olup ölüyorlar. Solucan veriyorum, korkup kaçıyor. Kompost karıştırmayı geçtim, iki ay boyunca ayakla toprak nasıl çekilir kursu düzenledim. Hava esiyor, üçü beşi ölüp gidiyor. Sözde yılda 300 yumurta verecek hayvanlar ya hiç yumurtlamıyorlar ya da kendilerini öldürünceye kadar yumurtluyordu. Ne yaptıysam fayda etmedi. En sonunda yumurtadan vazgeçtim, YouTube’daki elemanın yaptıklarını birebir uygulamaya başladım. Bastım antibiyotiği, dayadım pelet yemi. Çok yaşamadılar, salgın hastalık gelince bir hafta sonunda hepsi ölüverdi.

Atakslardan çorba bile olamayacağını anladığımda, 2019’du zannedersem, kendi tavuk çeşidimi türetmeye karar verdim. Varsın 300 yumurta vermesin ama dayanıklı olsun, 150-200 yumurta vereceği garanti olsun. İri olsun ki kompost çevirebilsin. Kendi başının çaresine baksın, biraz yabani biraz canavar olsun. Canavar derken önüne geleni mahmuzlamasını istemedim hint horozları gibi. Kargalar tırssa yeter bana. Bir de biraz bahçeye renk katsın istedim. Renkli olsun yumurtaları.

Yurtdışında olsak hiç uğraşmaz 10’ar adet Icelandic, Easter Egger ve Rhode Island alır geçer giderdim. Bizde RIR hariç gerisi yok. RIR’in de genetik çeşitliliği yok (genetik çeşitlilik çok önemli). Marans, mavi yumurtlayıcı, köy tavuğu ve Turken yumurtaları aldım, koydum kuluçka makinesine. Köy tavuğu derken köydeki bakkaldan fazla fazla yumurta almıştım. Çıkanlara omlet, menemen diye isimler vermemiz ondan.

Dört nesil geçti. Kompost çeviren, çoğunlukla çeşit çeşit renkli yumurtlayan yarı yabani yarı insancıl bir çeşit ortaya çıktı. Horozları iri. Tavukları daha derli toplu, yere yakın. Hastalıklara diğer çeşitlere kıyasla daha dirençli. Senede 200 civarı yumurta veriyor. Güçten düşerse ya da bir sıkıntısı varsa yumurtadan kesiliyor. Makine gibi değiller yani. Tüylerinin rengi genelde siyah ve hem tavukların hem de horozun sırtında renkli (beyaz ya da kirli turuncu) yelesi var. Yumurta rengi sürpriz, her renkten çıkabilir (beyaz da buna dahil). İbikleri genelde dik. Tavukları mezun etmedik (kesmedik), horozların tadı pek beğeniliyor. 

Yumurtalarını shopiere koyuyorum. İsteyen alabilir, şansını deneyebilir.

Baştan söyleyeceklerim şunlar:

  • Hangi renkte yumurtalayacaklarını bilmek mümkün değil! Yumurtanın rengi annenin rengi, ancak baba belli değil. Bizim bir koyu kahve, iki mavi ve bir köy tavuğu (beyaz) horozumuz var. Hangi tavuk hangisine denk geldiyse artık.
  • Çıkım garantisi veremem! Çıkım garantisi olması için 1 horoza 4 ya da 5 tavuk verilir. Ancak biz tavukları kapalı kümeste tutmuyoruz. O yüzden kim kime :) Malesef kargo firmalarının ne yapacağı belli olmuyor. Ona göre karar verin. Sonra kızmaca darılmaca olmasın. Size satışa çıkmadan önce birkaç arkadaşıma yumurta gönderdim. Adana %50-55, ankara %60-65, tekirdağ %75 çıkım oldu. Çıkım hem kargo süresinden ve şirketten etkileniyor.
  • Gıda tüketimi için üretilmedi. Yumurtaları evde tüketiyoruz. Ancak tavuktan yumurta almak başka şey, dükkâna koyup satmak başka (yönetmelikler, mevzuatlar..). Ayrıca kargoda kaç gün kalacağını kestirmem mümkün değil. O yüzden evde tüketin diye satışa çıkmadı.
  • Çeşit daha tam oturmadı. Çeşide uymayanlar çıkabilir (beyaz tüyleri olan ya da kendi küçük). Elersiniz ya da seversiniz, sizin kararınız.
  • Kargoda sıkıntı olmaması için Yurtiçi kargo ile (yakın yerlere mng ile) gönderilecek. 
  • Yumurtaların rengi havalar ısıındıkça açılıyor, havalar soğudukça koyulaşıyor. Bu gayet normal bir durum. En koyu yumurtaları kasım, aralık aylarında oluyor. Yumurta rengi konusunda çekinceniz var ise, mesaj atın. Kargolanacak yumurtaların fotoğrafı üzerinden konuşuruz.
  • Bizimkilerin üretebileceği yumurta miktarı belli. Çok adette isterseniz ya da belli renkleri seçerseniz kargo biraz gecikebilir.

Durum bu. İyi eğlenceler :)

Ben buradayım, bir sıkıntı olursa lütfen yazın.

16 Şubat 2024 Cuma

şipşak - tavuklarda bit

Hızlısından şipşak yazısı gelsin!

Bitin kendisi aynı olmasa da hikayesi tavuklarda da bitkilerde de aynı. Ezberden iş yapıldığını gösterir, güçten düşürür ve diğer hastalıkların önünü açar. Bitkilerde yaprak biti görmeniz gayet normal, doğanın bir parçası. Ancak sayıları çok ise ya azot ağırlıklı gübreleme yapıyorsunuz demektir (bunun aksi karbon ağırlıklı gübreleme) ya da doğal denge bozulmuş, doğa biti bastırmaya yetişemiyor demektir. Biti kontrol altında tutmak isteyeceksinizdir, aksi takdirde hastalıkların hem yayılmasını hem de bitkiye girmesini kolaylaştırır. Ayrıca bitkinin enerjisinden alır, gelişimi yavaşlatır ve mahsulün kalitesini de miktarını da azaltır.

Tavuklarda aynı durum var. Yumurta sayısı azalıyorsa aklınıza ilk bit gelsin. Güçten düşen hayvanların diğer hastalıklara yakalanması da kolaylaşıyor. Doğal tavuk yetiştirecekseniz ilk savunma hattınız bit ile mücadele olacak. Yoksa… Yoksa sonrası karman çorman.

O yüzden aşağıdakileri takip ediyoruz:

1.      Tavukların ihtiyaçlarını karşıladığınızdan ve kaliteli beslendiklerinden emin olun. Kümesi temiz tutun, tabanı düzenli değiştirin ya da kalın altlık yöntemini uygulayın.

Hijyen, hijyen…

2.      Tavukların kendilerini ‘yıkayabilecekleri’ toz banyosu mutlaka olmalı. Büyükçe bir kap içine (ideali alçı teknesi) bir çuval kum koyun, biraz da diyatom, biraz da odun külü. Varsa ham biyokömür de ekleyebilirsiniz, ancak şart değil. Toz banyosu tavukların 7/24 ulaşabileceği ve kesinlikle yağmur almayan bir yerde olmalı. İçine koyacağınız kumun ince ya da kalın olması önemli değil (iri kum olursa tavuklar yer, zararı yok. Taş değil ama), ancak mutlaka kuru olmalı. Kumu en kötü ayda bir kontrol edin, içinde dışkı birikmemeli. Düzenli diyatom ekleyin.

3.      Kurak dönemlerden sonra gelen yağışlarla bit nüfusu patlar. Bu dönem daha da tedbirli olmanız gerekir. Yumurta sayısında azalma kontrolsüz bir durumun eli kulağında olduğu anlamına gelir. Tavukları tek tek diyatomlayın (kanat altlarına ve sırtlarına diyatom atın).

Doğal tedbirler bu kadar. Ancak burada durmuyoruz çünkü şayet bit nüfusu kontrolden çıkarsa hem hastalılar gelebilir hem de ileride tavuklarınızı kaybedebilirsiniz.

4.      Şayet tavuklarda bit çoksa, yani kolunuza atlıyorsa (görmek şart değil, üzerinizde bir şeyler dolaşıyor gibi hissedeceksiniz), doğal ilaçlarla zaman kaybetmeyin. Kontrolden çıkmış bir durumu geri kazanmak doğal ilaçlarla çok zor, çünkü doğal ilaçlar önleyicidir. Herkesin, her veterinerin önerisi farklı oluyor. Bana can hiper diye tavsiye edilmişti vaktinde. Onu kullanabilirsiniz. Bir seferlik ya da çok sık olmamak kaydınla kullanmanızın sakıncası olacağını sanmıyorum ancak bu tür ürünlerin insanlarda böbrek yetmezliğine neden olabileceğini unutmayın. O yüzden gelsin beşinci madde.

5.      Toz banyosunu tekrar hazırlayın. Diyatom miktarını arttırın. Kümesi temizleyin, komposta erişimleri varsa kompostu çevirin, ısınsın. Tahta alanları pürmüzün ateşiyle geçin, tahtada biriken bitleri kavurun. Kireçleyin. Kümesi iyice diyatomlayın. Bir dahaki yağış dönemine dikkat edin.

Bu kadar.

Hamiş: Köpek ve kedilere kullanılan dış parazit ilaçlarını KESİNLİKLE kullanmayın. Bu ilaçlar hem tavuklara zarar verir hem de yumurtasını yerseniz size. Hatta bu ilaçlar böcek yiyen kirpi gibi canlıları direkt öldürüyor. Aman dikkat.

Hamiş 2: Sarımsak, arap sabun ve benzeri şeylerle hazırlanan ilaçların hiçbir faydasın görmedim.

Hamiş 3: Tavuklarınız bitten dolayı güçten düştüyse, protein ve klorofile yüklenebilirsiniz. Haşlanmış yumurta ve lahanagiller mesela. Kan yapar.

 

Önemli Not: Burada kimyasal ürün markası yazınca tepki geldi. Açıklayayım. Öncelikle bu ve benzeri ürünlerin insanlarda böbrek yetmezliğine neden olabileceğini yukarıda yazılı. Olabileceeği derken, okuduğum raporlarda öyle yazıyordu, doktor değilim (bizimkiler Avrupa'ya yumurta ihraç etmiş, bu nedenden iade olmuş, o yazılar). İkinci nokta doğal ürünlerle kontrolden çıkmış bir problemi tekrar kontrol altına alamayacağınız iddiası, fikrim. Şayet kümesin %5'i hasta ya da ölüyse iş kontrolden çıkmış demektir. Sayısız doğal ürün denedim, tavuk sayısı 5-10 kadarsa belki, 10'dan fazlaysa durumu toparlamanız çok ama çok zor. Hem de kaç kere yaşadım bu sıkıntıyı, en sonunda tepem atıp kendi tavuk çeşidimi geliştirmeye karar verdim ya! Sonuncu ve bence en önemlisi: Doğal yetiştiriciliği öğrenmesi de uygulaması da zaman alıyor. Usta kelimesi aşırı kaçar da kesinlikle acemeliği var. Biz bir şeyler öğreneceğiz diye hayvanların ölmeli ya da acı mı çekmeli?  Bu sefer olmadı, başaramadım deyip başa dönmek, yani duruma müdahale etmek gerekiyor. Bence bu ahlaki bir zorunluluk. En kötü bir daha denersiniz. Youtube'da Justin Rhodes diye bir eleman var, aşısız ve ilaçsız koyun yetiştireceğim diye 5 koyunu acı çektire çektire öldürdü. Daha doğrusu dördünü öldürdü, beşincisini ölecek diye kesti. Yaptığı kesinlikle yanlış. Tecrübe kazanmak için ya başkasının yanında öğrenmek gerekiyor ya da hatanızı kabul edip başa dönmek. "Bu sefer başaramadım", "acaba nerede hata yaptım", "şunu değiştirsem ne olur" demek gerekiyor. Bu arada hayvanlara acı çektirmekte değil. Bence yani. (İlaç markasıyla ilgili olarak, daha az zararlı ürünler de var. Suya katılan, yeme katılan, yumurtaya geçme süresi 2 gün ya da daha kısa olan.. Bulabilirseniz.. Araştırın.)