Okuldayız, hoca tahtada tansörlerle aşk yaşıyor. Çayırdaki
inekler gibi bakmışız olacağız ki sınıfa dönüp “tansör nedir?” dedi. Baktı o da
olmuyor “matematik nedir?” dedi. Bu sorunun doktora aşamasında gelmesi manidar
oluyor zira. Ayrıca dersin finalinde kalacağımız da kesinleşti.
Giriş seviyesinde konuşulan konuların teee en ileri
seviyelerde konuşulması oldukça sıkıntılı. İletişim kopukluğunu gösterir,
konunun iyi anlatılmadığını gösterir, dersin iyi hazırlanmadığını gösterir… Ama
ne hikmetse konu permakültür olunca “permakültür nedir” sorusuna her seviyede
cevap arıyoruz. Hiçbir tanım olmuyor, her bir şeyler dışarıda kalıyor.
Problemin esas kaynağı Bill Dede’nin ta kendisi. Alternatif
bir sistem önerisi ortaya atarken tanımların, hedeflerin, yöntemlerin açıkça
ifade edilmesi, iyice irdelenmesi farklı alanlardan gelen insanlar tarafından
değerlendirilmesi gerekir. Ancak öyle olmamış tabii, ilk iş olarak bildiri
yayınlamak yerine %80’i tarım olan bir kitap yazıp işin entrikalı kısmını son bölüme
saklayanınca hala tanımları konuşuyoruz. Kafa karışıklığı oluyor. Bu konu gerçekten
uzun ve başlığı “dedenin usul hatası”. Bu konuyu daha sonra inceleyelim.
Peki permakültür nedir?
.
Bill Dede’nin murisi Geoff Lawton’a göre permakültür etik
sistem tasarımıdır. Tasarım bilimi değildir, sanatı değildir. Sadece ve sadece:
Permakültür etik sistem tasarımıdır.
Tanım temiz, net ve çekici. Bizim için etik
öncelikli diyor, sistem tasarımı yapıyoruz diyor. Hadi biraz işin içine girelim.
Bence büyük iki sıkıntısı var.
İlki dolap tabirlerden oluşması. Hani misafir gelince evi
derli toplu göstermek için ne varsa dolaba tıkarsınız ya, heh onlardan. Tanım
gardırop tabirlerden oluşuyor. Üç tane kelime var zaten, tek tek inceleyelim.
Mesela etik ifadesi gardırop terim. Etik derken hangi
etikten bahsediyoruz? Kime göre neye göre etik? Burada organ nakli sırasında etik
kuruldan alınan izinden bahsedilmediği aşikâr. Kesinlikle subjektif olmayacak
bir kelime sonuna kadar subjektif kullanılıyor burada. Sürdürülebilirlik iyi
bir şey, at “etik” ifadesinin içine. Doğayı korumak, nükleere hayır, madenlere
hayır... Hepsini etiğe iteleyebilirsin. Permakültürün neyin etik neyin etik
olmadığını tarif ettiği genel kurallar var (insanı sev, dünyayı sev, paylaş)
ancak bu yaklaşım uygulamada büyük sıkıntılara neden oluyor. Mesela geçenlerde
yaptığımız etkinliğin aldığı tepkileri örnek olarak verebiliriz. Konuyu merak
eden o kadar insan bir araya geldi, takas yapıldı, bilgi paylaşımı oldu… Muhabbet
sohbet. Sonra etkinliğe katılmayan birisi çıktı dedi ki “alışveriş merkezi
tepesinde yapılması etik değil” (tüketim kültürünün simgesi olduğu için) diğeri
de bize plaza permakültürcüsü demiş mesela. Desin gayri de oturup hangi etikten
bahsediyorsunuz diyemiyorsun, öyle yazılı çizili bir reçete yok. Gardırop
tabir, nereye çekersen çek. İşine gelmeyene etik değil diyorlar ama ne hikmetse
işine gelen (bkz: zengin ve çocuklu aile silkelemek) etik oluveriyor. Bu konu
sadece bize özgü değil, permakültür genelinde neyin etik neyin etik olmadığı
heeep tartışılır. Etik mevzusu devlet, sağlık mühendislik gibi bir bağlamda
olsa açık ve net bir yönetmeliği, yönlendiricisi olur (yargı karşısına çıkacağı
için). Din olsa açar kitaba bakarsın. Öyle de bir şey değil, gardırop tabir
olduğu için hem acayip hem subjektif.
Yeri gelmişken cevap vereyim. Geçen yaptığımız etkinliğe
yapılan eleştiriyle ilgili olarak da: “Peki etkinlik yanlış mıydı, “insanı sev”
ve “paylaş” başlıkları vurgulanmadı mı? Ya da başka bir açıdan bakacak olursak
oranın kurulması fikri ortaya rahat 10 sene geçti. O gün hayır diyenler
alternatif bir alan kurabildiler mi? Cık… Bence salyangoz gibi kabuğuna çekilip
sonra bu deniz bu renk olacak demek olmaz”
Diğer gardırop tabir, tanımdaki ikinci kelimemiz, sistem. Hangi
sistem kastediliyor burada? Bu soruyu direkt Geoff’e sordum o da hangisi
istersen odur demişti. Öyle bir ifade düşünün ki her şeyi kapsasın, hepsine
uygulanabilir olsun. Ağaçlardan tutun sosyoekonomik faaliyetlere, insan
ilişkilerine hepsine hepsine. Haliyle olmuyor tabii, sistem ifadesi de gardırop
tabir.
Tanımdaki üçüncü ve son gardırop ifade tasarlama ifadesi.
Tasarım ifadesini mimarlara ve mühendislere sorun size konuyu günlerce
anlatmazlarsa bana da Kirpi demeyin. Tasarlamanın hem birbiriyle çelişen hem de
bir yandan da çelişmeyen o kadar çok yaklaşımı var ki aklınız şaşar. Tasarım
nedir, tasarlamak nedir sorusuna kısa bir cevap vermek istiyorsanız cevap
“öneri”dir. Peki bir önerinin tasarım olması için sağlaması gereken şartlar
nedir? Mühendislikte bu şartlar tarif edilmiş olsa da (dayanıklılık, ekonomik,
tutarlı ve estetik) bu yaklaşım yalnızca mühendislik için geçerli. Belki
mimarlıkta da geçerlidir, peki diğer dallarda? Mutfak aleti tasarımıyla moda
(kıyafet tasarımı) birbirinden oldukça farklıyken permakültür için de tasarım
demek kolaya kaçmak olmuyor mu? Ayrıca permakültür yalnızca tasarım mıdır? Bence
değil. İşin içine girdikçe şunun farkına varacaksınız: Permakültür tasarımı
denen şey sıfırdan tasarlamaktan daha çok mevcut örüntüleri gün yüzüne çıkarıp
vurgulamaktır. Sıfırdan sandalye yapmıyoruz, mevcut olanın ya da mümkün olanın kendisini
ifade etmesini sağlıyoruz. Bir bakıma kırık bir sandalyeyi tamir etmeye
benziyor, tamir edemezsek de ona bir işlev sağlamaya çalışıyoruz. Peki bu
tasarım mıdır, yoksa restorasyon mudur? Bilemiyorum Altan.
Tanımdaki ikinci sıkıntı aşırı kapsayıcı olması. Bir
ifadenin aşırı kapsayıcı olduğunu kafanızda soru işareti yaratmamasından
anlarsınız. Bu amaçla genelde acı tat verecek söylemlerden kaçınılır. “Bu yeni
fikir iyi bir şeydir, hoş bir şeydir. Herkese kapısı açıktır,
herkesi kapsar.” hissi verir. Ancak öyle olmamalı tabii, yeni bir fikirle
karşılaştığınızda kafanızda soru işaretleri de oluşmalı. Bu ifadeye bakacak olursanız permakültür müko bişi. Tanım kitabın
son bölümündeki dişli ifadelerin hiçbirini içermiyor ne hikmetse. Dünyayı ele
geçirme için alternatif toplum yaratıyoruz dersen ahali kaçar, hayırdır der. Bu
kısım tanım dışında bırakılmış. Açıkçası aşırı kapsayıcı ifadeler ergenliğe
girdiğimden beri bana hitap etmiyor. Çocukken öğrendim ki arkasından illa bir
şeyler geliyor (ayrıca bakınız: tarikatlar, satış pazarlama teknikleri vb.)
Avustralya’daki permakültür ahalisi mevcut tanımın içime “bilim”
sözünü 90’lardan beri ekliyor. Zamanla permakültürle uğraşanlar arasında
bilimden kopan, değişik merakları olan insanlar türedi. Bilim sözcüğünün
eklenmesindeki amaç permakültürün bir bilim dalı olması ya da olmaması değil de
çapanın gemiyi tutması gibi permakültürün bu değişik akımlara kaymasının önüne
geçmek. Permakültür bilimi diye bir şey yok, ancak biri size bilimle alakasız
bir şeyler zırvalarsa bilin ki o arkadaş permakültürcü değildir :)
Bu tanımın biraz değişmiş hali şöyle: Permakültür uzun
vadede yaşamı desteklemek için verimli, sürdürülebilir ve doğayı taklit eden
sistem tasarlamaktır. Yapay zekaya sorarsanız buna benzer tanımlarla
karşılaşacaksınız. İlk tanımdaki sıkıntılı kelime olan “etik” ifadesinden
kaçılmış, onun yerine daha ayrıntı vererek tanım kısıtlanmış. Ancak bu da çözüm
olmuyor. Topu dolandırmış ama aynı sahada kalmış. Ayrıca sürdürülebilirliği
hedeflemiyoruz, doğayı taklit etmiyoruz. Etikten kaçalım derken tanım perperişan
olmuş.
Geoff’un bu tanımı permakültürü duyup merak edenleri içine
çeken ancak kısıtlamalara ve şartlarına hiç değinmeyen bir ifade. Amacı da
ifade etmiyor. Dersler anlatmak, eğimler düzenlemek, insanları etkilemek
istiyorsanız mükemmel. Gerisi tanımda yok. Permakültür diğer akımlar arasında,
düzen içinde yeri nedir sorusuna cevap vermiyor. Bu da kafa karışıklığına neden
oluyor. Kimi permakültür alternatif bir sistemdir diyor, kimi eskinin
korunmasıdır diyor, kimi bilim dalı olan agroekolojinin içindedir diyor. Ortalık
karman çorman.
Bu açıdan bakarsanız permakültür etik sistem tasarımıdır ifadesi
oldukça genelci, uygulamaya yönelik yönlendirme içermeyen (içerir gibi yaptığı
halde) bir tanım olarak karşımıza çıkıyor.
.
Mevcut permakültürcülerin kendilerine pek yakıştırmadığı diğer
tanımı şöyle:
Permakültür kalıcılığı esas alan çevreci siyasi ve sosyal bir akımdır.
İnceleyelim.
Öncelikle çevreci deyince herkesi tek bir keseye koyuyoruz.
Tek bir cephe yaratıyoruz. Öyle değil. Çevreci deyince aklınıza gelen derneklere
ve kurumlara bir bakalım. TEMA var mesela, Greenpeace var.
Yurtdışından Yeşiller partisiyle Böll derneğini de konuya dahil edelim. Bu
örgütler, dernekler, STK’lar hepsi aynı fikirde aynı yaklaşımdalar mı yoksa
çevre konusunda hassasiyetleri olsa da işleyişleri, öncelikleri farklı mı? TEMA
ile Greenpeace’i aynı keseye koyabilir misiniz? Ben koyamam. Birisi düzeni
iyileştirmeye çalışırken diğeri bana bana hep anarşik ve düzen yıkan gelmiştir.
Diğer kesede Böll ile Yeşiller arasındaki bağı bilmeyen yok. Ancak yeşillerden
birini Diyarbakır fahri muhtarı olarak etrafta takılırken görebilirsiniz, Böll
bu konulardan uzak duruyor mesela. Bu gruplarla ÇEKÜL’ü, Doğa derneğini, TKV’yi,
hatta Buğday derneğini aynı keseye koyabilir miyiz? Cık. O yüzden sadece çevre
konusundaki hassasiyetlerini değil, diğer hassasiyetlerini, önceliklerini ve
işleyiş biçimlerini de bilmeli ona göre sınıflandırmalı. Kuruluşları geçmişleri,
yaptıkları da haliyle önemli. Çevreci demek hepsinin aynı olduğu, aynı
hedefleri olduğu demek değil yani. Permakültür tek bir dernek altında toplanmış
olmasa da bu akımlardan oldukça farklı çevreci bir akımdır.
İnceleyeceğimiz diğer kelime “siyasi”. Günümüzdeki kullanımı
“devlet yönetimine dair” diye bilinse de siyaset demek esasında yalnızca “işin yönetimine
dair” demek. Bir işin nasıl yapılacağı, öncelik sırası gibi konulara dair
fikirlere siyaset deniyor. Kelimenin kökeni tee “seyis’e kadar gidiyor. Seyis
at yöneten demektir; at bakımıyla ilgilenen, tımarıdır, sağlığıdır,
temizliğidir bu tür işlerle ilgilenene verilen isim. Zamanla işlerin nasıl
yönetileceğine siyaset demişiz ancak bu kullanım günümüzde kaymış, devlet
yönetimi oluvermiş. Eski günlerden miras olarak şirket politikası diyoruz ama
nedense şirket siyaseti demiyoruz (burada hela yerine tuvalet, lavabo ya da WC
demek gibi bir durum var). Siyasi ya politik kelimesine denk gelince aklınıza
direkt devlet yönetimi gelmesin – sonra yabancı kaynakları okurken kafa
karışıklığına neden oluyor, bu dernekle devletle ne alakası var diyorsunuz. Yönetimle
alakalı demek.
Kalıcılık ilkesi permakültürün can damarı. Permakültürde
sürdürülebilirliği ya da sistemin kayıplarını telafi etmesini amaçlamıyoruz. Bunu
hiçbir zaman amaçlamadık. Tasarımlarımızda doğadaki gibi kendi kendine bakan, güçlenen,
büyüyen ve hatta yayılan bir düzen kurmaya çalışıyoruz. Bu durum sürdürülebilirliğin
ötesi. Yalanın bile sürdürülebilir hali olur mesela, ama kalıcıysanız söyleyemezsiniz.
Permakültür etiği kalıcı olmaktan geliyor. Etik’te aklınıza bir şey takılırsa permakültürde
onu kısıtlayan kıstas kalıcılık, kalıcılığa bakın.
Bu tanım “permakültür etik sistem tasarımıdır” gibi çekici
bir tanım değil. Konuya yeni başlayanların bir kaşını kaldıracağı, hatta belki
de uzak durmasına neden olacak bir tanım. Belki de o yüzden can alıcı başlıklar
heeeep eğitimlerin ve kitapların eeen sonuna saklanıyor…
.
İnternette permakültür nedir sorusuna cevap olarak verilen
onlarca tanıma rastlarsanız hiç şaşırmayın. PDC’ye başlarken ve bitirirken iki
kez sorulur ve her ikisine de kendi cevabınızı vermeniz istenir. Bu ortamda kafa
karışıklığı normaldir :)*
.
*Permaculture is the conscious design of sustainable human settlements & agriculturally productive systems which have the diversity, stability, resilience & creativity of natural eco-systems.
Permaculture is integrated, evolving system of perennial or self-perpetuating plant and animal species.
Permaculture is consciously designed landscapes which mimic the patterns and relationships found in nature, while yielding an abundance of food, fibre and energy for provision of local needs. People, their buildings and the ways in which they organise themselves are central to permaculture. Thus the permaculture vision of permanent or sustainable agriculture has evolved to one of permanent or sustainable culture.
Permaculture is an approach to land management and
settlement design that adopts arrangements observed in flourishing natural
ecosystems.
Permaculture is a design system that reconciles human communities
with the ecological impervatives of a living planet.
Permaculture is connecting system of disciplines.
Permaculture is surplus information.
Permaculture is a revolution disguised as gardening.