kahverengi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahverengi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2024 Salı

çalakalem: kompostun üretim aşamaları

Kompost demek ayrışmak demek. Malzemeyi öğütüyoruz, parçalıyoruz, ayrıştırıyoruz. Ayrıştırıyoruz ki mikroorganizmalar kullanabilsin, bitkiler faydalansın. Bugünkü konumuz bu değil. Konumuz aşamalar. Kapıya malzemeyi yığdılar, hadi üret dediler; hangi aşamalardan geçiyor.

Önceki yazıda dediklerimi tekrarlamam gerekiyor. Kompost konusu bizim, permilerin, üreticilerin ya da doğaya duyarlı insanların, konusu değil. Bu konu çevre mühendisliğinin konusu, çünkü atıklarla onlar uğraşıyor. Kimi permiciler bunu çok içerleyecek, ondan zaruri örnekler gelsin. Mesela Adana’daki bir mezbahanın atık yönetiminde çalışan çevre mühendisi olduğunuzu düşünün. Günde ortalama 26 bin tavuk, 600’ün üzerinde küçükbaş, 45 tane de büyükbaş kesiliyormuş (bakanlık sayfasındaki verilerden). Ağırlığın kabaca yüzde 6’sı kan ve diğer sıvılar olsa günde 6 tona yakın sıvı atık demek. Derisi var, tüyü var, ıvırı var zıvırı var.

Hayvandan gitmeyelim, pazardaki sebze atıklarından gidelim. Pekü, mesela İstanbul’da günde ortalama 70 pazar kuruluyor. Her pazarda 12-15 ton atık çıkarıyormuş. Bunun üçte biri sebze atığı olsa, ki muhtemelen daha fazladır, sırf pazarlarda çıkan ve çöpe giden sebze atığı günde 350 ton. Market ve manavlardan çıkan atığı da hesaba katmak için sonuna sıfır mı eklesek? Bu kadar atıkla nasıl başa çıkılır? Hesap kitap olmadan olur mu?

Bizim tarlada, bahçede, evde üstünkörü geçtiğimiz birçok adım miktar bu kadar çok olunca öyle hızlıdan geçilmiyor, sürecin mutlaka kusursuz işlemesi gerekiyor. İşlemezsek ne olur, koca deniz çürür, kokar...

.

Kompost üretimi -kabaca- 3 aşamadan oluşuyor. Önkompostlaşma, kompostlaşma ve olgunlaştırma. Başlayalım:

     1.  Önkompost

Atıkların kompost üretimine hazır hale getirilmesine ya da çevreye zarar vermeden depolanmasına önkompostlaşma deniyor. Ön- ekinden anlaşılıyordur zaten. Kimi ayrı yazıyor kimi bitişik, neysem konumuz değil.

Buradaki amaç yaprakları, tahtayı ya da samanı parçalayarak uygun boyuta getirmek, yeşil atıkları daha stabil hale getirip depolamak, her ikisini de ön bir işlemden geçirip kompost üretimini daha hızlı ve verimli olmasını sağlamak… gibi uygulamalar olabilir. Her gün 10 kamyon sebze atığı gelirken “ya bu yığının kompostlaşması bir on gün daha uzun olur” diyemezsiniz, 18 günde üretilecekse tam 18 günde üretimden çıkması gerekiyor ki yerine yeni atıklar gelsin.

Bu problemleri biz de yaşıyoruz. Güz yaprakları bir anda dökülüyor, yeşil atıklar gelinceye kadar çuvallayıp bir kenarda bekletiyoruz. Güz yaprakları birbirine yapışırsa hava almıyor, oksijen girmiyor ve kompost süreci sekteye uğruyor. Çim biçme makinesiyle yaprakları ufalarsanız bu dertle uğraşmazsınız mesela.

Yeşil atıklar bir başka. Kompost yığını hazırlamak için yeterli mutfak atığı genelde çıkmıyor. Depolamak gerekiyor. En kolayı buzluğa atmak, bir zoru fermente etmek. Atıklar donunca, hücre yapısı bozulduğu için, ayrışması daha hızlı oluyor. Atıkları fermente etmenin bir adı var: çöp turşusu aka bokaşi. Fermente ettiğiniz atıklar daha hızlı ayrışır, yani daha hızlı komposta dönüşür. Önden öğütüyorsunuz biraz. Daha kararlı bir malzeme elde ediyorsunuz, depolayabiliyorsunuz (bokaşi kompost değildir dememiz bundan).

Büyük alışveriş merkezlerinde çıkan atıklar kompost makinelerinde dönüştürüyor. Bu makineler esasında bizim anladığımız anlamda kompost üretmiyor, atıkları un ufak hale getiriyor, kurutuyor ve ideal bir karışım ortaya çıkıyor. Atığın ağırlığının büyük bir kısmı su olduğu için uğraşılacak atık miktarı  (ağırlığı) azalıyor. Ayrıca bu karışım mikroorganizmalar için bebek maması. Toprağa attığınız anda tüketiyorlar.

  2.  Kompost

Kompost genelde şöyle anlatılır: “Yeşil malzemeler var, kahverengi malzemeler var. Bunları belli karbon - azot (C:N) oranlarında karıştırıp bir yığın elde ediyoruz. Sonra o yığını düzenli aralıklarla çeviriyoruz. Karışım oranı 1’e 18 ila 1’1 25 arası ise sıcak (hızlı) kompost olur, karbon oran daha fazlaysa (azot düşükse) soğuk kompost gibi..

Peki bu ideal oranlarda saman ve kahve kapçığı (kahve kepeği) karıştırsam neden hemen başlamıyor? Yığın ısınmıyor? Saman ve hayvan gübresi yığını 2 güne ısınırken bu yığın neden soğuk? Saman aynı saman, kapçıkta mı sıkıntı var?

Cık. Bakılacak tek formül o değil çünkü. 4 formül var (ilk yazıda paylaştım). Biri Karbon azot oranı, diğeri özgül ağırlık, diğeri su karbon oranı, en sonuncusu da katı madde oranı. Saman – kahve kepeği karışımının ısınmamasının nedeni ikinci formül. Saman da hafif bir malzeme, kepek de. Yığına çok hava giriyor, bakteriler bir türlü ortamı kendilerine uyarlayamıyor. Termofilik (sıcak seven) bakteriler çoğalamıyor. Bizim daha yoğun bir yığına ihtiyacımız var. Hayvan gübresi ağır ve ıslak (yoğun) bir malzeme. Saman ile hayvan gübresi yığınının hızla ısınması bundan, karışımın özgül ağırlığı ideale yakın.

Bizim hesaba boğulmamıza gerek var mı? Antin kuntin malzemelerle uğraşmıyorsanız küçük ölçekte yok. Ancak orta ve büyük ölçekte kompost üretmek isteyenlerin (çiftliği vb. olanların) çevre mühendislerine danışması gerekiyor. Belediyelerin de bu konuda destek ve danışmanlık alması lazım. Kimyacılardan filan değil, bu meslek grubundan, çevre mühendislerinden. Bence permakültür sertifikasıyla olacak iş değil.  Çünkü olay burada da bitmiyor. Kompost süreci de kendi atığını üretir. Kompost suyu (dibinden sızan su, kompost şelatı) büyük üretimlerde dereleri, koyları, tarlaları zehirler. Bunun kontrol edilmesi, biyokömür emdirilmesi vb. süreçler var. Şelat ile çayı ve şerbeti karıştırmayın, şelat dipten sızan sıvı, şerbet atık (ya da kompost) ile suyun karıştırılıp bir süre bekletilmesiyle elde edilen sıvı (oksijenli olmak zorunda değil, az sulu da olabilir), çay da atık ile suya oksijen vererek hazırladığınız sıvıya deniyor.

Bunların dışında atık ısı var, fare kontrolü var, kokusu var… Var yani...

    3.  Olgunlaştırma

Kompost ısındı, soğudu, bol bol çevirdiniz. Hadi hemen bahçede kullanalım. Cık.

Bitkilerin topraktaki besinleri iki farklı şekilde alıyor. Biri sıvıyla (bizim tuzlu su içerken tuzu almamız gibi) bir de zayıf asit ile topraktaki mikroorganizmalarla iletişime geçmesi. Ayrıntılara girmeyelim (TÜBİTAK’ın yayınladığı mikroplarla takım olmak, besinlerle takım olmak diye güzel kitaplar var). Bu iletişim için salgıladığı enzimler, asitler vb. mikroba özgü. Yani bitkinin mikropla konuşuyorken kullandığı dil farklı farklı.

Bitkilerin kompost bakterileriyle muhabbeti var mı? Yok. Onun topraktaki elemanlarla muhabbeti var. Kompostlaşma sürecindeki bakterilerle topraktaki bakteriler farklı. Yığın biraz dinlensin, topraktaki bakteriler yığına göç etsin, yayılsın. Sonra kullanın. Market bahçeciliğinde sıkça yapılan hatalardan biridir bu, zaman baskısı olduğu için olgunlaşmamış kompostu hemen yataklara karıştırırlar, sonra sezon ortasında fena patlarlar.

İdeali yığını 6 ay bekletmek. Altı ayınız yoksa ya azar azar katın ya da yüzeye serin, toprağa karıştırmayın.

Bu üçüncü evrede kompostu ürüne dönüştürme işlemleri de yapılıyor. Komposta besin değerlerini artıracak gübreler (deniz yosunu, kaya tozu gibi) ya da hacmini arttıracak malzemeler (kum, vermikulit, perlit vb.) katılıyor.

.

Böyleyken böyle. Şipşak dedim, mevzuya göz kırptı.

.

Hamiş: Çevrecileri sevin. Bar bar bağıran çevrecilerden bahsetmiyorum. Çevre mühendislerinden bahsediyorum. AB’ye gireceğiz, her fabrikaya bir çevre mühendisi zorunlu olacak diye üniversitelerde bölümlerler açıldı, mevcut bölümlerin kontenjanları arttı. Sonra mezun olunca ne görsünler ne AB kalmış ne kariyer. Bence son dönemde bir meslek grubuna atılan en büyük kazık budur. Sonra müsilaj neden olur, kim kanalizasyona asit döktü..

19 Ocak 2024 Cuma

şipşak - baypas gübre tankıyla fertigasyon

Diyelim ki sulama hattına gübre vermeye aklınıza koydunuz ancak çeşitli nedenlerden venturiyi istemiyorsunuz. Peki o halde baypas hattına gübre verelim vanalarla ayarlayalım.

.

Bu arada baypas, bypass, by-pass için atlama kelimesi önerilmiş. Atlama hattı. Bence yakışıyor. Bypass, ya da baypas yazmaktan çok daha mantıklı. Yan hattan geçiyoruz, atlıyoruz. Sevdim. Bu yazıyı bozmayacağım, ancak bundan sonra atlama kelimesine denk gelirseniz baypas'tan bahsediyorum.

.

Baypas gübre tankının artılarını eksileri yazalım önce. Eksiler:

  • Gübre eşdeş (homojen) dağılmıyor. Sulamanın en başında az iken, bir ara zirve yapıp sonra düşüyor. Yani hatta giden suyun bir kısmı çok gübreli (şerbet kıvamında) bir kısmı gübresiz. Sebze yetişticiliği için ideal değil.
  • Basınçlı sistemlerde basınca dayanıklı gübre tankına ihtiyacınız var. Ek masraf ve bakım.
  • Basınçsız sistemlerde de kapaklı bir tanka ya da taşmayı önleyecek bir düzene (gübre tankıyla su deposunun eş yükseltide olması) ihtyiaç var.
  • Otomasyonu zor.

Artılar:

  • Kurulumu çok basit. Vanayı, tank alıyorsun ve bağlıyorsun. Bu kadar.
  • Katı gübreleri doğrudan tanka koyabilirsiniz.
  • Bu sistemi kurmanız için gerekli parçaların hepsi ülkemizde üretiliyor. Direkt üreticiden satın alabilirsiniz. Maliyeti düşük. (Eskiden venturinin parçalarını getirmek derti, fiyatı yüksekti. Sırf bu yüzden venturi yerine baypas gübre tankı kurduğumuz uygulamalar oldu.)
  • Basınçlı ve basınçsız sistemlerinde kurulabilir. Sistemin ideal çalışması için basınç olması gerekiyor.
  • Sistemdeki yük kaybı düşük (venturide bu konu sıkıntılıydı) 
  • Yüksek debilerde uygun

.

Bu tür malzemeleri yıllardır Kalitek'ten alıyorum. Depreme kadar herhangi bir problem, gecikme vs yaşamadan siparişlerim elime ulaştı. Depremden beri ortalamayla sınıfı geçiyorlar diyelim. Sonra bana kızmayın ya da övmeyin. İki ürün var:

Tank bağlantı vanasını şu sayfadan satın alabilirsiniz, kalitek - tank bağlantı vanası . Ana hattın çapına göre seçiyorsunuz. Bağlantılar teflonsuz gelecek. Söküp, teflon ya da keten türevi sarıp sıkmanız gerekiyor. Plastik olduğunu unutmayın ve çok sıkmayın. Sıvı conta bazen iş görüyor, bazen sızdırıyor.

Bu ürünü satın almak yerine kendiniz de tee'ler ve vanalarla yaparım diyorsanız, şeması şöyle: 


Tankın kendi için de şu linkteki ürünlere bakabilirsiniz. Basınçlı sistemlerde bu tip bir tanka ihtiyacınız olacak kalitek - gübre tankı . Tankı kendiniz üretmek istiyorsanız, şuraya bir iki tüyo bırakayım: Plastik depolar 2-3 bara kadar kaldırıyor gibi, ancak tepedeki büyük kapak hep kaçırıyor. İçine gübre koyacağımız için açıp kapamak da gerekiyor. Oluyor da verimli olmuyor. O yüzden - basınçlı sistemlerde - tankı satın almanız gerekecek.

Bir daha yazalım yanlış olmasın. Kalitek ile benim müşteri- satıcı ilişkisi haricinde bir muhabbetim olmadı. Siparişleri oradan geçtiğim için bağlantıları onların sayfalarından verdim.

.

Sistem şöyle çalışıyor. Depoya giden vanalar genelde hep açıktır. Ana hat üzerindeki vana açıksa, su gübre tankından dolaşıp sisteme geri girmez (basınç dengelenene kadar tankı doldurur, o kadar) . Ana hat üzerindeki vanayı kıstığınızda suyun bir kısmı gübre tankına gider, oradaki çözeltiyle karışır ve sisteme geri girer. 

Depoda sıvı gübre var ise ilk suyla çözeltinin çoğu sisteme katılır. Zamana yaylı gübreleme olmaz. O yüzden gübre tanklarına genelde ince kumaş içinde katı gübre konuyor. O yavaş yavaş suya gübre veriyor. Kıtlama şeker gibi :)

Katı gübre damla sulamalara gitmesin, tıkamasın diye genelde depodan sonra kir tutucu da takılır. İmkan varsa tavsiyedir.

.

Basınçsız sistemlerde özel tanka ihtiyacınız yok, depoyla eş yükseltide bir havuz, tank, bidon olsa da olur. Ancak gübre deposunu ana depodan daha aşağıda yapmamalısınız. Basınçsız sistem verimli çalışmaz, baştan söyleyelim. Onun şeması da şöyle:


.

Son: Venturi mi baypas gübre tankı mı? Otomasyonu ihtiyacım olduğu için imkan olduğunda venturiyi tercih ediyorum. Eskiden venturi enjektörleri çok pahalıydı, el mahkum baypas gübre tankı kullanıyorduk. Fiyatları incelerseniz venturinin (pompa fiyatını dahil etmezseniz) daha ucuza geldiğini göreceksiniz. Yüksek debilerde, kurulum zorluğunda ya da sistemi yönetecek insanın eğitimi az ise gübre tankı kullanıyoruz.

.

Hamiş: Yazım, dilbigisi ve benzeri onlarca hatayı uyaranlar oldu. Haklısınız. Valla. Ancak yapabileceğim hiç bir şey yok. Son iki şipşak yazısını sabah 3'de hazırladım. Ya böyle olacak ya da hiç olmayacak. Bilgi serbest olsun da benim dilbilisindeki cehaletim dalga konusu olsun. Sevgiler, saygılar, hürmetler :)

17 Ocak 2024 Çarşamba

şipşak - venturi

Lisedeyiz, fizik dersindeyiz. Normalde ortaokulda fen dersine giren Nurettin Hoca bi sebepten fizik dersinde. Tahtaya formülü yazdı "pe vee eşittir nee ree tee...". İdeal gaz yasası, pV=nRT. Fizik alan herkes bu formülü "paran varsa ne rahat" formülü diye de bilir, bizim sınıftakiler de bu gruba dahil. Bendeniz hariç, çünkü bana fiziği babam öğretti. Nurettin Hoca kaldırdı beni, "buradaki harfler neyin kısaltması, akılda kalsın diye tekerlemesi neydi" dedi. Üniversite sınavına çalışıyoruz ya cevabı bildiğim soru gelince heyecanla "P dedim basınç, v hacim, n atom sayısı, r katsayı, t de sıcaklık, tekerlemesi de pavyoncu nurettin" dedim. 

Babaa!!! İki metre ötemdeki hocaya, bir de ismi Nurettin olan hocaya. Allah'tan diğer lakabını söylemedim.

Fizik dersinden atılmadım demem. Niye disipline gitmediğimi de inanın bilmiyorum, sadece sözlü notlarım pek bi düşük gelmişti o sene. Ah baba ya. Nurettin Hoca emekli oldu, en son zeytin yetiştiriyordu 10 sene önce. Sen yoksun, ben hala hatırladıkça gülerim.

İdeal gaz yasası, bernoulli, venturi.. Bunlar el ele geliyor. Bir kaptırırsanız kendinizi inşaat mühendisliğinin hidrolik bölümünde bulabilirsiniz. Biz kaptırmayalım, bunun damla sulamayla ne alakası var onu inceleyelim.

.

Damla sulamayla sularken suya gübre katabilsek ne kadar güzel olurdu di mi. Evet, bu işlemin adı fertigasyon. Hasad yayınlarında kitabı var, lütfen alın inceleyin. Fertigasyon yapabileceğiniz yöntemlerden birinin adı venturi. Olayın fiziği şöyle, su sıkışmayan bir malzeme olduğu için su daha küçük bu borudan geçmesi gerekirse hızlanıyor, çünkü sıkışmıyor. Hızı arttığı için basınç düşüyor. Venturi demiş ki, biz o basınç düşen yere delik açsak havayı, suyu emcükler çünkü dışarının basıncı daha fazla. Sonra başka biri de demiş ki su deposuna gübre atarsak koca depoyu temizlemesi zor oluyor, depodaki su temiz kalsın, gübre tankı diye ayrı bir tank olsun. Biz bu venturiye gübre tankını bağlayalım, sıvı gübreyi emsin. Bir de vana koyayım, ne kadar çekeceğini de belirleyeyim. Olay budur.

Venturinin artıları eksileri. Önce eksiler.

  • Pompaya ihtiyacınız var. Damla sulama sistemlerinin çalışması için yüksek basınca ihtiyacınız yok, borunun içinde hava kalmasın yeter. Ancak venturinin çalışması için basınç gerekiyor. Basınç için de pompa.
  • Su dar bir alandan geçeceği için borudaki toplam debi düşecektir. Doğrudan sulama borusu üzerine baypassız venturi takarsanız (ki doğrusu baypaslı, aşağıda verilen) ya pislik takılır ya da debi düşer. Bahçeyi sulayamazsınız. Baypas hattı taksanız bile gübre verdiğinizde (yani venturi aktifken) debi bir miktar düşecektir. Buna kayıba yük kaybı deniyor, sistemdeki basınç farkına bağlı olarak en az %10'luk bir kayıp olur. Bu oran fark büyürse %75'e  kadar çıkıyor.
  • Katı gübrelerle kullanılmaz.
  • Kurulumu ilk seferde biraz kafa karıştırıcı.

Artıları da şöyle:

  • Venturi ile organik ya da sünni her tür sıvı gübreyi sisteme verebilirsiniz. Öyle elde pompoayla ya da pet şişeyle dolaşmaya son.
  • Gübrelemeyi otomatikleştirebilirsiniz. Pompa zaman ayarlıysa, hem otomatik gübreler hem de sular. Benim gibi sezonun tam ortasında iki hafta tatile çıkarsınız.
  • Gübre tankının basınçlı olmasına gerek yok. O yüzden venturili sistemlerde gübre tankı yerine çözelti kovası deniyor. Ağzı açık çöp kovasından bile gübre tankı olur. (basınçlı gübre tankı fiyatlarına vs bakınız). Tabii ağzı açık derken bir tel, sineklik çekin de sisteme pislik girmesin.
  • Kullanması basit ve ekonomik. Bakımı kolay. Enjeksiyon hızını ayarlayabilirsiniz.  
  • Gübre, ilaç vs sıvı her şeyi hattan verebilirsiniz.

Venturi için bir adet venturi enjektörüne ihtiyacınız olacak. Bağlantısını şöyle: venturi-amazon.com.tr

Farklı çaplarda gelecek. Yarım parmak olanı tercih etmeyin, en küçük pompalarda bile sistem zorlanıyor. Ben üç çeyrek (3/4) enjektörleri büyüklü küçüklü bostanlarda kullandım. Bir parmak ya da daha büyük enjektörler herhalde daha da büyük alanlar için.

Baypaslı bağlantı şeması aşağıdaki gibi (baypassız sistem kurmayın, tavsiye edilmez):


 Şema karışık gelecekse, gelmesin. Dümdüz giden bir hat var. Ona iki tane tee takarak suyu dolaştırıp ana hatta geri veriyoruz.

 Sistemde önemli nokta şu, normalde baypas hattı yedek hattır. Su ana hattan gider, bir sıkıntı olursa ya da bir ekleme yapacaksanız vanaları kısar/kapar suyu baypass hattına alırsınız. Ancak venturinin verimli çalışması için türbülans olmaması gerekiyor. O yüzden venturi enjektörünü (yukarıda resmi olan parçayı) ana hatta takıyoruz.

 Su ilk teeye gelip ikiye ayrılıyor. Yukarıdan giderse baypas hattından geçip ana hatta geri bağlanıyor. Alttan giderse venturi enjektöründen geçip, geçerken gübreyi de emip ana hatta geri bağlanıyor. Burada birinci ve ikinci vanalar venturide bir sıkıntı olursa (pislik gelirse vs) enjektörü söktüğünüzde sulamaya devam edebilmeniz için. Kullanımını da açıklayacak olursak, gübre vermiyorsanız birinci ve ikinci vanayı kapıyorunuz, üçüncü vana ardına kadar açık. Gübre verecekseniz birinci, ikinci vanalar ardına kadar açık. Üçüncü vana kısıyorsunuz. Gübreyi ne kadar hızlı çekilsin istiyorsanız o kadar çok kısıyorsunuz. Üçüncü vanayı tamamen kaparsanız çok hızlı çekecektir ancak bahçeye giden su azalacak. Tavsiyem öyle bir ayarlayın ki gübreleme bittikten sonra geçen zamanın yarısı kadar daha sulasın bahçeyi. Yani bahçeyi 30 dk sulayacaksanız, ilk yirmi dakikası gübreli son on dakikası yalnızca su. Hattı temizlesin, gübreyi köklere indirsin. Başında durup dördüncü vanayı kaparsanız ne ala. Durmazsanız zararı yok, sisteme hava girecektir, ancak bunun zararı yok. Venturiye pislik girerse ikinci, üçüncü ve dördüncü vanalar açık kalsın. Birinci vanayı açıp açıp kapayın. Pislik büyük değilse temizliyor. Yukarıda bağlantısını verdiğim üründe dördüncü vananın olduğu yerde çekvalf var, yani suyun gübre tankına geri gitmesini engelliyor. Siz gene de koyun o vanayı.

Damla sulama hattında biriken kalsiyumu eritmek için bu hattan sirke de verebilirsiniz. Sirke %4-5 asetik asit. %25 asetik asitin yabani ot kontrolünde kullanıldığını unutmayın. Yani fazlası ya da yoğunu ekili sebzelere zarar verir.

Sistemi kurarken lütfen iki vanadan tasarruf edeyim demeyin. Doğru kurun, kafanız da rahat olsun sistem de :) 

*Baypass, bypass, by-pass, baypas. Bana kalsa hepsi paspas. Şu kelimenin Türkçesi yok mu yaw.