4 Kasım 2026 Çarşamba

şipşak: ne nedir

Geçenlerde gene biri sap ile ineği karıştırıyordu. Tanımları alt alta yazalım. Sonra sıkıntı olmasın.

Permakültür: Aklınıza ilk önce tarım gelmesin; permakültür etik sistem tasarımıdır. Herhangi bir sistem, illa tarım olmak zorunda değil. Çıkış noktası peyzaj ve tarım olduğu için akla ilk tarım gelmesi normal. Bitkileri sadece güzel görünüyor diye oraya buraya dikiyoruz ama o bitki orada yaşamak istiyor mu, diğer bitkilerle ve canlılarla ilişkisi nasıl olacak, sulaması nasıl olacak… Buradan bir başlıyorsunuz, konu koca bir sistem tasarımına kadar gidiyor. Etik kurallar var, uygulama örnekleri var.

Permakültür tanımında iki noktaya mutlaka dikkat edin.

İlki: Çoğu yerde tanıma bir kelime daha ekleyip “Permakültür etik sistem tasarımı bilimidir.” derler. 1990’larda bir sürü değişik tipin permakültüre metafizik karıştırmaya çalıştığı bir dönem oldu. O yüzden permakültürü bilime sabitlemek amacıyla tanıma bilim kelimesi eklendi. Yoksa permakültür bir bilim, bilim dalı değildir. Permakültür anlatırken biri size metafizik anlatıyorsa yanlış kişiden ders alıyorsunuz. Anlatan permakültürcü değildir, palavradır, şaklabandır. Bizde de var bu tayfadan insanlar.

İkinci nokta: Eğitimlerde permakültür tanımı bile bile muğlak bırakılır, öğrenenlerin kendi tanımını yapması istenir. 80 saat eğitim alıyorsanız defterinizde 80 farklı tanım olması gayet normal. Bu bir eğitim tekniği, şaşırmayın. Bu durum konuya yeni başlayanları serseme çevirse de iyidir, gereklidir.

Ekoloji: Türkçesi doğa bilimi. Canlıların birbiriyle ve dünyayla ilişkisini inceleyen bilim dalı. Ekoloji, bilim dalları arasında eeen yavaş ilerleyen bilim dalı çünkü diğer bilim dallarındaki kadar deneysel çalışamıyorsunuz. Saha gözlemleri yapılıyor, laboratuvarda deneyler yapılıyor, sonra sonuçlar kıyaslanıyor. Tekrar tekrar.

Uygulamalı ekoloji: Ekoloji biliminin sahaya uygulanmasına uygulamalı ekoloji ya da applied ecology deniyor. İki örnek gelsin:

Diyelim ki millî parkın birindeki kurtları çiftçiler öldürmüş. Geyik, çakal vb. hayvanların sayısı artmış, artık etrafa zarar verir hâle gelmiş. Kurtları geri getirirsek etkisi ne olur? Bu soru uygulamalı ekoloji.

Bir diğer örnek olarak elektrik santrallerinin soğutma suyu projeleri olabilir. Santrallerin soğutulması için kullanılan su denize geri verildiğinde denizin o bölgedeki sıcaklığı artıyor. Buradaki canlılar üzerindeki etkisi nedir, hangilerine yarar, hangilerine zarar verir? Bu konular.

Agroekoloji: Ekoloji biliminin tarım alanlarındaki uygulamalarını inceleyen bilim dalına kısaca agroekoloji deniyor. Bilim ile saha uygulamaları arasında gidip gelen, yıllar süren deneylerin yapıldığı ve hâlen daha emekleme aşamasında olan bir bilim dalıdır (uygulamasına ekolojik tarım diyoruz). Agroekoloji tanımında dikkat edilmesi gereken çok önemli bir muhabbet var.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2019'da aldığı, “Agroekoloji budur, böyle olmalıdır.” diye bir karar var. 10 maddeden oluşuyor. Bu karar, 2018 yılında daha önce alınan iki kararın nihai hâli (FAO Ölçeklendirme Girişimi ve BM Köylü Hakları Deklarasyonu). Açıkçası FAO'nun deklarasyonu tartışmalı bir karar; agroekolojiyi olduğundan başka bir şey olarak tanımlıyor (şöyle ki: Endüstriyel gıda üretimi tarafından tahrip edilmiş bir gıda sistemi ve kırsal ortamda maddi gerçekliğimizi nasıl dönüştürüp onarabileceğimizin cevabıdır). Gerçek tanımdan o kadar kopuk ve farklı ki, agroekoloji bu değil desen BM'in kararı var – BM kendi başına bir otorite, salla gitsin diyemezsin. Budur desen, agroekoloji gerçekte bu değil ki...

Bir kere bilim dalı olan agroekoloji ve onun uygulaması olan ekolojik tarımdaki öncelikli amaç onarmak değil, endüstriyel tarıma savaş ilan etmek hiç değil (bilakis çoğu kez onunla birlikte çalışıyor) ya da maddi gerçeklikleri dönüştürmek hele hele sıfır.  Bir de bu kararla itelenen adil üretim kavramı var ki evlere şenlik. Agroekoloji araştırmalarının gerçekten yapıldığı ülkelerde FAO'nun bu kararını – en kibar ifadeyle –iplemediler. İngiltere, Almanya ve Hollanda'da tartışmaya bile gerek görmediler. Bilim olarak gelişmemiş, satış ve pazarlama için fırsat arayan İspanya, İtalya ve maalesef bizde agroekoloji BM kararındaki şekliyle tanıtıldı. O kadar yanlış uygulamalar agroekoloji adı altında size sunuluyor ki hangi birini söylesem… Siz bilin ve gözünüzü açın. Blogda bu konuyla ilgili yazılar var, agroekoloji uygulama örnekleri var.

Pazar ya da market bahçeciliği: Modern bostancılık diyebilirsiniz buna. Dünyanın her yerinde sebze üretimi için farklı farklı yöntemler geliştirilmiş. Bu yöntemlerin her birinin güçlü taraflarını alıp modern sulama, gübreleme, analiz vb. fırsatlardan da faydalanarak yapılan üretime market bahçeciliği deniyor. Mesela bizde kayıtlarda krizme diye geçen, toprağın 60 cm derinliğine kadar kabartılması, Fransa'nın yoğun ekim yönteminde double digging diye geçiyor. Market bahçeciliğinde de 60–75 cm'ye kadar toprak muhakkak kabartılır – en kötü ilk uygulamada.  Genelde 75 cm genişliğinde sabit yatakların olduğu, en az bir (damla sulama), genelde iki sulama sisteminin birlikte kullanıldığı, bitki bakımı ve beslemesiyle yüksek kalitede ürün alınan ve üretim alanının postalı ekim, ardışık ekim ve kardeş bitkilerle boş bırakılmadığı sistemler düşünebilirsiniz.

Regenerative Farming – Onarıcı Tarım: Türkçesi onarıcı ya da iyileştirici tarım. Sıkı tutunun, bunun tanımı için biraz geri gideceğiz.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra çok büyük bir risk vardı: Gıda güvenliği. Bu yüzden devlet politikaları, gıda üretimini kolaylaştıracak ve üretimi artıracak her politikaya izin verdi. Kimyasalından toprağın hunharca işlenmesine kadar her uygulamaya... Bu sayede hem gıda güvenliği garanti altına alındı hem de diğer endüstrilerin gelişmesine olanak sağlandı. Akıl almaz nüfus artışına rağmen istisnai olaylar haricinde açlık olmadı. Bu arada doğaya geçmiş olsun...

Ancak sürdürülebilir olmayan programlar ve bilhassa dünyanın orta-geri kalmış bölgelerindeki bilinçsiz uygulamalarla (biz, biz, Biiiiz!!) toprak özelliğini kaybetmeye başladı. 1990'lardan beri gıdaların besin değeri ve kontrol gruplarındaki rekolte düşüyor. 2000–2010 yıllarından beri de olay ileri boyuta taşındı. Artık toprak aşırı kırılgan; organik madde seviyesinin düşüklüğü, tuz dengesizliği ve toprak yapısının bozulması, üretimi ve dolayısıyla gıda güvenliğini tehdit eder hâle geldi. Bu kırılganlığı bir an önce düzeltmek ve üretim alanlarını gerçek potansiyeline ulaştırmak gerekiyor.

Onarıcı tarımda kimyasal ilaç ya da gübre yoktur diye anlatanlar var. Yalan, vardır.

Mesela ayçiçeğini geç ekerseniz rekolte %25–50 arası düşer. Ayçiçeğinden önce toprağı iyileştirmek için ektiğiniz örtü ekinini ilaçsız sonlandıramayacağınız için deliler gibi ilaç sıkılır tarlaya (sahadan bildiriyorum: sıkmadım, rekolte %40 düştü). BES'in (British Ecological Society) bu konuda raporu var, merak eden okuyabilir. Topraktaki tuz dengesizliğinin en ekonomik çözümü gene kimyasal gübrelerdir. Kimyasala karşı olmak, onarıcı tarımda kimyasal yoktur demek değildir. Yurt dışında bu tür uygulamalara denk gelirseniz şaşırmayın.

Regenerative farming Türkçeye ilk önce iyileştirici tarım olarak geçti (hatta çok güzel bir kitap var bu adla). Sonra ne olduysa kavram bir anda onarıcı tarım diye değişti. Sonra gene ne olduysa kimyasal karşıtı grup bir anda bu hareketi sahiplendi ve toprak kimyasal kullanmadan onarılır fikrini enjekte ettiler. Toprak biyolojisini onarmak başka şey, onarıcı tarım başka şey… Lütfen karıştırmayın.

Bana yürüyeceklerdir, açıklamayı şimdiden yazayım: Kimyasalcı değilim, kullanmıyorum. Lakin onarıcı tarım sizin söylediğinizden farklı bir şey.

Gıda ormanı: Permakültürde food forest diye geçen, amacı gıda üretmek olan, meyve ağacı ağırlıklı sistemlere verilen ad. Çıkış noktası tropik ya da subtropik bölgeler. Permakültür eğitimlerinde çok anlatılır ancak bizim iklimlere çok uygun değil.

Trio – Üçlü ekim: Bir sert kabuklu yemiş ağacının (ceviz, badem, meşe palamudu gibi), bir meyve ağacının (elma, dut, armut vb.) ve bir destek ağacının (genelde azot bağlayan ağaç) tekrarlı olarak ekilmesiyle oluşturulan, bizim iklime ve üretime daha uygun gıda ormanına verilen isim.

 

Devamı gelir..